Sanayi 4.0 ‘yeni teknoloji ile üretimde çağ atlamak’ anlamını taşıyor
Türkiye’nin bir ayağını üretimde tutarak diğer ayağıyla hizmete gitmesi gerektiğini ifade eden Milletvekili Altunyaldız, “Türkiye’nin önünde çok önemli bir perspektif var. Türkiye bu perspektifle bölgesel bir üretim merkezidir. Ekonomi ile politik gücünü birleştirebilen bunu bölgesel meselelerde dünya insanlığının yararına ve temsil ettiği medeniyetinin görüş ve düşünceleri doğrultusunda da bu gücünü değerlendirmek istiyor. Özellikle atılım alanlarımız demokrasi alanında oluşuyor. Bunu devletle milletin birlikte yürüyebileceği yönetim anlayışını gerçekleştirerek yapıyor. Bu çoğulculuğun, katılımcılığın artırılarak üretim ihracatını yükselterek mutluluk etkilerini artıran bir yaklaşım Türkiye’de ortaya çıktı. Bu pozitif bir iklim olarak da Türkiye’nin dört köşesine ulaşmış durumda. Artık Türkiye’de hiç kimse devletle milletin farklı noktalarda olduğunu söyleyemiyor. Şu an herkes devlete ulaşabilir. Katılımcı, özgürlükçü, girişimci özgürlüğünü teminat altına alan, demokratik hakkı ve hukukun üstünlüğü anlayışını tüm alanlarıyla yerleştiren bir sivil anayasayla pekişecek bir anlayış oluşacak. Buradan olayı ekonomik alana çevirirsek, Türkiye üretimi öğrendi, ihracatı biliyor. Türkiye, Avrupa’nın ve Avrasya’nın üretim merkezi olma yolunda ilerliyor. Bu stratejisinin doğru olduğu da 2008 krizinde ortaya çıktı. Üreten ülkeler ayakta kaldı. Üretimi terk etmiş ülkeler adeta savruldular. Türkiye mutlaka bir ayağını üretimde tutmak zorunda. Diğer ayağıyla da hizmete gidecek, teknolojinin alanlarına, ticarete, diğer üretim, hizmet ve çeşitlenmesine gidecek. Bunu yapma gayreti içerisinde olan bir Türkiye önümüzdeki dönemde üretim ve ticaret ülkesi olmaya devam edecek” şeklinde konuştu.
“KONYA ENDÜSTRİ YARIŞINDA REKABETÇİ OLMALI”
Türkiye’nin 2023 hedeflerinden de bahseden Altunyaldız, Konya’nın yeterli düzeye getirilerek teknoloji alanında ileriye gitmesi gerekliliğinin altını çizdi. Altunyaldız, “ Burada başta savunma sanayi olmak üzere endüstride bilgi ve teknolojinin sahibi olma yolunda önemli çalışma ve gayretlerimiz var. 80’li yıllara kadar küresel markaların ortaya çıkardığı prototiplerin sadece üreticisi olduk. Oradaki katma değer çok düşüktü. İnsan kaynağını ve onun eserini değere dönüştürüyorduk. Biz artık işin başından tasarımlar yaparak, süreç yönetimiyle, teknolojinin tüm boyutları olan yazılımlarla kendimize ait çalışmalar ortaya koyuyoruz. Ortaya konulan değerin tamamıyla sahibi olmaya yönelik çalışmalarımız var. Türkiye’de Ar-Ge paketleriyle kapasitesi olan tüm üreticilerin Ar-Ge merkezini açabileceği bir ortam oluşturuyoruz. Türkiye’de gelişen endüstriyle ve katma değer alana geçişle büyüyoruz. Yüksek teknolojiye geçmek durumundasınız. Bu gelişmelerin hızlanması için Ar-Ge, Tasarım, İnovasyon ve bunların çıktısı olan markaya önem vermeliyiz. Marka ekonomisine geçişte Ar-Ge, Tasarım ve İnovasyon ile sağlanır. Bütün bunları yapmak için Ar-Ge paketi ile tasarımları özendirdik. İlk defa tasarım merkezleri kurabilme imkânı getirdik. Diğer taraftan Sanayi – Endüstri işbirliğini getirerek Teknoloji geliştirme bölgeleri yaparak akademisyenleri endüstri çalışmalarına yönlendirdik. Bunun yanında vergi muafiyetlerini içeren tüm unsurları yerine