Sayın Cumhurbaşkanım!

Ahmet Ünver

Hz. Mevlana’nın Vuslat ve Sonsuz Yaratıcıya kavuşması Şeb-i Arus’un 745. ‘Selam Vakti’ temalı, Mevlana’yı anma ve onun felsefesini de anlama ve anlamlandırma programına hoş geldiniz! Siz geliyorsunuz diye, Konya merkez belediyelerinde, neredeyse bir haftadır hummalı bir çalışma, sizin geliş, gidiş ve ziyaret güzergâhınızdaki şehrin tüm sokakları, park ve bahçeleri büyük hız ve acele bir telaşla temizlik çalışmaları, yeni ağaçlar ve çiçek ekimi yapıldı! Yani siz gelmeseniz bu çalışmalar ve hizmetler, belki adam sendecilikle angarya mantığında yapılacak! Yani vatandaş, bu hizmetleri bir lütuf olarak almaya devam edecek! Geldiniz ve ne iyi ettiniz! Hoş geldiniz, Safalar getirdiniz! Müjdelerle, yatırım açılışları ve 28 taşra ilçe belediye başkan adayımızı açıklamak için geldiniz! Merkez ilçe belediye başkan adaylarının bugün açıklanacağını düşünmüyorum! Neden diye sorarsanız? Şehirdeki güçler arasındaki kavga şiddetli bir şekilde halen devam ettiği için! Adayların açıklanması ile birlikte şehirdeki güç, çıkar, denge ve paylaşım grupları arasındaki iktidar, mevzi ve konum kavga ve sürtüşmesi durulacak mıdır? Hiç sanmıyorum! Belki de daha da artarak devam edecektir! Adaylıklarını açıklayacağınız tüm belediye başkanlarımıza ve beldelerine şimdiden hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ederim.

Sayın Cumhurbaşkanım! 31 Mart mahalli seçim tarihinin açıklanması ile birlikte hoşgörü, huzur ve sükûn şehri Mevlana diyarındaki Güç, Denge, Çıkar ve Paylaşım gruplarının, şehirdeki rant ve iktidar konumlarının devamlılığı adına,  benim adamım ve benim kontrol - denetimimdeki kişi aday olsun şeklinde, çok büyük bir tazyik, entrika, ayak oyunu ve baskılarına maruz kaldınız! Türkiye’nin 81 vilayeti ve ilçelerinde bu kadar zorlandığınızı ve sıkıntıya girdiğinizi düşünmüyorum! Ben onlar adına, dünyadaki bu kadar sorun arasında,  sizlere vermiş olduğumuz büyük sıkıntıdan dolayı çok özür dilerim! Çünkü burası, Belde-i Muhayyere! Çünkü burası, Kadim Başkent! Çünkü burası Kadim Selçuklu Türk şehri! Çünkü burası, dönemin sultanı tarafından, sarayı ve şehri kuşatmış olan altın kâsedeki akrepler ve fitne -  fesatçılara karşı, Belh’den Hz. Mevlana ve İspanya’dan Endülüs’ün de zirvede olduğu bir dönemde Muhittin-i Arabî hazretlerinin davet edildiği bir Rum diyarıdır!

Sayın Cumhurbaşkanım! Türkiye’nin 81 vilayeti ve özelliklede Mevlana diyarındaki tüm belediye başkan ve yöneticileri, taşradaki devletin tüm çalışanları, kerametleri kendinden menkul, egosu şişmiş, vatandaşa tepeden bakan, vatandaşa randevu vermekten korkan ve kaçınan, ehliyetsiz ve liyakatsiz, kifayetsiz muhterisler ordusu ile karşı karşıyayız! Asil Türk Milletinin Gönüllerine gireceğiz demiştiniz? Hangi gönüllere?! Tabii ki kendilerini o makamlara taşıyan güçlerin gözüne ve gönlüne! Bu onun oğlu ve kızı, şu bunun kızı ve damadı, şu bilmem kimin yeğeni, kişiliksiz ve şahsiyetsiz kişiler ve yöneticilerle Türk Devleti bir yere gelemez! Dünyanın yapay zekâyı konuştuğu ve kullanmakta olduğu, uzay komutanlığını kurmayı planladığı, sizin de Uzay Ajansının kurulumunu açıkladığınız şu günlerde, bu tiplerle Türk Devleti ve Türk Milleti bir yere varamaz! Savunma sanayinde yapılmakta olan çok güzel yatırımlar, üretimler, çalışmalar ve gelişmeleri de ehliyetsiz ve liyakatsiz,  milli ruhtan yoksun kişilere mi emanet edeceğiz? Vatandaşa  eziyet edebilmek için bugün git yarın gel zihniyetinin yeniden  canlandırılmaya başlandığı bir Türk Devleti, küresel, bölgesel ve emperyalist güçlerle nasıl  rekabet edebilecek?!  15 Temmuz hain darbe ve işgal kalkışmasının akabinde,  devletimizin tüm kurum ve kuruluşları ile birlikte, yeniden yapılandırılması için bir fırsat olduğunu, sürekli olarak yazılarımızda vurgulamaya ve kaleme almaya çalıyoruz!  Yapılanları tabii ki takdirle karşılıyoruz fakat yine de bazı şeylerin eksik ve aksak bir şekilde yapılmakta olduğunu da düşünüyorum!

