Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Merkezi tarafından “Doğumunun 1000. yılı münasebetiyle Selçuklu Devlet Adamı, Nizâmülmülk ve Nizâmiye Medreseleri” Paneli Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Kağan Karabulut, Prof. Dr. Özdemir Koçak, Genel Sekreter İbrahim Halıcı, Atatürk Kültür Dil Tarih ve Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, Selçuklu Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Ali Hacıgökmen, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Moderatörlüğünü Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Özdemir Koçak’ın yaptığı panele konuşmacı olarak İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Kesik, Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkan Göksu, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ocak, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihan Piyadeoğlu, Türk Tarih Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Güray Kırpık katıldı.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Selçuklu Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Ali Hacıgökmen, Nizâmülmülk ortaya koyduğu dini, siyasi, askeri fikirlerle sadece o dönemde değil, ondan sonraki Türk Devletleri’nden ve Osmanlı Devleti’ne kadar etkisini sürdüren önemli bir şahsiyet olduğunu dile getirdi.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Kağan, “Selçuk Üniversitesi, ismine yakışır bir şekilde Selçuklu tarihine de sahip çıkarak birtakım faaliyetler düzenlemekte bugün belki de bunun en önemlisini birlikte gerçekleştiriyoruz. Selçuklu’nun başkentinde bunun yapılmış olması ayrı bir güzellik, maalesef bizim tarihimizde Osmanlı’nın gölgesi altında kalan bir Selçuklu’yu bugüne kadar yaşadık, gördük. Belki bunun telafi çabalarından birini bugün konuşuyoruz, Selçuklu medeniyet kuran bir devlettir. Zamanın bütün âlimlerini çağırmış, istihdam ederek medreseler kurmuştur. Şimdilerde Selçuklu Devleti’yle ilgili filmler ve diziler de çekiliyor. Zor şartlarda nasıl bir medeniyet kurulduğunu bilir daha da bilinçleniriz” ifadelerini kullandı.
“NİZÂMÜLMÜLK, ÖNEMLİ BİR DEVLET ADAMIDIR”
Atatürk Kültür Dil Tarih ve Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, “Selçuklu tarihi, kültürü ve medeniyetinin henüz ülkemizde yeterince anlaşılmadığını ve tanınmadığını görüyoruz. Tabii bu tarihi şartlarla ilgili bugün için artık Selçuklu Devleti, Beylikler Dönemi, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’ni tarihi bir bütünlük içinde değerlendirebileceğini kesintisiz bir devamlılık arz ettiğini görebiliyoruz. Bu anlamda Nizâmülmülk, Melik Şah döneminin büyük vezirlerinden, devlet adamı ve büyük bir düşünürdür. Selçuklu Devleti bir medeniyet tasavvuruna sahip olan o dönemde Türk İslam Kültür Medeniyeti’nin öncülüğünü yapmış bu anlamda İslam Coğrafyasındaki eğitime öğretime kurumsal gelişmelere ve bugün belki de sahip olduğumuz pek çok mimari esere damgasını vurmuş bir dönemden söz ediyoruz. Bir insanın 1000 yıl sonra anılıyor olması demek ölümsüzlük demektir. Bu anlamda bizim tarihimizde nice büyük devlet adamı var. Mutlaka geçmişimizi tanımak durumundayız. Çünkü zaferlerimiz olduğu kadar yenilgilerimiz de var. Tarihten ibret alarak inşallah ülkemizi güzel, aydın, yarınlara taşımak için çalışmak, üretmek bir arada yaşama kültürümüzü geliştirmek durumundayız. Bu anlamda Selçuklu Devleti de kendi coğrafyasında bir arada yaşattığı pek çok dili, dini, etnik topluluklarıyla önemli bir tecrübedir. Bundan da yararlanmak gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
Programın Moderatörlüğünü yapan Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özdemir Koçak, “Doğumunun 1000. yılı münasebetiyle Selçuklu Devlet Adamı, Nizâmülmülk ve Nizâmiye Medreseleri” Paneli’nin oturumu açtı.