getirdik. Şimdi artık çizdiğimiz hedefe doğru gitmemiz lazım. Bu hedefler nelerdir dediğimizde; şu anda ihracatımız içinde olan yüzde 3 buçuklar seviyesinde olan teknoloji alanımızı yüzde 20’lere çıkarmaya çalışıyoruz. Bütün bu çalışmalarımız yanında illere de görevler düşüyor. Konya bu çerçevede avantajlı bir ilimiz. Konya’nın; tarihi, medeniyeti, imparatorluk başkenti olması ve felsefesiyle önemli bir alt yapısı var. Özellikle son 10 yılda ortaya koymuş olduğu performansla Türkiye ortalamasının üstüne çıktı. Buna bakarak Konya’da üretim iklimi olduğunu söyleyebiliriz. Birlikte çalışmayı becerebilen bir sanayi alt yapısı var. Üretimden haz alan müthiş müteşebbis bir girişimci var. Konya’da herkes bir şey üretiyor. Konya’da ne gelirse onu üretebilecek kapasite var. Bu yapıları sistematiğe dönüştürüp bunu nihai ürüne dönüştürmeliyiz ki, üretimin katma değerini katlayabilelim. Konya’da şu anda otomotiv endüstrisinde ve tarımsal makinede çok ürün bulunuyor. Tarımsal ihracatta Türkiye birincisi konumunda. Tarım alanında üretmediği unsur yok. Artık Konya’nın İkinci Marmara havzasıyla başta KOP alanının üretim havzası olarak şekillenmesini istiyoruz. Bunun ana unsurları Konya’yı limana bağlayacak olan demir yolunun gerçekleşmesidir. Bu yönde çalışmalar Konya, Karaman, Ulukışla, Yenice ve Mersin olarak devem ediyor. Bunun önemi, denize bağlantısı olmayan iç havzalarda lojistik maliyetler yüksek olur. Biz burada iç havzaları denizle birleştirmek suretiyle bir taraftan ekosistemin tüm avantajlarını kullanacağız bir taraftan da bir liman şehri gibi lojistik avantajı temin etmiş olacağız. Bu bizlerin olmazsa olmazımızdır, ilerleyen günlerde bu çalışmalar inşallah en kısa surede tamamlanacak. İkinci olarak ise Konya, esnek yapısıyla kendini geliştirme noktasında çok önemli mesafeler alıyor. Şu anda iki tane teknoloji geliştirme bölgemiz var. Bunlar Konya için özellikle Sanayi – teknoloji konusunda önemli adımlardır. Bu iki teknoloji bölgelerimizi geliştirme yolunda hem endüstri (KTO-KSO-KTB) hem de ana sanayi üreticilerimiz çok duyarlı konumda. Teknoloji geliştirme bölgelerimiz Konya’nın gelişmesinde lokomotif olacaktır. Konya’daki iki tane Ar-Ge merkezi sayımızı da artırmamız lazım. Türkiye’de 50’nin üzerinde Ar-Ge merkezi olan illerimiz var. Dolayısıyla Konya endüstri yarışında rekabetçi olması için mutlaka bu merkezleri artırmalı. Bir diğer konu tasarım merkezlerinin kurulmasıdır. Tasarım merkezlerini Konya’da üreticiler kurmalıdır. Bunun bize sağlayacağı ise bire 10 oranında verim alınır. Yer yer bu oranı yüzlere kadar katlayabilirsiniz. Bir diğer unsur Konya’nın avantajlı konumunu, küresel ticaret konumunu değerlendirerek Konya’ya yatırımların gelmesidir. Son dönemde önemli firmalar Konya’ya yatırım yapıyor. Bilim Sanayi Bakanımızla Konya’da gezdiğimiz işletmelerimizde şunu gördük, rekabetçilik için Sanayi 4.0’ın gerçekleştirilmesi lazım. Özgün üretimlerden bahsediyorsak, 3D yazılımlarından bahsediyorsak, sanayinin 4. evrimini yakalamamız lazım. İşsizlik artmayacak ama nitelikli insana daha çok ihtiyaç duyulacak. Dünyada bu şekilde çalışan aktörler için Konya cazibe merkezi haline gelebilir. Konya bu işte öncülük ederse yükselmesi de o derece önemli olacaktır. Türkiye’de umarım her şehir bu yarışa girer” dedi.
