Çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yemin törenine katılmayan komutanlarla dün GATA’daki diploma töreninde buluştu. Buluşma ilk olunca basının törene ilgisi büyük oldu. Merak edilen soru şuydu: Asker, Cumhurbaşkanını nasıl karşılayacak?
Önce toplantıdan birkaç not: Gül salona gelmeden önce Başbakan ve komutanlar, yani protokol törendeki yerlerini aldı. Protokol sıralarında Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ, Deniz Kuvvetleri Kuvvetleri Komtanı Oramiral Metin Ataç, Hava Kuvvetleri Kuvvetleri Komutanı Aydoğan Babaoğlu, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve Savunma Bakanı Vecdi Gönül hazır bulundu. Ayrıca Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın eşi Filiz Büyükanıt da yerini aldı.
Gül ve Büyükanıt salona girmeden önce "Cumhurbaşkanı ayakta karşılanır" anonsu yapıldı... Ardından Gül, ardında Genelkurmay Başkanı Büyükanıt olmak üzere salona girdi ve ayakta karşılandı. Gül protokol ile tokalaştıktan sonra törene geçildi.
Törenin dikkat çeken noktalarından birisi Gül’e hitap şekliydi. Tümgeneral Mehmet Zeki Bayraktar konuşmalarına başlarken askeri teamüllerin aksine “Sayın Cumhurbaşkanım” değil “Sayın Cumhurbaşkanı” diye başladı.
Ayrıca Büyükanıt ödülü vermek için kalktığında dönüp Gül'e selam vermedi. Oysa önceki törenlerde Sezer'i başıyla selamlamıştı.
Bu iki davranış basına “soğukluk” şeklinde yansıdı. Asker Cumhurbaşkanı için yazılı kuralların hepsini harfiyen uygulamıştı, ancak iş teamüllere gelince Cumhurbaşkanına yönelik tavır değişti. Aslında bu tavır askerin gelecekteki yaklaşımı ile ilgili de önemli bir ipucu veriyor. 22 Temmuz seçimleri sonrasında AK Parti’nin aldığı yüzde 47’lik oy oranıyla Meclis Başkanlığı ve Başbakanlıktan sonra Cumhurbaşkanlığı makamının da akıbetini belirlemesi kısmen de olsa rahatsızlık yaratmışa benziyor. Askerin törende yazılı kuralları harfiyen uygulaması ve açık tepki ortaya koymaması en azından Türkiye’nin demokrasi geleceği için cesaret verici. Ancak teamüllerde kimi farklılıkların ortaya konması askerin Cumhurbaşkanlığı makamıyla eskisi gibi sıcak temas kurmayacağı anlamına geliyor.
Bu bir kriz işareti mi? Ekonomik büyüme sürer, hükümet güçlü politikalar uygularsa bu tutumun kriz yaratacağı ve istikrarı bozacağı söylenemez. Ancak 2001 yılındaki anayasa fırlatma olayında olduğu gibi, Türkiye zayıfladıkça bu türden tutumlar krizi tetikleyecek gelişmeler olarak tehlike işareti verir. Kurumlar arası “mesafe” Türkiye’yi gereksiz tartışmaların içine itmekle kalmaz, ülkeye enerji de kaybettirir. Herkesin pozisyonunu Türkiye’nin geleceğine yönelik ayarlamasında yarar var. Çünkü demokrasi artık ‘asker vesayeti altında olmak istemiyor. Tutanak-Memleket