Konya Aydınlar Ocağı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, “Muharref Tevrat’ta “Allah’ın ilk çocuğu İsrail’dir” ayeti bulunduğunu ve Osmanlı’yı yozlaştıranın da Siyonist Yahudiler olduğunu söyledi.
Sille Kültür Evi’nde düzenlenen Salı Sohbeti’nde,Yahudilerin 4000 Yıllık Tarihi ile İsrail-Filistin Meselesi’ni anlatan Dr. Mustafa Güçlü, Hz. İbrahim’in hanımları Sare’den İshak, Hacer’den İsmail’in doğduğunu ve Arap kavminin İsmail’den, İsrailoğulları’nın da Yakup İshak’tan çoğaldıklarına dikkat çekerek “Hz. Yakup’un 12 çocuğu olur. Bunlardan bazıları, İsmail’den doğan çocukları Arap oldukları için küçümsemeye, renginden dolayı hakir ve hor görmeye başlarlar. Bu da muharref Tevrat’ta “Allah’ın ilk çocuğu İsrail’dir” şeklinde geçer. Yahudilerde kavimcilik ve üstün ırk fikri tâ buralardan kaynaklanmaktadır” dedi.
Hz. Yakup’un oğlu Hz Yusuf kıssasını anlattıktan sonra sözü Mısır’ın hükümdarı Firavun II. Ramses ve Hz. Musa’ya getiren Dr. Güçlü, Beni İsrailoğulları’nın Musa aleyhisselâm ve diğer peygamberlerle olan ilşkilerini anlattıktan sonra şunları dile getirdi: Hz. Süleyman dönemi İsrailoğulları için muhteşemdir. Süleyman Krallığı döneminde Kudüs Mabedi inşâ edilir. Bu depdebeli dönemde aşiretlerin sapkınlığa düşmelerinden dolayı İsrailoğulları bölünürler. Bu bölünmeden (M.Ö. 933) İsrail ve Yahudi adında iki devlet kurulur. Asurlular (M.Ö.722), İsrail Devleti’ni ortadan kaldırır. Yahudi Devleti ise, Yahuda ve Bünyamin kabileleri tarafından vergiye bağlı olarak devam eder. Babil Hükümdarı (M.Ö. 586), Kudüs’e girer ve Yahudi Devleti’ni darmadağın eder. Kabilenin elit kesimi ve devletin ileri gelenleri öldürülür. Kudüs yağma edilir. Kabilenin geriye kalanları sürgün edilir. Bu Yahudilerin ilk sürgünüdür.
Sürgündeki Yahudi topluluğu, dışarıda bir “diaspora” oluşturur. Hahamlar, akıllarında kalan ayetlerle yeni bir Tevrat yazarlar. Bundan önce Yahudi ruhban sınıfının geliştirdiği bir öğreti olan Kabbala’yla diaspora arasında ağızdan kulağa Kabbalist sırlar öğretilir. Yani gizli, mistik, ideolojik batıni bir din geliştirilir. M.Ö. 63’de bekledikleri Mesih İsâ gelir. İsâ Âleyhisselâm’ın getirdikleri, Yahudiler’in diasporada geliştirdikleri Kabbalist öğretiler (siyonist) ile muharref Tevrat’ta yazılan tutucu, ırkçı ve ideolojik fikirlere uymaz. Yahudiler, İsa’nın ilâhî âyetlerini reddeder ve Hz. İsâ’yı da Roma’ya jurnallerler. Bildiğiniz gibi İsâ’ya çok benzeyen bir köle çarmıha gerilerek feci şekilde öldürülür. Allah’ın korumasında olan İsâ Aleyhisselâm semâya yükseltilir. Yahudiler’in ikinci sürgünü Hıristiyan Roma İmparatorluğu döneminde M.S. 135 yılında başlar. Bu M.S. 148’e kadar sürer. Yahudi topluluğu bu ikinci sürgünde asimile olmazlar. Mesih inancını daha da geliştirdiler.
YAHUDİ DİASPORASI
Yahudilerin bir devleti ve vatanları olmadığı 20 ayrı ülke ve bölgeye dağıtıldıklarını ifade eden Dr. Güçlü, “Gittikleri bu bölgelerde de gettolarda yaşamaya zorlanan ve itilip kakılan Yahudilerin ileri gelenleri (diaspora), toplanarak bir karar alır. Bundan böyle finans (para) işiyle uğraşacaklar ve bütün dilleri öğreneceklerdir. Yahudiler bütün ülkelerin dillerini öğrenip paralarını tanır ve bilir hale gelirler. Bundan böyle gümrüklerde iş bulmaya başlarlar. O ülkelerin finans sektöründe güçlenmeye başlarlar” dedi. Osmanlı döneminde de Yahudiler’in rahat yaşadıklarını ifade eden Dr. Güçlü, Fatih Sultan Mehmed’in 1453’de İstanbul (Kostantinopolis)u fethetmesiyle birlikte Roma İmparatorluğuna son verdiğini ve o dönemde İstanbul’da 40 bin Yahudi’nin yaşadığını kaydetti. Dr. Güçlü ayrıca; Fatih’in, Rumların fethin başarısız olması yönünde ortaya koyduğu “kepenk indirme”eylem ve planını akamede uğratmak için Yahudilere “zımmî” statüsü verdiğini, bu arada Rumlara karşı Ermeniler ile Yahudileri öne sürdüğünü dile getirdi.
1492’de Endülüs’te yaşanan Müslüman katliamıyla birlikte İspanya’dan Yahudi göçlerinin başladığını ve İstanbul’daki Yahudi nüfusun 40 bindan 200 bine çıktığını ve Selanik’te de 80 bin civarında Yahudi nüfusu oluştuğunu hatırlatan Dr. Güçlü, Osmanlı’da ilk siyonistin Yusuf Nasi (Yasef Nas) olduğunu ve daha sonra İzmir’de Sebatey Sevi adlı Haham’ın “sahte mesih” olarak ortaya çıktığını, Osmanlı’nın aldığı önlem neticesinde canını kurtarmak için Sebatey Sevi’nin Müslümanlığı kabul ettiğini dile getirerek şöyle konuştu: Dönmelik de buradan geliyor. Dönmelerin kitabı ise Mezamir’dir. Osmanlı’nın 1938’teki Viyana Bozgunu’ndan sonra Avrupa’da reform hareketleri başlar. