Yusuf Ziya CÖMERT
Biz, sana muhtacız. Senin içindeki hakikate muhtacız. Senin içindeki hayata, şifaya, bilgiye, hikmete, aşka muhtacız. Sana yaklaştıkça, içimizdeki yaraların şifa bulacağını, senden nice uzaklaşırsak o kadar gurbete düşeceğimizi biliyoruz.
Kur'an-ı Kerim. Alemlerin sahibi, zerrelerin sahibi, sevginin sahibi, insanların sahibi, gariplerin sahibi, peygamberlerin sahibi Allah'ın, sevgili peygamberine, bizlere yol göstersin diye harf harf, kelime kelime, ayet ayet verdiği, onun kalbine yerleştirdiği, Kelam-ı Kadim.
Biz, insanlar, bugün, yeryüzünde yaşayan insanlar. Gökyüzünden çıplak gözle bakıldığında, görülemeyecek kadar küçülen insanlar. Yanına yaklaştıkça, alem kadar büyüyen, okyanus kadar derinleşen insanlar. Bazen, köpüren alevlenen öfkesiyle; bazen derinleşen, yere göğe sığmayan sevgisiyle büyüyen insanlar. Yani biz... Biz, sana muhtacız. Senin içindeki hakikate muhtacız. Senin içindeki hayata, şifaya, bilgiye, hikmete, aşka muhtacız.
Sana yaklaştıkça, içimizdeki yaraların şifa bulacağını, senden nice uzaklaşırsak o kadar gurbete düşeceğimizi biliyoruz. Seni seviyoruz.
Seni nasıl sevmek gerektiğini bilemesek de, seni seviyoruz. Birisinin seni tilavet ettiğini işittiğimiz zaman, içimiz ısınıyor; gurbetteyken, bir yakınımızın, sevdiğimiz bir büyüğümüzün sesini duyuyormuşçasına seviniyoruz. Çocuklarımız, seni okumayı bilsin istiyoruz. Çocuklarımızın, senin harflerini hecelemesini seviyoruz. Çocuklarımızı senden ayırmasınlar istiyoruz.
Yüzyıllar var. Bizi, senden ayırmasınlar istiyoruz.
Yeryüzünde acı gördükçe zulüm gördükçe, insan'ın senden uzaklaştığını hissediyor, korkuyoruz.
Yeryüzünde rahmet gördükçe, sevgi gördükçe, bir annenin çocuğunu sevmesini gördükçe, bir babanın şefkatini gördükçe, sevgiye dair bir iz gördükçe, insan'ın sana yaklaştığını hissediyor, ümitleniyoruz.
İsterdik ki, mümkün olsun, senin içindeki hakikat, senin içindeki hikmet ve hayat soluduğumuz nefes gibi karışsın varlığımıza. Seni gerçekten nasıl sevmek gerekiyorsa, öyle sevebilelim. Senin nurun, senin rüzgarın dağıtsın dünya gailesinin pusunu, karanlığını. Kalplerimiz şifa bulsun, akıllarımız şifa bulsun.Biz, işte, böyleyiz. Derya içreyiz, deryayı bilmeyiz. Ama, Ramazan-ı Şerifi'in bize vedaya hazırlandığı şu günlerde, dilimizin döndüğü kadarıyla, tekrar, tekrar, söylemek istiyoruz: Seni seviyoruz. Nasıl sevmek gerektiğini bilmesek de, seni seviyoruz.