Şehitlik üzerine
Garip bir milletiz!.. Daha tam anlamında, tarihsel gerçeğimizle, toplumsal içeriğimizle, vatansever romantikliğimizle romanımız yazılamadı...
Bir yandan kimi kesimlerde üçkâğıtçılık, madrabazlık, hokkabazlık, dincilik, aşağılık, sahtecilik, köşeyi dönmecilik alabildiğine revaçtayken; öte yandan özveri, yurt sevgisi, saflık, bayrak özlemi ve kardeşlik duygusuyla şehitlik bilinci, insanı sürekli gözyaşlarına boğacak yoğunlukta...
İki sözcük: Şehit ve gazi..
Cühela neo-entelimiz şehitliğe dudak büker elbet; dinci -dindar değil- uzaktan bakar; hayattan soyutlanmış küreselci için şehitlik, modası geçmiş bir kavramdan başka nedir ki? Ama ülkemizde şehitlik bilinci toplumsal bir gerçek değil mi!
Evet, şehitlik, 2007 Türkiye'sinde gözle görülür, elle tutulur bir gerçeğe dönüştü..
Oğlu şehit olan ana hıçkıra hıçkıra diyor ki:
-Bir oğlum daha var...
Baba diyor ki:
- Ne mutluyum ki oğlum şehitlik mertebesine erişti...
Şehitlik, hiçbir toplumda bizimki kadar var olamayacak bir gerçekliği simgeliyor; toplumu sarıp kucaklıyor...
Bayrakla örtülü tabutlar eller üstünde yükseliyor..
Şehitlik bilinci, inancı, şerefi, rütbesi, mertebesi tüm toplumda en yüksek noktada...
Amerika'dan Avrupa'ya dek Türkiye'ye bakış garipleşti; öyle ki "dostlarımız" kanlı teröre neredeyse alkış tutacaklar...
Sevr Antlaşması dönemindeki gibi yalnızlaştık... Bu badireden kurtulacak mıyız?..
Şehitlik bilinci kurtuluşumuzun en büyük güvencesidir.
İlhan Selçuk-Cumhuriyet