“TÜKETEN TOPLUMDAN ÇOK, ÜRETEN TOPLUM OLMALIYIZ”
Tüketen toplumdan üreten topluma geçtiğimizi ifade eden Altunyaldız, “Zihinlerimizin tüketen toplumdan çok, üreten topluma geçmesi lazım. Bazı alanlarda küresel üreticilerle bir şey paylaşmadan yapamazsın. Burada belirleyici olan teknoloji kuran bir anlayışa gittiğimiz zaman sürdürülebilir olmasını sağlayabilmektir. Dış ticaretimizle, savunma sanayimizle bütün bunlarla Türkiye bölgesinde kendi kararlarını alarak emin adımlarla ilerliyor. Sanayideki yüksek teknolojili ürünlerle konumunu güçlendiriyor. Tarımda, tarladan sofraya olan deyim vardır. Bizde de fikirden üretime kadar her şeyi yapabilecek düzende ilerliyoruz. Eksik olduğumuz alanlarda da çalışmalarımız devam ediyor” ifadelerini kullandı. Sami Gediz - Memleket
SANAYİ 4.0 DEVRİMİ NEDİR?
Dünya endüstrisi 21. yüzyılın başından beri dijital bir dönüşüm geçiriyor. Bunlar toplumun ve ekonominin her kesiminde görülen dijital teknoloji alanındaki inovasyonlarla ilgili değişiklikler. Ancak uzmanlar Endüstri 4.0 derken ne demek istiyorlar?
İlk Sanayi Devrimi 18. yüzyılda görülmüştü. Suyun gücünden faydalanılan mekanik tezgahlar bulundu, buhar gücü gittikçe daha fazla kullanılmaya başladı ve makineler için çeşitli araçlar geliştirildi. Daha sonra 1870 yılında elektrikle çalışan ve bir kitle üretim hattı (montaj hattı) bulunan ilk üretim hattı kullanıldı ve bu da bizleri ikinci sanayi devrimine götürdü. Üçüncü sanayi devrimi 1969 yılından itibaren yaşanmaya başladı. İlk Programlanabilir Mantıksal Denetçi (Programmable Logic Controller PLC) İmalatın otomatikleştirilmesi için elektronik ve bilişim alanlarında kullanılmaya başlandı.
“Sanayi 4.0” terimi bir sonraki sanayi devrimi için kullanılıyor - ve bu devrimin gerçekleşmesi artık an meselesi. ‘Her şey için internet’ veya ‘endüstriyel internet’ olarak da bilinen bu devrim, akıllı bir fabrika vizyonuyla bugünkü üretimin teknolojik değişimini tarif ediyor ve siber fiziksel üretim tekniklerini tanımlıyor. Bununla ilgili en yaygın anlayış, ürünlerin yaşam döngülerine ait değer zincirinin tamamı üzerinde yeni bir düzen ve kontrol düzeyi olduğu yönündedir. Bugün bilindiği haliyle çok daha karmaşık sistemleri yönetebilen bir fabrikanın oluşturulabilmesi için, bilişim, yerleşik sistemler, üretim, otomasyon tekniği ve makine mühendisliği alanlarındaki inovasyonlar bu yeni sürecin gelişimini sürüklemektedir.