Sabah namazı buluşmasına Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar, Merkez İlçe Müftüleri, Şube Müdürleri, Din görevlileri, Vaizler, Kur'an kursu öğreticileri, Sendika temsilcileri, Üniversite öğrencileri, Uluslararası Mevlana Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri ile vatandaşlar katıldı.
Genç, yaşlı, büyük, küçük demeden, renk ve dil ayrımı gözetmeksizin herkesin ilahi huzurda saf tuttuğu sabah namazı buluşmasında konuşan Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar, son yıllarda yapılan anket çalışmalarına değinerek yüzde 99’u Müslüman olan bir Ülkede beş vakit namazını kılanların sayısının yüzde 40 olduğuna dikkat çekerek” sürünüyoruz” dedi.
Camii ve mescitlerin önemine de değinen Akpınar,
“Kulluk, seccadede namaz kıldığımız mescitte yerde kalmamalıdır. Seccadeyi dürer gibi kulluğu dürüyüp dolaba koymamalıyız.
O namazı evimize, o namazı yolumuza, o namazı hayatımıza, dükkanımıza, iş yerimize götürmeliyiz. Nenden? Namaz kılındığı yerde kalmazda ondan. Çünkü namaz dedik, hayatın tatbikatı, bizi hayata hazırlayan ibadetin adı. Çünkü namaz, sahibini kötülüklerden ve fuhşiyattan alıkoyar.
Namaz sahibini yönetir diyor Allah. Namaz sahibini çeker, çevirir diyor Allah. Ama bizim namazlarımız namazda bile yönetmiyor bizi! Bizim namazlarımız namaz kılarken bile bizi istikamette tutmuyor.
Bedenimiz kıbleye dönmüşken gönlümüz başka yerlerde dolaşıyor.
Dilimiz kelamı ilahiyi okurken, aklımız başka şeyleri düşünüyor. Başımız Rabbin huzurunda eğilirken, hala dünyevi makamların, mevkilerin ve işlerin peşinde koşuyoruz. Onun için namazı fark etmeye sizi davet ediyor bu kardeşiniz.
Ali boyu namaz, aile boyu Camii…
Saadet çağının insanları büyüğüyle, küçüğüyle mescitte yetiştiler, namazla büyüdüler.
Hasanlar, Hüseyinler, Fatımalar, Aişeler, Ebubekirler, Ömerler, Osmanlar, Aliler mescitte yetiştiler. Mescitte inşa edildiler.
O Muhammed Mustafa’nın (s.a.s) eliyle, O Kur’an hamurunun ruhuyla mescitte mabette yetiştiler. Peygamberimiz (s.a.s) ömrünü mescide adamış bir peygamber olarak hep Camiye devam etti. Ehlibeyti ve ashabı da aynı şekilde mescitlere devam etti.
Rahmet peygamberi (s.a.s) ama bir müezzini vardı. Bilal-i Habeşi’den sonra peygamberimizin ikinci müezzini olan Abdullah İbn Ümmü Mektum, bir gün geldi ve dedi ki “Ya Rasulallah, izin verirsen benim evim mescide uzaktır. Akşam, yatsı ve sabah namazlarını evimde kılayım.” “Hayır” dedi Peygamberimiz. “Gerekirse Abdullah evinle mescit arasına ip çekeceğiz, ve seni mescide getirecek kimse bulamasan yol gösterici olarak o ipe dokuna dokuna , o iple mescide geleceksin.” dedi. Abdullah İbn Ümmü Mektum aynen öyle öyle yaptı.
Neydi Peygamberin derdi? Hâlbuki rahmet Peygamberi, kolaylaştıran, hoş gören, özellikle engellilere özel merhamet eden Peygamber neden “gerekirse ip çekeceksin yinede mescide geleceksin” dedi. Orada ki Nebevi mesaj şuydu değerli kardeşlerim!
“Abdullah sen bizim cemaatimize katılmazsan biz eksik kalırız.”
Onun için ben diyorum ki, şu mahalle, şu caminin cemaati, eğer bu camiye gelmediyse, gelmiyorsa biz cemaat olarak eksiğiz, noksanız. Her mahalle camii imamı ve cemaati böyle düşünmeli ve böyle düşüneceğiz. Biz namazla yıkıldık, inşallah namazla ayağa kalkacağız.” dedi.
Okunan ilahi ve ezgiler sonrasında yapılan dua ile son bulan sabah namazı buluşmasıda, Camii çıkışı cemaate çorba, süt, salep ve simit ikram edildi.