Sahte gübre alarmı

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte gübre kullanımın artması noktasında yaptırılan analizlerde birçok gübrenin, olması gereken değerlerinin çok altında olduğu ortaya çıktı.

Geçtiğimiz yıl ürününün yeterince hasat vermemesinden endişelenen çiftçi Halim Tuncer, bu yıl yaptırdığı gübre analizinde karşılaştığı sonuçlar karşında şok oldu. Konya’ya yakın bir köyde çiftçilik yapan Halim Tuncer, yaklaşık 10 bin lira değerindeki gübreleri analız için Ziraat Mühendisi Bekir Soylutürk’e getirdi. Taban gübresi olarak 3 – 15, 3 – 20 ve ÜRE tipi gübrelerin analizlerinde kaya tuzu ve BİMS tuğla kumundan yapıldığı ortaya çıktı. Konya’nın tarım şehirleri arasında önde gelmesi, sahte gübre üreticilerinin dikkatini çekmiş durumda. Geçtiğimiz yıllarda da kullanılan sahte gübreler bu yıl fark edilmemesi durumunda daha geniş bayiliklere dağıtılmış durumda. 

 “KONYA BÖLGESİNDE KULLANILIYOR”

Gübrelerin analizlerini yapan Ziraat Mühendisi Bekir Soylutürk, tuz oranının yüksek değerlerine rastladı. Gübrelerin kullanılması konusunda korkunç sonuçların oluşacağını dile getiren Soylutürk, “Çiftçimizin ayçiçeği ve mısır ekim zamanı kullanmış olduğu 20. 20. ve 3 - 15, DAP dediğimiz gübreleri taban gübresi olarak kullanmaktadır. Fakat çiftçiler şu an yaptırmış olduğu analizlerde Konya bölgesinde ve ilçelerinde sahte gübrelerin piyasaya sürülmüş olduğunu anlaşılmaktadır. Bu gübrelerde yapılan analizler sonucu yüksek miktarda ‘kaya tuzu’ bulunmaktadır. Bu gübreleri kullanarak hem toprağımızı tuzluyoruz hem de çiftçiler üretimi yüzde 50 oranında azalıyor” dedi.

‘ORANLAR SIFIR ÇIKIYOR’

Oranlarıyla oynanılmış sahte gübrelerin Akdeniz bölgesinden yoğun olarak geldiğini ifade eden Soylutürk, “ çiftinin bilinçsizce ve fark etmeden kullanması durumunda daha da yoğun olarak gelmeye devam ediyor.  Örneğin 3 – 15 olan gübrenin hiç fosfor bulunmuyor. Azot miktarı olması gereken oranın tam yarısı kadar ve potasyum değeri de bulunmuyor. Son yaptığımız analizlerde fosforun 20 olması yazıyor fakat gerçek değerinde sıfır oran çıkıyor” uyarılarında bulundu.

‘HASAT YARIYA KADAR DÜŞÜYOR’

Özellikle Çumra ve Karapınar bölgelerinde bu gübreler yaygın olarak kullanıldığının altını çizen Soylutürk, “Çiftçi, bu oranlara göre bu gübreyi kullanırsa hasat zamanı toplayacağı ürününün yarısı kadarını alacaktır. Bu gübrelerin bayiliğini yapan firmalar bu işin farkında değiller. Gelen analiz sertifikasına göre hareket ettikleri için ellerindeki gübrelerin oranlarının değişmiş olduklarını bilmiyorlar. Bu değerlerin farklı olduğunu çiftçiler, yaptırdıkları analizlerle ortaya çıkarmıştır.  Bu gübrelerdeki tuz oranının çok olması hem toprağa hem de bitkilere önemli zararları oluyor.  Bitkilerin gereğinden fazla su ihtiyacı duymasına sebep oluyor ve toprağın da çölleşmesini sağlıyor” açıklamalarında bulundu.

‘ÖNLEM ALINMAZSA; TOPRAK, ÇÖLLEŞECEK!’

Analiz sonuçlarında yüksek miktarda tuz değerinin ortaya çıktığını hatırlatan Soylutürk, bu gübreler uzun yıllar düzeltilmeyecek sonuçlar doğuracak. Ürünlerden zarar edilmesinin yanında toprak mineral değerlerini kaybederek çölleşme ve rüzgar erozyonuyla karşı karşıya kalacak. Çiftçiler her aldıkları gübrelerde kesinlikle analizlerini yaptırmalı Bizlerde gereken tedbirin alınmasını ve çiftçinin mağdur olmaması için elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Bunun denetlenmesini Tarım Bakanlığı vasıtasıyla Tarım İl Müdürlüğü Bitki Koruma Şube Müdürlüğü yapılmaktadır. Bu konuda ciddi oranda denetimlerin artması gerekli. Yapılacak olan sıkı denetimlerle ve bakanlığın gübre üretici firmaları da sıkı denetimde tutmalıdır. Bunların yanında muhtarlar ve bölgesel bayilikler bilinçlendirilmeli” şeklinde uyarılarda bulundu.

SESSİZ DÜŞMAN ‘TUZ’

Toprağın tuzluluğunun artması nedeniyle yaşamını tarıma bağlamış sayısız uygarlığın yok olduğunu tarih içerisinde anımsarız. Günümüzde en yeni ve çağdaş toprak, su, bitki ve çiftlik işletmeciliği tekniğine karşın tuzluluk nedeniyle tarım dışı kalmış alanlar oldukça yaygındır. Türkiye’de yaklaşık 1.5 milyon hektarda tuzluluk ve alkalilik sorunu bulunmaktadır. Bu, sulamaya uygun arazilerin yaklaşık yüzde 32,5’ine denktir. FAO’nun tahminlerine göre, sulanan alanların yaklaşık yarısı olan tuzluluk, alkalilik ve yüzeyde göllenme tehdidi altındadır. Toprakta biriken tuzlar, toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerini bozmakta ve bitki gelişimini de olumsuz yönde etkilemektedir. Yetiştirilen bitkinin veriminde görülecek azalmalar, toprak çözeltisinin yoğunlaşmasına bağlı olduğu kadar, bitkinin tuza dayanımı ile de ilgilidir.  Ancak söz konusu tuzlar bitki gelişimine zarar verecek ölçüde ise, bu tür topraklar tuzlu topraklar olarak adlandırılır. Nitekim toprakta tuzluluğun başlaması ile birlikte bitkilerde zarar görmeye başlar ve bununla beraber rüzgâr erozyonu ve çölleşme başlar.

Toprak suyu tuzluluğunun bitki gelişmesi üzerindeki zararlı etkileri şu şekilde özetlenebilir; ™ *Yavaş ve yetersiz çimlenme,

*Fizyolojik kuraklık, solma ve kuruma, ™

* Bodurluk, küçük yapraklar, kısa gövde ve dallar, ™

*Mavimsi yeşil yapraklar ™

*Çiçeklenmenin gecikmesi, daha az çiçek açma ve tohumların daha küçük olması, ™

*Tuza dayanıklı yabancı otların gelişmesidir.  

Servet R. Çolak-Memleket

 

 

 

Yerel Haberleri

MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP
BİR İLÇE SULAR ALTINDA
KONYA'NIN SU GÜVENLİĞİ