Prostat olasın inşallah!

yazar-43

“Saklambaç” adlı programı hatırlıyor musunuz bilmem. Cumartesi akşamları özellikle gençleri ekran başına toplayan Nurseli İdiz’in sunduğu yarışma programı. Bundan on yıl kadar öncesinden bahsediyorum. Programı hiçbir ahlaki ve kültürel değerlendirmeye tabi tutmadan merakla izliyordum. Yarışmacı delikanlı nasıl sorular hazırlamış, kızlar ne cevap verecek, oğlan kimi seçecek veya bunun rövanşında yani genç kız delikanlıları seçerken hangi cevaplardan etkilenecek vs…


“Saklambaç” ın en azından bir yarışma havası vardı ve Nurseli Hanımın sunumu ile de cıvıklıktan uzak ama eğlenceli bir formatı vardı. Ahlaki olmayan tek şey televizyon ekranından kızlar ve erkekler arasında çöp çatanlık yapılmasıydı.


Şimdilerde Show TV ekranlarında “saklambaç”ı anımsatan showman Mehmet Ali Erbil’in sunduğu “Ah Kalbim” isimli bir program var. Hafta içi her sabah ve pazartesi akşamları yayınlandığı için programın dikkat çekmemesi mümkün değil. Bir iki defa izlemek istedim lakin sonunu getiremedim. Neden mi?
Hemen açıklayayım:
Birincisi; programın formatını anlayamadım. Yarışma desem yarışma değil. Eğlence desem eğlence değil. Mehmet Ali Erbil’in iddia ettiği gibi insanları rahatlatarak onların psikolojik sorunlarını çözen, eğitmeye yönelik Üstün Dökmen, Nevzat Tarhan, İnci Beşoğlu, Doğan Cüceloğlu gibi değerli hocaların özenle hazırlanmış programlarının pratiğe geçmiş hali hiç değil.
İkincisi; cinsel çağrışımlı söylemlerin sıkça kullanıldığı, programı renklendirdiğini düşünen showman sunucunun belden aşağı yaptığı espri ve hareketlerle daha da sevimsiz bir hali var.


Maalesef izlenme oranı yüksek bir program işte. Merak ediyorum; programı her sabah hiç kaçırmadan çoluk çocuk ve bazen komşularıyla birlikte izleyenler çocuklarının ve kendilerinin ahlaken yozlaştıklarının, Mehmet Ali Erbil’in belden aşağı konuşmalarının zamanla kendilerinin ve çocuklarının cümleleri haline geldiğinin farkında değiller mi?


Bir zamanlar Güner Ümit vardı, Erbil gibi filtresiz düşüncelerini canlı yayında söyleyerek show yapan. Sonra ne olduğunu O da anlayamadı. Birden tarih oldu. En büyük cezayı da unutarak halk verdi. M. A. Erbil’i de inşallah böyle bir son bekliyordur.


Toplumu yozlaştıran televizyon programlarına hayır diyen bir “izleyici” olarak tavsiyem aynı saatlerde, gerçekten alternatif bir yayın akışı sürdüren TRT 1 ekranlarında psikolog Üstün Dökmen’in sunduğu “Küçük Şeyler” adlı programı izlemenizdir. Sosyal hayatımızda karşılaştığımız sıkıntı ve stresten Erbil;’in programını izleyerek uzaklaşmaktansa Üstün Dökmen’in programını izleyerek sıkıntı ve problemlerimize çözüm üretmeyi öğrenerek mutlu olmayı yeğlerim.


TV ekranından veya bulunduğumuz yerden “Prostat olasın inşallah, bilmem neyin kurusun v.s.” gibi beddualar etmenin kime ne faydası var?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.