Seçim analizi…

Fahri Kubilay

Seçim günü yaklaştıkça ben diyeyim gürültü, siz deyin seçim propagandası sokakların sessizliğini bozmaya başladı.  Gürültülü, patırtılı bu propaganda   yöntemi  ne kadar doğru tartışılmalı deyip geçiyoruz..  

Bir garip ülkede yaşadığımızı biliyoruz ki, iktidarı eleştirsen muhalif,   muhalefete söz söylesen iktidar yalakası oluyorsun…

 Türkiye’de şu an makbul olan siyaset anlayışı hamasi duygularla olaylara yaklaşıp sonu  “cılıkla”  biten  koyu  partici  zihniyeti kuşaktan kuşağa devam ettirmek..

Seçim yaşlaştıkça propagandalarına hız veren siyasi partilerin seçim vaatleri konusunda birbiriyle yarışıyorlar…

 Akla hayale gelmeyecek seçim vaatlerin havada uçuşmasına şimdiye kadarki yaşadığı tecrübeler seçmende o kadar heyecan yaratmıyor.

 Yine  seçmen gördü ki   belediye   başkanlarının   ve  siyasetçilerin  seçilmeden önceki söylemleri ile seçildikten sonraki eylemleri  hiç  biri biriyle  uyuşmuyor..

Seçilmeden önce giyecek iki takım elbise bulamayan siyasetçilerin seçildikten sonra    nasıl   Karun gibi  zengin  olduğu  bu  milletin gözünden  kaçmıyor artık.  

Şu gerçeği göz ardı edersek bir gün o gerçek gelir bize toslar kim seçilirse seçilsin   fark etmiyor   demokrasi denilen   bu sistemde    birileri  ne kadar adaletli  yönettiğini  iddia etseler de   toplumda fakir ile zengin arasındaki makas her geçen gün açılıyor.

Bir tarafta   servetine  servet katan  zenginler   bir  tarafta   ise   akşam  evine  nasıl    ekmek  götürürüm  derdinde    düşen  büyük çoğunluk..

 Millet hamasi nutuklardan bıktı ama çaresiz çaresizlik ve alternatifsizlik içinde sandığa gidecek seçmenin bu seçimde de sürpriz yapma olasılığı düşük ama   yinede  belli olmaz…

Merhum Mehmet Akif’e ‘Koca Karı ile Ömer’ şiiri okuyalım. Sabilerden yükselen açlık çığlığını dindirmek isteyen ninenin ‘susun birazdan pişecek’ sözleri saplanmıştı Halife’nin kalbine.

Sordu Halife: “-Bu yavrular niçin, ey teyze, ağlıyor, söyle?”

“-Bu gün ikinci gün, aç kaldılar...”

“-O halde, neden biraz yemek koymuyorsun?”

“Yemek mi? Çömleği sen, tirit mi zannediyorsun? İçinde sade su var, çakıl taşıyla beraber bütün zaman kaynar! Ne çare! Belki susarlar, dedim. Ayıplamayın.”

Hz Ömer: “-Halife nereden bilsin halini?”

Yaşlı kadın: “-Niye halife oldu o zaman!”

Sonuç olarak emeklinin,   esnafın, askeri ücretlinin, çiftçinin, varoşlardaki garibanın halini bilmeyecektiniz de niye kaymakam, vali, belediye başkanı, siyasi parti lideri, bakan olmak istiyorsunuz demek düşüyor bize de…

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.