Ramazan..

Mustafa Yiğit

Ramazan başka hayatları düşünme ayıdır

Onbir ayın sultanı Ramazan’ın ilk günlerini yaşıyoruz.

İnşallah Ramazan ayı yine bereket, huzur ve kardeşlik iklimini getirir, bizleri bu iklimin yağmuruyla ıslatır. Zamanla sertleşen yüreğimizi yumuşatır… İçimize çöreklenmek isteyen, kin ve hasetlik duygularını alır götürür…

Bütün bu temennilere karşı Suriye’den gelen haberler çok acı.

Hama şehrinde yüzlerce kişi, çoluk çocuk, kadın yaşlı demeden öldürülüyor.

Evet İslam dünyasından bir ülke daha kan, gözyaşı ve barutla Ramazan ayına girdi.

Her Ramazan aşağı yukarı aynı şey oluyor.

Muhakkak bir İslam ülkesi ya işgal ediliyor, ya ülkedeki sorunlar kaşınarak bir iç savaş çıkarılıyor ve İslam’ın barış ve esenlik dini olduğunu söyleyen bizleri üzüntüye, yeise düşürüyor. Dünya ekonomik sistemini avuçlarında tutanlar ve ya baskıcı iktidarlar ellerindeki bütün güçleri kullanarak masum ve mazlum halkın üzerine ölüm yağdırıyorlar.

Sadece Suriye’de değil, Libya’da Tunus’ta Yemen’de de aynı durum söz konusu.

Yine geçtiğimiz yıllarda Irakta, Çeçenistan’da ve Doğu Türkistan’da aynı şeyler yaşandı.

Birilerinin Arap baharı” adını verdikleri ancak daha çok “Arap güzünü hatırlatan bu ayaklanmaların İslam dünyasına faturası çok büyük olacağa benzer.

Bu tablo iyi bir tablo değil.

Çünkü Arap baharında bol bol barut, kan ve gözyaşı var.

Çünkü hissediyoruz ve görüyoruz ki arkasında yine o malum Büyük güçler var.

En azından onlar bu olayın büyük bir değişim ve dönüşümün habercisi olduğunu söylüyorlar ve bu tarz haberlerle gündemi belirliyorlar.

Eskiden beri “Büyük güçler”in desteklediği her olay her kurum, her kişi beni rahatsız eder.

Onlar bir şey söylüyorlarsa o şeyin tam tersini yapmak gerektiğini düşünmüşümdür her zaman.

Doğru ve hayırlı olan, onların söylediklerini değil tam tersini yapmaktır çoğu zaman.

Çünkü onlar kendi menfaatlerinin dışında hiçbir şeye inanmazlar.

Demokrasi de, insan hakları da kendi halklarının yaşayabileceği hasletlerdir.

Diğer halklara da demokrasi götürülecekse malzeme olarak; kin, nefret, barut, ateş ve savaşla birlikte giderler.

Biz artık kan ve barut kokan demokrasiler istemiyoruz.

İslam’ın binlerce yıllık tecrübesini unutmuş görünüyoruz.

İslam’da esenlik ve huzur barutla, kanla gelmez; yüce Allah’ın öldürmeyeceksin, adaletli davranacaksın, kul hakkı yemeyeceksin, halka zulmetmeyeceksin şeklindekiilahi mesajıyla gelir.

Kıtalara, ülkelere, milletlere Osmanlı barışını götüren şey de bu mesajın doğru algılanıp doğru bir şekilde uygulanması değil miydi?

Bu mesajları kavramak bu kadar zor mu Allah aşkına.

Bu mesajlar“Büyük güçler”in kan ve gözyaşıyla bize sunmaya çalıştıkları sözde

demokrasi”den daha mı az şeyler ifade ediyor…

Yeter ki kadim olan değerlerimizi, tüm dünyaya barış ve huzurun taşıyıcısı olan atalarımızın devamı olduğumuzu unutmayalım.

Burada hemen şunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Bazı ülkeler şu anda kuru bir ekmeğe ihtiyaç duyacak kadar kötü ve çaresiz bir durumdalar. Muhtemelen bir zamanlar bu ülkelere de onlar demokrasi götürmüşlerdi, şimdi götürdükleri gibi.

Etiyopya-Somali-Kenya’da açlıktan ölüme terk edilen milyonlarca insandan söz ediyorum.

Bu Ramazan onları da aklımızdan çıkarmayalım.

Çünkü Ramazan kendi nefsinizden geçip başka canları ve başka hayatları düşünme ayıdır.