"Sansür kendiliğinden kalktı"

TYB Konya Şubesi'nce düzenlenen "Konya Basınının Muhalif Duruşu" konulu etkinlikte konuşan SÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Arabacı, basın tarihimizdeki iktidar ve muhalif basın kavgalarını da örneklerle anlattı.

"Muhalif duruş, basının varoluş sebebidir"

TYB Konya Şubesi'nce düzenlenen "Konya Basınının Muhalif Duruşu" konulu etkinlikte konuşan SÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Arabacı, basın tarihimizdeki iktidar ve muhalif basın kavgalarını da örneklerle anlattığı konuşmasında "Muhalefet, toplumun gözü kulağı dili olan basının varoluş sebebidir" dedi.

TYB Konya Şubesi tarafından düzenlenen geleneksel Cumartesi sohbetlerinin konuğu bu hafta SÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Caner Arabacı oldu. Akademisyenler ve Konya'nın kültür ve sanat adamlarının ilgi gösterdiği toplantı, gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Adem Alemdar'ın koordinatörlüğüyle gerçekleştirildi.

Toplantının açılış konuşmasında basının temel fonksiyonlarına işaret ederek muhalefet boyutunun önemini vurgulayan program koordinatörü Adem Alemdar, "Siyaset, bürokrasi, iş dünyası ve STK'ların en büyük denetim mekanizmalarından biri de basındır. Bu kurum ve kuruluşların sağlıklı işleyebilmesi için basın muhalif duruşunu kaybetmemelidir" diye konuştu.

Alemdar'dan sonra kürsüye gelen TYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu da TYB Konya Şubesi'nde düzenlenen programların protokol havasından uzak samimi ve dostane bir ortamda gerçekleştirildiğini, Yazarlar Birliği üyesi olan olmayan herkese kapılarının açık olduğunu söyledi. TYB'de düzenlenen etkinlikleri "Dost meclisi" olarak nitelendiren Köseoğlu, "Hava sıcaklığının 41 dereceyi gösterdiği bir günde bu kadar dostu bir arada görmeyi beklemiyordum" diyerek programa katılanlara teşekkür etti.

Programın konuşmacısı S.Ü. Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Caner Arabacı da konuşmasına demokrasi tarihimizdeki iktidar muhalefet olgusuyla başladı. Muhalefet partisinin olmadığı tek parti döneminde bile demokrasilerin gereği olarak iktidar içinden bazı üyelerin muhalefet etmekle görevlendirildiğine işaret eden Arabacı, siyasi otoritenin işlerliği için muhalefetin görevini yerine getirmesinin şart olduğunu söyledi.

SANSÜR KENDİLİĞİNDEN KALKTI
23 Temmuz 1908'e kadar basında sansürün var olduğunu ifade eden Arabacı sansür olmayan gazetelerin 24 Temmuz'da çıktığını dolayısıyla 24 Temmuz'un, basında sansürün kendiliğinden kalktığı tarih olduğunu kaydetti. Yasal düzenleme 24 Temmuz 1909'da yapıldığını da hatırlatan Arabacı, sansürün kendiliğinden kalktığını şu sözlerle dile getirdi: Basını sansür etmekle sorumlu görevli sansörler olmasına rağmen basın ağız birliği el birliği ederek sansörlere gazetelerini götürmemişler ve böylece sansürü kaldırmış oldular.
'BASIN BİZDE TAŞIYICI'

Basının Türk toplumunda 'taşıyıcılık'rolü üstlendiğini hangi değerleri taşıyorsa onun dili ve sözcüsü olduğunu vurgulayan ve bunun da köklerinin Jöntürklere dayandığını belirten "Bizim toplumumuzda aydının sorumluluğu büyüktür. Çünkü dayanışmayı gelişimi sağlayacaktır. Aydının rolü ise kimin hangi değerin aydını olduğuna göre değişir. Bu bir sığlık değil, sorumluluktur" diyen Arabacı, toplumda aydın sapmasının Lale devri öncesinden başlayarak devreye girdiğini ve batılılaşma çabasıyla Türk aydınının kurtuluşu kendi medeniyetinde değil, galip ve güçlü toplumun medeniyetinde görmeye başladığını kaydetti. 1860'lı yıllardan sonra Türk aydınının farkında olmadan mankurtlaşmaya başladığını ifade eden Arabacı "Aydınımız, kafa yormadan kültürel sapmaya uğramış ve gelişime yönelik unsurlara değil, taklide yönelik çabalara meyletmiştir. Lale ve Tanzimat dönemleri bilimsel gelişimi dışlayan ve mankurtlaşma çabalarının öne çıktığı dönem olmuştur" şeklinde konuştu.

Batıdan alınan gazetecilikte aydınların hep batının görünen yönlerini almayı öncelediğine dikkat çeken Arabacı "Aydınlar, batı kültürünü Anadolu'ya taşımak için örgütler kurdular.

KONYA'DA BASIN
İkinci Meşrutiyete kadar Konya'da sadece Vilayetin yayınladığı Vilayet gazetesinin çıktığını, bu yayın organında devletten maaşlı insanların çalıştığını bildiren Arabacı Konya gazeteleri ile ilgili şunları söyledi:

Vilayet gazetesi, 1870-1932 yılları arasında 62 yıl yayın hayatında kaldı. 1908'den sonra ise Konya'da gazetelerin sayısı arttı. Şems, Anadolu, Meşruti İrfan, Türk Sözü, Konya Osmanlı ve İntibah gazeteleri bunların belli başlırıydı. Bunlardan İntibah, Türk Sözü ve Konya Osmanlı iktidar gazetesi gibidir. İntibah ve Osmanlı gazeteleri İttihat ve Terakki iktidarını topluma kabul ettirmek için muhalefet yapmışlardır, yani toplumun muhalifi olmuşlardır. Bu dönemde iki türlü muhalefet yapıldığı görülür: biri topluma diğeri de iktidaradır.

Dönem dönem sapmaların yaşandığı Konya gazetelerinde muhalefet misyonunun sürekli var olduğunu, bunun da basının olmazsa olmazı olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Arabacı sözlerini şöyle tamamladı: DP'li yıllarla birlikte Türk basın literatürüne iktidara yakınlığı öne çıkaran 'besleme basın'tabiri kullanılmaya başlandı. Bu dönemde basınla ilgili davalar mahkemelerde yer almaya başladı. 80'li yıllardan sonra ise bazı iktidarların basını yanlarına çekebilmek için uzun vadeli krediler verdikleri görülür. Bu dönemde hortumların çapı irileştirilerek medyayı daha rahat kontrol etme çabası görülür. Basın hortum işine girerse muhalefet yapamaz, muhalefet yapamayınca da kendini kaybetmiş olur.




Kültür Sanat Haberleri

Hierapolis’te Yeni Dönem: Antik Kentin Ruhuna Dokunan Modern Dokunuş
Atıklardan yaptıkları müzik aletleri ile konser verdiler
Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen