Sami Selçuk'tan başörtü çıkışı

Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'tan başörtüsü konusunda çok çarpıcı bir açıklama geldi.

Hem nalına hem de mıhına vuran, yeri geldiğinde hükümete, yeri geldiğinde ise CHP’ye yüklenen Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Anayasa Mahkemesi ve AİHM'nin verdiği kararlarda türban yasağı olmadığını belirtti.

Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, ‘hem nalına hem mıhına’ vurmaya devam ediyor.

Yeri geliyor hükümete, yeri geliyor CHP’ye yükleniyor.

Türkiye şartlarında doğruyu söylemek adına ‘arafta’ kalmak bir hayli zor olduğu için olsa gerek, kendisini ‘çok üzgün’ buldum son telefon konuşmamızda.

Bir taraftan hükümete ve Ak Parti’nin hukukçu kurmaylarına kızıyor.

“Objektif değiller, kendi ihtiyaçlarına göre hareket ediyorlar” diyor.

Son başörtüsü tartışmalarında ise CHP’nin tavırlarını yanlış bulduğunu söylüyor.

Aslında Sami Selçuk’u başka bir konu için aramıştım.

Ama konuşurken konu, O’nun sözleriyle bu alana, yani başörtüsü konusuna kaymış oldu.

(Bendeniz artık konuşulmamasında daha fazla fayda gördüğüm için ve bu konudaki tartışmaları bir süredir sıkıcı bulduğum için normalde bu konuya girmiyorum)

Yeni, daha önce hiç duymadığım bir şey söyledi Sami Selçuk.

“Mahkeme kararlarının gerekçeli kısmı hiçbir zaman bağlayıcı değildir. Bağlayıcı olan hüküm fıkrasıdır” dedi.

Bu önemli bir cümle.

Neden önemli olduğunu biraz daha anlatınca siz de anlayacaksınız.

Malum, üniversitelerdeki başörtüsü yasağının devamını isteyen çevrelerin temelde iki hukuki gerekçesi var.

Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda verdiği kararlar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin meşhur Leyla Şahin davasında verdiği karar.

Yargıtay Eski Başkanı Sami Selçuk diyor ki: “Her iki kararda da, türbanı yasaklayan bir hüküm yok…!”

Önce AİHM kararının bir özetini çıkardı Selçuk.

Dedi ki: “AİHM’in verdiği karar şudur: Türban takmak kamu düzeninde bir tehlike yaratır mı yaratmaz mı bunu ben bilemem. Anayasa Mahkemesi böyle bir karar vermiş olabilir, bir ilkeye dayanarak. Buna hakkı vardır. Ama bu doğru mu yanlış mı buna ben karar veremem. Çünkü ben uzaktayım. Takdir yetkisi olaylara yakın olan mahkemelerin yetkisindedir.”.

Bu sözlerden de anlaşılıyor ki, aslında AİHM, Leyla Şahin davasında ‘yasaklayıcı’ bir hüküm vermemiştir. Bunun yerine bir anlamda topu Türkiye’ye atmış, “bu işi kendiniz çözün” demiştir.

İkinci konuya gelince.

AK Parti ve MHP’nin o meşhur 411 oyla meclisten geçirdiği 10 ve 42 inci maddelerin değiştirilmesini düzenleyen maddeler, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti biliyorsunuz.

Nitekim bugün bu yasağın kaldırılmasını istemeyenler, Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’nın ‘değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ maddelerine atıf yaparak bu kararı aldığını ve bu konuda hiçbir şey yapılamayacağını söylüyorlar.

İşte tam da bu nokta da Sami Selçuk’un söylediği şey önemli hale geliyor.

Selçuk, Anayasa Mahkemesi’nin kararının gerekçeli bölümünde bu tür atıflar olsa da, ‘hüküm’ kısmında türbanla ilgili böyle bir yasaklamanın olmadığını vurguluyor.

“Mahkemelerin kararlarının gerekçe kesimi, bağlayıcı değildir. Bağlayıcı olan hüküm fıkrasıdır” ifadesi işte burada önemli hale geliyor.

Sami beyin son cümlesini siyasilerin dikkatine sunmak isterim.

“Hukuken üniversitelerde böyle bir yasak zaten yok, dolayısıyla yeni bir düzenlemeye de ihtiyaç bulunmuyor.”

Kaynak: Haber 7

Politika Haberleri

FON ZİRVESİNDE KRİTİK 5 KARAR
Hakem Sınavları ve Atamalarda Şaibe İddiası
KABİNE SONRASI FON AÇIKLAMASI
Numan Kurtulmuş: "Netanyahu, saldırganlığını tüm dünyaya göstermiştir"
GÜNEYDEN GELEN KONYA'YA GİRMEYECEK