Sayın Cumhurbaşkanım! Gel diyor, Hz. Mevlana! Ne olursan ol yine gel, lakin elin boş gelme! Gel diyor, Hz. Mevlana! Utancınla gel, mahcubiyetinle gel, hüznünle gel ve tövbenle gel! Başın önünde,  yaşın gözünde ve umudun özünde gel! Kalbin eğik, ruhun bükük ve nefsin dökük gel! Gel ve diyor, Hz. Mevlana!  Müslüman ol, İnsan ol,  adam ol,  âdem ol ve MÜMİN OL!  Gel diyor, Hz. Mevlana!  Lakin geldiğin gibi gitme ve geldiğin halde kalma; Değiş, Dönüş ve Geliş, diyor!

Sayın Cumhurbaşkanım! Makam, mevki ve iktidar gücünü elinde bulundurmaya başlayan muhafazakâr camia, iki tehlike ile karşı karşıya kalmıştır!  Biri dünyevileşmek ve diğeri de adaletle hükmetmek!  Adaletle hükmetmenin gereği, işi Ehline ve Liyakat sahibi olana vermektir! Ehliyet ve liyakat sahibi olmayanların devlet kurumlarına yerleşmeleri sonucu toplumda büyük bir güven kaybı oluşmakta ve adalet kurumu da zedelenmektedir! Ahbap çavuş ilişkilerin çok yoğun olarak yaşandığı tam da şu günlerde! Bir devlet kurumuna sade bir vatandaş olarak işiniz düşsün ne demek istediğimi ancak o zaman anlayabiliriz! Aracı ve tavassut bir kişi olmadan vatandaşın işi nasıl savsaklanıyor,  bugün git yarın gel nasıl çok rahat bir şekilde deniyor, bir görün!  Sadece bir örnekle, İmar affında vatandaşın yaşadığı sıkıntılar için ilgili kamu kurum personeli ve yöneticiler,  Recep Tayyip Erdoğan bize mi sordu bu kanunu çıkarırken, diyen bir zihniyet, bir ego ve devletin de sahibi edası, bir adam sendecilik mantığındaki çalışanlar güruhu ile karşı karşıya bulunuyoruz!

Sayın Cumhurbaşkanım! Sizlerinde çok iyi bildiği, Ehliyet ve Liyakatin önemine binaen,  bir menkıbeyi izninizle paylaşmak istiyorum! Mekke'nin fethinden önce Mekke'nin anahtarı Osman Bin Talha’dadır. Kendisi Kâbe’nin temizliği ve bakımını yapmaktadır. Hz. Peygamber (a.s.m.) Kâbe’ye girmek isteyince, Hz. Ali (r.a) anahtarı ondan alır ve içeri girer. Hz. Peygamber efendimizin (a.s.m.) amcası Hz. Abbas, Kâbe’nin anahtarını kendisine verilmesini rica eder. Hz. Peygamber efendimiz (a.s.m.)  anahtarı alır ve amcasına verir. O esnada bir ayet iner ve ayette; ‘’Haberiniz olsun ki, Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında da hükmettiğiniz vakit adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size en güzel şekilde öğüt veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitir ve her şeyi hakkıyla bilir. Görüldüğü üzere Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah, işi ehline ve liyakat sahibi olana vermemizi emrediyor! (Nisa,58)’’ Bunun üzerine Hz. Peygamber anahtarı henüz Müslüman olmayan Osman Bin Talha’ya geri verir. Hz. Peygamber (a.s.m.), Ey Osman! İşte Kâbe’nin anahtarı! Bugün iyilik ve vefa günüdür. Sen cahiliye zamanında bu vazifeyi layıkıyla yaptın, inanıyorum ki bundan sonra da daha güzel bir şekilde yaparsın, buyurdular ve anahtarı herkesin huzurunda ona teslim etti.  Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadisi şeriflerinde; İşi ehliyet ve liyakat sahibi olmayana, tevdi edildiği, verildiği, zaman, KIYAMETİ bekleyiniz,  buyurmaktadır!

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.