Çağlar boyunca insanlık, imha medeniyetinin sapkınlıklarına şahitlik etti. Bu insan suretli sapkınlar, şeytana tapan bir ruhla hep bunu yaptılar. Şeytan, Rabbine isyan ederek kendine sapkın bir yol tuttu. Bugünkü şeytani zulüm düzeni Siyonizm’le şekillenmiş durumda. Siyonist akıl, kendi inancı dışındaki insanları birer “goyim” olarak gördüğünden sapkın bir toplumu temsil ediyor.
Şeytani sapkın medeniyetin demokrasi, özgürlük, adalet, insan hakları ve uluslararası kurumlar kılıfı altında Epstein modeliyle şekillendiği görüldü. Aldatma elbiseleri çıkınca, altında sapkın bir medeniyet modeli olduğunu görmüş olduk. Sapkının yaptıkları ortalığa saçılıp dökülünce, adada yaşananların insan aklının alamayacağı şeytani bir sistemin manzarası olduğu ortaya çıktı. Sapkın melanetlerin yapıldığı ada, Siyonist işgal merkezli bir yapıdır aslında.
Birinci Siyonist Kongre, 29–31 Ağustos 1897 tarihlerinde İsviçre’nin Basel kentinde Theodor Herzl önderliğinde toplanmış ve Filistin’de bir Yahudi devleti kurma hedefi ortaya konmuştur. Siyonistler, küresel çapta tek tip insan ve ülkeler oluşturma ve bunları kendi kontrollerine alma sapkınlığını benimsemişlerdir. Güçlü ülkeleri hedeflerine koyarak bu ülkelerin içinde öncelikle ekonomik, siyasi ve askerî alanlarda her yolu deneyip güç olma yolunu seçtiler. Bu hedefi seçerken ülke ve coğrafya ayrımı yapmadılar. Onların inancında tüm insanlık “goyim”di ve onlara hizmet etmek için vardı.
İktidara gelecek olanları ve bürokratik yapıları, haz ve nefsi arzularına düşkün olanları tespit ederek işe başladılar. Siyonist menşeili sapkınlar adasına çektikleri devlet adamı, siyasetçi, medya patronu, iş insanı ve bilim insanı kim varsa hepsini kayıt altına aldılar. Kayıt altına alınmış sapkınlar artık köle önlüğünü sırtlarına geçirmişti. Siyonist merkez ne derse, gönüllü ya da geçmişi sapkınlıkla dolu olanlar imha medeniyetinin uygulayıcısı birer mankurta dönüştü.
Theodor Herzl’in Reenkarnasyon intikali Epstein adasının sapkınları artık kendi coğrafyasına, inancına ve halkına ihanet eden bir şebekenin piyonlarıydı. Öyle ki bütün ülkelerde tek merkezden yönlendirilen ve yönetilen, kendilerine hizmet üreten yerli teşekküller oluşturulmuştu. Bu oluşumların tipleri ülke insanı, cipleri ise Siyonist merkeze bağlı bir casus şebekesiydi. Toprağına ve medeniyetine zıt zihinsel sapkınlar güruhu… Siyonist efendilerinden gelen talimatlar doğrultusunda zerrece düşünmeden emirleri eyleme dönüştüren kimliksizler ordusu oluşturulmuştu.
Siyonist akıl, seçim yaparken bu kimyası bozulmuş tiplerin zaaflarına yönelik dünyevi ödüller sundu. Köleleşmiş zihinlerden sanatçıya şöhret, iş insanına para, medya patronuna güç, bürokrata koltuk, ideolojik önderlere nüfuz verdi. Sonuç; kendine, ülkesine ve inancına karşı ihanet, Siyonizme şartsız teslimiyet ve hizmet sapkınlığı oldu.
Siyonist küresel sapkınların bu taktiği tutmuştu. Çünkü Gazze’de çağın en vahşi katliamlarına birkaç ülkenin onurlu liderinden başka ses veren, haykıran ve duruş sergileyen olmadı; bunu oradan biliyoruz. Siyonist emperyalist küresel güç, ülkelerin çoğunu sapkınlar adasındaki arşivlemelerle teslim almıştı. Süper gücün liderini bile avucunun içine alan, çağın çıban başı Siyonist devletin borusu ötüyor; durum bundan ibarettir.
Dünyayı ateşe veren bir sapkın ülke, direniş göstermeyen ülkeler ve toplumlar oluşturma derdinde; tek merkezli bir dünya kurma sapkınlığındadır. “Benim sömürü çarkım dönecek, küresel güç merkezi biziz. Sizin nükleer olma hakkınız olamaz; o hak benimdir.” anlayışı hâkimdir.
Görünürdeki kafes Epstein Adası’dır; fakat o kafestekileri besleyen, oraya tıkan, yetiştiren ve hapseden asıl sahip Siyonist akıldır. O adadan serbest bırakılanlar ise zihinsel olarak Siyonizme hizmetle eğitilmiş kişilerdir. Hizmet karşılığında özgürlüklerine müsaade edilmiş hizmet kuşlarıdır bunlar.
Siyonist cip ile kodlanıp gönderilen bu kuşlar, kendi ülkelerinin sokak başlarını tutmuşlardır. Eğitimde, ekonomide, sanatta, sporda ve kültürel bağımlılıkta; kafesin asıl sahibi olan üst akılla hareketleri sınırlandırılmıştır. Siyonizm senaryosundaki rollerini oynamaya başlayan bu kişiler, sınırsızlık zırhını giymişlerdir. Ülke içinde oluşturulan Epstein Adası’nın şubelerinde hizmet erlerine dönüşmüşlerdir.
Hazlarına ve zevklerine düşkün Epstein kuşları, kendi yerli ve millî değerlerine zıt bir aşkla efendilerine içeride çalışmaya devam etmektedir. Bu yüzyılda zulüm ve sapkın medeniyetin bataklık kaynağı kendini deşifre etmiştir. Ancak bataklık kurutulmadan dünyaya ve insanlığa huzur medeniyeti gelmeyecektir.
“Sapkınlar Medeniyetinin Tükenişi” için akıl sahibi tüm ülkelere ve halklara düşen görev, bataklığı besleyen kaynağa karşı onurlu bir mücadele vermektir. Yüz yılın şeytani medeniyet adası Epstein Adası, insanlığın zihninde ve kalbinde kaybolmuştur. Gazze, insanlığı huzura kavuşturacak ışığın doğuş noktası olmuştur. İnsanlık, Gazze mücadelesi ve diriliş ruhuyla çağın sapkın imha aklına karşı ihya medeniyetinin güneşi gibi doğmalıdır.
Ülkelerin ve milletlerin bu ruhla yeniden ayağa kalktığı bir yüzyıl olması umuduyla…