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Kesik, Selçuklu Devleti’nin Büyük Veziri Nizâmülmülk’ü tanıtarak şunları söyledi: “Nizâmülmülk, 10 Nisan 1018 yılında Horasan’ın Tus kentinde doğmuştur. Babası üst düzey memur ve âlimdir. Annesini bebek yaşta kaybetmiştir. İlk eğitimini babası gözetiminde almış çeşitli dini ilimler tahsil etmiş, 12 yaşında hafız olmuştur. Kendisini her bakımdan iyi yetiştirmiştir. Selçuklu Devleti’nin ilk atabeyidir. Melikşah’ın atabeyi olarak bilinir, vezirine baba olarak hitap etmiştir. Vezir Nizâmülmülk’i bir batinî fedaisi hançerleyerek ortadan kaldırmıştır, 1 ay arayla 19 Kasım 1092 tarihinde ise Sultan Melikşah’ın ölümü meydana gelmiştir. Büyük Selçuklu Devleti’ni ayakta tutan bu ikilinin peş peşe bir ay içinde vefat etmesi gerçekten Selçuklu Devleti’ne büyük bir darbe olmuştur” ifadelerini kullandı.
“NİZÂMÜLMÜLK, DEVLET TECRÜBESİNİ KALEME ALMIŞTIR”
Nizâmülmülk’ün Siyasetnâmesi ve Devlet yönetimi hakkında bilgi veren Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkan Göksu, Nizâmülmülk’ün günümüze kalan eseri Siyasetname’de devlet adamlarına öğütlerin yer aldığını belirtti. Nizâmülmük’ün Siyasetname’de devlet tecrübesini kaleme aldığını dile getiren Doç. Dr. Göksu, eserin 39 fasıldan oluştuğunu ifade ederek, Batılılar tarafından tercüme edildiğini ancak ülkemizde bu eserlerin tanıtımına geç kalındığını söyledi.
Nizâmülmülk’ün fikri ve dini hayatını anlatan Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ocak, Nizâmiye Medreseleri’nin Şafi mezhebi üzerine açıldığını dile getirerek “Türkler Hanefi Mezhebi olmasına rağmen Nizâmiye Medreseleri Şafi Mezhebine göre açılmıştır. Çünkü Nizâmiye Medreseleri’nin ana fonksiyonu Fatîmilerin oluşturduğu tehlikeyi bertaraf etmektir” dedi
“İSLÂM’IN İLK SİSTEMLİ MEDRESELERİDİR”
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihan Piyadeoğlu, Nizâmiye Medreseleri’nin kuruluşu ve önemini vurgulayarak, “Nizâmiye Medreseleri İslâm’ın ilk sistemli medreseleridir. Bu medreselerde devlet kademelerinde hizmet veren çok sayıda öğrenci yetiştirilmiştir. Nizâmiye Medreseleri, eğitimde eşitliği sağlayarak sadece İslam dünyasında değil Avrupa’da kurulan medreselere de model teşkil etmiştir” diye konuştu.
Nizâmiye Medreseleri’nin yayıldığı coğrafyayı anlatan Türk Tarih Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Güray Kırpık, Nizâmiye Medreseleri’nin Selçuklu Devleti’nin hâkimiyeti altında olan bölgelerde kurulduğunu söyleyerek, “Nizâmiye Medreseleri’ni uzun bir zaman diliminde değerlendirmek gerekiyor. Nizamiye Medreseleri’nin kurulduğu çağ 11. asırdır. Nizâmiye Medreseleri’nin yayıldığı coğrafyaya baktığımız zaman Büyük Selçuklu Devleti, 1090 yılına geldiğinde Doğuda Doğu Türkistan, Batıda ise Anadolu’da İznik’in Başkenti’nde bir Türkiye Selçuklu Devleti kurulmuş bulunuyordu. Yani Güneyde Yemen’e kadar uzanan bir hâkimiyet söz konusuydu. Yani Arap Yarımadası’nın büyük bir kısmı da büyük Selçuklu Devleti’nin hâkimiyeti altında bulunuyordu. Doğu Akdeniz’de bir etki alanı söz konusuydu. Burada Osmanlı Devleti ve Beylikleri de dikkate almak lazım” dedi. Panel, konuşmacılara plâket takdiminin ardından sona erdi.