Şehrimiz aydınları ile Bozdağ gezisi

Konya Aydınlar Ocağı ile KONFAD farklı bir etkinliğe imza attılar, Bozdağ'ı içine alan bir gezi düzenlediler. Zeki Oğuz yaban koyunlarını yazdı.

Zeki Oğuz

 

Konya Aydınlar Ocağı Sille Kültür Evinde Salı akşamları etkinlikler düzenler. Örneğin yarın akşamki etkinliği saat 21.00 de İbn-ül Arabi’de sembolizm. Sunuşu S.Ü. Öğretim üyesi Dr.Tahir Uluç yapacak.

 

Konya Aydınlar Ocağı ile Konya Fotoğraf Amatörleri Derneği farklı bir etkinliğe imza attılar. Konya-Aksaray yolu üzerindeki hanları, Karapınar bozkırını ve yaban koyunları ile ünlü Bozdağı içine alan bir gezi düzenlediler.Ben de konuk olarak katıldım bu geziye. Gezginlere ev sahipliğini ise İl Çevre ve Orman Müdürlüğü yaptı.Geziyi kurumun araçları ile yaptık.Karapınar bozkırının o kavuran sıcağından sonra kurumun ikramı olan yemek gerçekten bir cennet taamı gibi geldi.

 

Konya-Aksaray, Konya-Antalya yolu üzerindeki hanları ne zaman görsem bir gariplik çökerdi içime. Bir gariplik, mahsunluk,terkedilmişlik duygusu hissederdim. Zamanın valisi Ziyaeddin Akbulut döneminde, o günlerde yazdığım gazeteye tarihimiz yok oluyor diye bir manşet atmıştık. Bu haber yazı üzerine Zazadın Han ve Obruk Handa restore çalışmaları başlatılmıştı ama yeterli ödenekler gelmediği için çalışmalar yarım kalmıştı.

Birkaç yıl önce Selçuklu Belediye Başkanı Adem Esen bu hanların restore edileceği müjdesini vermişti ama ne yalan söyleyeyim pek inanamamıştım. Gurup olarak Zazadın Hana vardığımız zaman bu kere gözlerime inanamadım.Han restore edilmiş, çevresindeki pislikler ayıklanmış,bütün görkemiyle ortaya çıkmıştı. İçimden teşekkür ettim Adem Esen’e.

 

Hanın yapımına 11.Alaeddin Keykubad döneminde başlanmış oğlu 11.Keyhüsrev döneminde bitirilmiş.Mimarı Keykubad’ın av emiri ve mimarı Saadettin Köpek. Zalimliği ile ünlü Köpek Beyşehirin batısında Anamas dağlarının eteklerindeki Kubadabad sarayını da yapmış ve zalimliğinin cezasını bu sarayda öldürülerek çekmiş.

 

Antalya-Konya-Kayseri, Tuz Deve yolu üzerinde bulunan en güzel hanlardan biri Obruk Hanı.13.yy.da yapıldığı sanılıyor.Hanın duvarlarında büyük oranda toplama taş kullanılmış.Çoğunda Bizans dönemine ait kitabeler bile bulunuyor.Obruk köyünün mezarlığında ise mezartaşı olarak Bizans dönemine ait sütunlar mezar taşı olarak kullanılmış. Hanın hemen arkasında, günün her saati renk değiştiren güzel bir obruk gölü var.Buraya aynı zamanda Kızören obruğu da deniliyor. Halen restoresi devam eden Obruk Hanına  Kapadokya bölgesine giden guruplar mutlaka uğruyor.

Bir Derbent gezisinden sonra Kızılören Hanının da restore edildiğini görmüştüm. Tarihimizin yeniden dirilmesini sağlayanlara minnet borçluyuz.

 

Handan sonra başladığımız Karapınar bozkırındaki yolculuğumuz tam bir çöl safarisiydi.Yolculuk boyunca gördüğümüz ekili alanların hali hiç iç açıcı değildi.Ekinlerin çoğu işlenemez durumdaydı.Bu yazıyı yazdığım Çarşamba günü eğitimci arkadaşım Mustafa Durdu, tarihçi Hasan Bahar ve torunum Umutcan ile birlikte Çatalhöyük e gitmiştik.Hayıroğlu beldesindeki Boncuklu höyükü gezdikten sonra höyükün bekçisi Mustafa’nın evine konuk olduk.Başka belde sakinleri de geldi çayımızı içerken.Tarlaları sulandığı,iyi ürün aldıkları halde onlar da yakınıyorlardı ,halimiz perişan, diye.Tarımdaki girdiler alabildiğine artmış ama sattıkları ürün para etmiyordu. Onları dinlerken Karapınar bozkırındaki işlenemez haldeki ekinlerin sahiplerini düşündüm. En iyisi siz düşünmeyin de rahatınız kaçmasın.

 

Meyil ve Çıralı obruklarında sular epeyce çekilmiş.Obrukların bu halini görünce yüreğim sızladı.Umarım bozkırın bu mavi gözbebekleri de Meke’nin durumuna düşmezler.

Yukarda dediğim gibi bozkırdaki safariden sonra Bozdağ’da İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün tesislerinde yediğimiz yemek cennet taamı gibiydi.Yemekten sonra ağaçların koyu gölgesine oturup dinlendik. Tavşan kanı çaylar yudumladık.Aydınlar Ocağı Başkanı, şehrimizin yetiştirdiği değerli bir aydın olan Mustafa Güçlü’nün doyulmaz sohbetini dinledik. İkindi serinliği çöktükten sonra yaban koyunlarını görmek ve fotoğraflarını çekmek üzere Bozdağ'ın yolunu tuttuk. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim.Bu koyunların fotoğrafını çekmek hiç kolay değil.İyi bir fotoğraf için dağda günlerce kalmak gerekli. Çok ürkek ama alabildiğine güzel hayvanlar.

 

1960’lı yıllarda fark edilerek koruma altına alınmışlar. Bir ara sayıları iki bine yaklaşmış ve hastalık baş göstermiş.Bu nedenle bir kısmı Nallıhan’a,bir kısmı Karadağ’a nakledilmiş.Günümüzde yedi yüze yakın yaban koyunu var Bozdağ’da.Her yıl av turizmine açılıyor ve yedi tanesi ,tanesi 40 bin YTL karşılığı  avlanıyor.

 

Bozdağ tel örgülerle koruma altına alındığı için müthiş bir yaban hayatı gelişmiş. Başka yerlerde göremediğimiz tavşanları, çil keklikleri vb. burada görmek mümkün. Kartallar ve kurtlar yaban koyunlarının düşmanları, özellikle yavruları için tehlikeli ama elden ne gelir bu da yaban hayatının bir parçası.

Şehre dönerken yaban koyunlarının Karadağ’a salınmasının iyi bir seçim olduğunu düşünüyordum.Volkan çukurunda eğleşen yaban atları ile ne güzel uyum sağlarlardı.En kısa zamanda onları da görmeye gideceğim.

Yaşamınızı gerçekten zenginleştirmek istiyorsanız siz de bir gününüzü ayırın yaban hayatına.

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?