Savaşı kaybedenler hep analardır

yazar-11

Lübnan’da bugüne kadar 600 kişi hayatını kaybetti. Bu cümle size tanıdık geliyor mu? Her akşam televizyonu başına geçip, günlük haberleri seyretmek isteyenimize elbette tanıdık geliyor.

Yanı başımızda büyük bir trajedi yaşanıyor. Masum Lübnan halkı, İsrail’in kural tanımaz ve acımasız saldırısına maruz kalmış durumda. Binlerce Lübnanlı, yirmi gün içerisinde mülteci konumuna düşmüş. İnsanlar aç, susuz ve büyük bir korku içerisinde varını yoğunu bırakmış göç ediyor. İnsanlar bir katliamdan kurtulmaya çalışıyor. Ancak bundan kurtulamayan masum bedenler de var tabii.

Buna en canlı örnek, Lübnan’ın güneyinde olduğunu sonradan öğrendiğimiz Kana kasabasında meydana gelen ve tarihe “Kana katliamı” olarak yazılacak vahşettir. Bu vahşet bir daha zihinlerden hiç silinemeyecek kadar acı bir şekilde dünya kamuoyuna duyuruldu. Bir gece yarısı İsrail uçakları tarafından yerle bir edilen kasabada, 60 insan can verdi. Bunlardan yarısından çoğu yani 37’si çocuk.

Kana katliamı, dünyayı nasıl etkileyecek onu bilmem ama, vicdan sahibi yüreklerden uzun süre çıkmayacağa benziyor. İsrail’in, bir askerin kaçırılmasını bahane ederek başlattığı bu asimetrik savaş, daha ne tür trajedileri ortaya çıkaracak bunu bilmiyoruz.

Birleşmiş Milletlerin esas görevi, yeryüzünde çıkabilecek ya da çıkmış sorunlara hakem rolü üstlenmek, gerekirse yaptırım uygulamaktır. Ama daha yirmi birinci yüzyılın başında bu misyonunu yitirmiştir. Birleşmiş Milletler iflas etmiştir. Tek kutuplu bir dünyada Birleşmiş Milletlerin etkinliğinden söz etmek artık mümkün olmayacaktır. Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmeye çalışan Amerika, dünyanın gözü önünde cereyan eden bu duruma seyirci kalmakta, hatta bunu desteklemektedir. ABD Başkanı Bush, bunu Rusya’da adeta itiraf etmiştir.

Lübnan’da yaşanan bu asimetrik savaş hepimizi derinden yaralıyor. Orada yaşayan ve yardıma muhtaç insanlara Türk Halkı olarak, yardım etmek insanlık görevimizdir. Bir anda savaşın kucağında kendisini bulan bu insanlar, aç, susuz ve çaresiz gelecek yardımları beklemektedir. Bu bakımdan karınca kararınca hepimiz üzerimize düşen ne varsa yardım yapmalıyız. Lübnan Büyükelçisi, önceki gün bir televizyon kanalına verdiği demeçte, habercin neye ihtiyaçları olduğu sorusuna şöyle yanıt veriyor; “her şeye ihtiyacımız var, her türlü yardıma ihtiyacımız var. Çünkü İsrail taşa da saldırıyor, insana da.” Sanırım bu sözler bir diplomatın ülkesindeki durumu en iyi şekilde izah ediyor.

Bir de son günlerde, Lübnan sınırında çok uluslu güvenlik gücü konuşlandırılmasına yönelik haberler dünya kamuoyunda konuşulmaya başlandı. Hatta bu barış gücü içerisinde Türkiye’nin olacağı, etkin bir rol alacağı Avrupa gazetelerinde yer aldı. Bağımsız olan bir ülkede şu anda var olan bir savaş var ve bu savaşın bir an önce sona erdirilmesi gerekliyken ve güçlü devletlerin, savaşın sona ermesi için etkin rol oynamaları gerekliyken, bir anda barış gücü konuşulmaya başlıyor. Doğrusu Türkiye’nin bu tür durumları soğukkanlılıkla ele alması, sıcak çatışmanın içerisine girmemesi büyük önem arz ediyor.

Bu savaşın veya geçmişteki tüm savaşların kazanan tarafları vardır. Ama kesinlikle her zaman kaybeden bir tarafı daha vardır. Dünya üzerinde yapılan savaşlarda kaybedenler hep analardır. Bu gerçeği tüm dünyanın bir kez daha hatırlaması gerekmektedir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.