Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay, son zamanlarda okullarda artan şiddet olaylarının gençlerin birbirleriyle iletişim dilini kaybetmesinden ve eğitim felsefesinden yoksun yetiştirilmelerinden kaynaklandığını söyledi.
Prof. Dr. Aktay, okullarda son zamanlarda artan şiddet olaylarında rekabet halinde olan bedenlerin daha iyi, daha güçlü olmalarıyla övünen bir toplumun şiddet üretmesinden daha doğal bir şey olamayacağını belirterek, "Okullardaki şiddet olaylarının artmasının sebepleri arasında gençlerin, eğitim felsefesinden yoksun yetiştirilmesi de var. Bugün okullarda hangi eğitim felsefesine sahibiz. Nasıl bir kişilik tipi istiyoruz, nasıl bir dünya istiyoruz. Geleceğin dünyasında Türkler'in yeri ne olacak. Geleceğin dünyasında gençler ne iş yapacak, doğru bir şey söz konusu değildir. İnsanların önüne konmuş bir hedef yok. Belli bir ideal yok, ideolojiler sona erdikçe gençlerin daha iyi bir dünyanın kurulması için en dinamik bir toplum kesimi olmaktan çıkması söz konusudur. Çocuklar bıçaklamayı oyun oynar gibi yapıyor. Çocuk yaşta insanlar yaptıkları eylemlerin sonuçlarını çok ciddi bir şekilde hesaba katamıyor. Sorumluluk anlayışına sahip değiller ve yaptıkları işin ağır faturalarını ödeyebilecek durumda değiller" dedi.
Başta okullara ve medyaya çok büyük görevlerin düştüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Yasin Aktay, "Okullarda gençlere yönelik sosyal faaliyetler özendirilerek, öğrencilerin daha fazla kitap okumaları teşvik edilebilir. Gençlik üzerine sosyolojik ve psikolojik anlamda araştırmalar yapılmalıdır. Her şeyden önce çok iyi bir gençlik felsefesi çok iyi bir eğitim felsefesinin geliştirilmesi yönünde çalışmaların yapılması gerekiyor. Okullarda rehberlik hizmetlerinin eğitim sistemine aktif bir şekilde katılması da sağlanmalıdır. Okul yönetimiyle öğrenci arasında korkunç bir mesafe oluşurken, okul yönetimi öğrenciler üzerinde gardiyan veya inzibat görevi gören bir konuma yerleştiriliyor. Bu da öğrenciyle okul arasında bir soğukluk meydana getiriyor. Okul yönetimlerinin bu tür vakalara profesyonelce yaklaşmaları, biraz daha işin ehli olan uzmanlara danışarak onlarında inisiyatifini işin içine katarak çalışmaları gerekiyor. Aksi takdirde çok sert bir anlayışla elinde bir sopa, disiplin sağlamaya çalışan yaklaşımla bu sorunların çözümü kolay görünmüyor. Bu sorunları daha da pekiştiriyor" şeklinde konuştu.
Türk Eğitim Sen'den "okulda şiddete hayır" kampanyası
Öte yandan Türk Eğitim-Sen Konya 1, 2 ve 3 nolu şubeleri, okullarda giderek artan şiddet ve çeteleşmeyi önlemek için bir imza kampanyası başlattı.
Zafer Alanı'nda açtıkları stantta sendika üyeleriyle birlikte basın açıklaması yapan Türk Eğitim-Sen Konya 1 No'lu Şube Başkanı Tanfer Ata, eğitim yuvalarının giderek şiddet yuvalarına dönmeye başladığını söyledi. Çocukların eğitiminde aile, okul ve çevrenin önemli etkenler olduğunu da ifade eden Tanfer Ata, "Gelişen teknoloji ve kentleşmeyle birlikte çocuklarımızın çevresi kontrol edilemez bir hale gelmiştir. Gelinen bu noktada, başta medya olmak üzere siyasi erke, emniyet güçlerine ve sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düşmektedir. Yani aile ve okulun yanı sıra, çocuklarımızın çevresinde etkili olabilecek tüm unsurlar sorumluluk almalıdır. Şiddete karşı topyekün bir seferberlik ilan edilmelidir" dedi.
Türk Eğitim-Sen'in konuyla ilgili bir imza kampanyası başlattığını da vurgulayan Ata, "Kampanya sonunda toplanan imzalar, TBMM dilekçe komisyonuna sunulacaktır. Başbakan, Milli Eğitim Bakanı, İçişleri Bakanı, medyanın önde gelen yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarına da şiddete karşı ortak hareket etmek amacıyla mektup gönderilecektir" şeklinde konuştu.