Restore mi, tahrip mi?

Fahri Kubilay

Defaten söyledik…

740 yıllık tarihi geçmişiyle Seydişehir’le bütünleşen ve günde yüzlerce kişinin ziyaret ettiği namaz kıldığı ata yadigârı olan Seyyitharun Camii; pejmürde haliyle yine gündemimizde.  Böyle giderse de uzun süre gündemimizde kalacak gibi… 

Hadi restorasyon bitti diyelim…

Görünen  o ki!..  Restorasyonun bitimiyle bozulan tarihi doku konuşulacak gibi…

Neden derseniz, neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor.

Okuyucularımız çok iyi bilirler ki bu köşeden bu konuda defaeten yazılar yazdım…

Ama şimdiye kadar hep sabırla hareket ettim…Ve tüm yazılarımda kimseyi suçlamadan kimseyi kırmadan yapılan yanlışları hatırlatmaya çalıştım…  

Burası camidir dedik… Manevi özellikli bir tarihi yapı…

İşi yapan da yaptıranlar da bu işleri itina ile yaparlar ve hiç kimseyi üzmeden tarihe gerekli saygıyı gerekli itinayı gösterirler diye düşündük… Ama nafileymiş…

Tarihimize saygı kurban edileli çok olmuş da bizim haberimiz yokmuş demek ki…

Şimdi sormak istiyorum…

Seyyitharun Camii’nin restorasyonundan birinci derecede kim sorumlu?

İşi yapan sayın müteahhit mi, yoksa ihaleyi tekrar ihale ettiği taşeron mu?

Yoksa… Türkiye’deki  tüm  vakıf varlıklarının bakımından korunmasından restorasyonundan sorumlu olan dolayısı ile Seydişehir bölgesinden de sorumlu olan Vakıflar Bölge Müdürlüğü mü?

Restorasyona başlanacağında buraya gelen yetkililerle bizzat sohbet etmiştim…

 “Bizler vakıfların özellikle camilerin restorasyonunda kesinlikle çok titiz davranıyoruz orijinalitesini bozmuyoruz. Bu tür restorasyonları uzman kişilere işleri yaptırıyoruz” demişlerdi… Ve çok ümitlenmiştim.

Daha önce de işaret etmiştim…

“Seyyitharun Camii’ndeki o orijinal yapının bulunarak ona göre yeniden onarılması ne kadar mükemmel olur” demiştim…

Meğer yanılmışım… Yapılan işleri görünce bu kadarda olmaz dememek elde değil. 

Şunlara ne demeli? İlk olarak bizzat basının önünde söylenen süre kat kat aşıldı…

Birkaç sefer yapılıp sökülen yerleri nasıl izah edeceksiniz?

Mesela…Birinci sefer döşenip sökülen zemin andezit taşlarının ikinci seferki düzenlenen şeklini şahsen siz beğendiniz mi?

Sökülüp yapılan dış sıvalara ne demeli?  (Bu arada sıva sadece çıplak elle mi yapılır yoksa bunun bir aleti var mı?)

Caminin girişindeki ikinci sefer yapılan o kubbelere kubbe demeye bin şahit ister… el insaf….

İçeriye yapılan sıvanın daha şimdiden çatlamış… Çatlağın içine adam girer adeta… 

Sermaferin o kadar yüksekte kalması acaba ne kadar orijinalliğe uygun? 

İçeride direklerin sağlamlığı caminin geleceği açısından ne kadar güvenli?

Tüm camilerde bu alt destekleri taş veya mermer olarak gördük Caminin içerisindeki tahta kaplamalar kaç yılında yapılmış?

Orijinal mi?  Minber,  mihrap orijinal mi pencere, kapılar orijinalse neden yenileri yapıldı?  Orijinal kıstası neye göre belirleniyor?

Gerçekten bu işin uzmanları var mı? Varsa bu uzmanlar şimdiye kadar yapılan işleri neden gelip kontrol etmediler… 

Seydişehir’li yetkililerin tespiti soncu çıkan eksikliklerin tespiti sonunda… İşleri takip etmek için gelen yetkililer bu keşmekeşliğe bir son versinler artık…

Size şunu söyleyeyim…  Bu milletin ahını almayın…  Bu millet yapılan işte kim sorumluysa kişi ayırt etmez. Burası camidir duada edilir, beddua da… Seyyitharun Camiini canı gibi seven gözü koruyan bu millet sizi affetmez.  

Benim söyleyeceklerim şimdilik bunlar, gerisi size kalmış.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.