Geçtiğimiz günlerde Polonya Büyükelçisi olarak görevlendirilen eski YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan bugün Konya’daydı. Konya Ticaret Odası’nda Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ortak düzenlediği “Şehir Konferansları” programına konuk olan Özcan, “Şehir ve Üniversite” konulu bir konferans verdi. Konferansın başında bir kişinin sözlü saldırısına maruz kalan Özcan, konuşmasında üniversitelerin tarihinde protestoların ve öğrenci hareketlerinin her zaman olduğunu kaydetti.
MAYIS’IN SONUNA DOĞRU GÖREVE BAŞLIYOR
Özcan konuşmalarının başında Polonya Büyükelçiliği görevinin henüz resmen başlamadığını, Mayıs ayının sonuna doğru Türkiye’den ayrılacağını belirtti. Şehir temelli çalışmaların yanında bölgesel çalışmaların da önemli bir yer tuttuğunu belirten Özcan, Konya’nın diğer iller arasındaki önemine işaret etti. Özcan, “Konya, 4 üniversitesiyle Türkiye’de 4. sırayı Kayseri ile birlikte paylaşıyor. Bu dört üniversite ile Konya çok önemli bir yer işgal ediyor. Türkiye’nin şehircilik konusunda en iyileri diye bir sıralama olsaydı, Konya yine önemli bir yere kondurulurdu. Ama bu haliyle de çok iyi bir yerlerde görünüyor” dedi.
HİÇBİR DÖNEM ŞEHİR VE ÜNİVERSİTE UYUMLU OLAMADI
“Şehir-Üniversite” konusunun çok tartışılan ve arasında hiçbir zaman uyumun olmadığı ilginç mesele olduğuna işaret eden Özcan, “Üniversite-şehir ilişkisinin çoğu zaman uyumlu olduğu zannedilir. Ama hiç de öyle değildir. Bu çok kolay bir ilişki değil çünkü. İlk yüksek öğretim okulu olarak Platonu’nun milattan önce 187 yılında kurduğu bir akademidir. Atina’nın duvarları dışında kurulmuş bir okul bu. Burada öğrenciler ve hocalar birleşip derslerini yaparlardı. Ama şehirden yine uzak olurdu. 9. Asır’a kadar var olduktan sonra bu üniversite, İmparator Justine tarafından kapatılıyor. 15. Yüzyılda da aynı türden okulları görüyorsunuz. Önce İtalya’da başlıyor ve daha sonra Avrupa’nın diğer ülkelerine yayılıyor. Üniversitelerin bir diğer özelliği de kampus gibi alanlarının olmayışıdır. Bu çok sonraları akıl edilmiştir. Geçmiş dönemdeki üniversitelerde mastır denilen hocalar talebelerini alarak belirli yerlerde eğitim faaliyetlerine devam ediyordu” diye konuştu.
AVRUPA ÜNİVERSİTELERİNDE HAREMLİK SELAMLIK UYGULANIYORDU
12. Yüzyıllarda üniversitelerin haremlik selamlık uygulamasıyla faaliyet gösterdiğini ve en iyi örneğinin bugün de olduğu gibi İrlanda olduğunu belirten Özcan, konuşmalarına şöyle devam etti: “12. yüzyıldan sonra açılan üniversitelerde kilisenin etkisinin olduğunu görüyoruz. Bu dönemde haremlik selamlık uygulaması var. Kız ve erkekler ayrı ayrı sınıflarda okuyorlar. Çok sonraki yıllarda karma okullar oluşturuluyor. Bunu Türkiye’de söylediğinizde gericilik suçlamaları yapılır. Eğer bu şekilde düşünen varsa bunu İrlanda’da araştırmalarını öneriyorum. Bu dönem iyi bir şekilde incelendiğinde kiliselerin başka otoritelere karşı bağımsız hale geldiğini de görebilirsiniz.”
TÜRKİYE’DE BAĞIMSIZ ÜNİVERSİTE YOK
Üniversitelerdeki bağımsızlık konusunun yine bu dönemlerde başladığına dikkat çeken Özcan, “Paraların devlet tarafından verildiği düşünüldüğünde Türkiye’de bağımsızlıktan çok da söz edilemiyor. Ne orta çağda ne de onun öncesinde şehirler ve üniversiteler arasında uyumun olmadığı yine burada kendisini gösteriyor. Üniversitelerin şehri, şehrin de üniversiteleri etkilediği bir realitedir fakat asla uyumdan söz edilemiyor. En basitinden örnek verilirse bugün üniversite öğrencilerine verilen ayrıcalık birçok vatandaş tarafından eleştirilebiliyor” ifadelerini kullandı.
AK Parti Konya Milletvekili Cem Zorlu, akademisyenler ve vatandaşların izlediği konferansın sonunda Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’a Mesnevi, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker çini tabak, TYB Konya Şube Başkanı M. Ali Köseoğlu ise teşekkür belgesi takdim etti.
memleket.com.tr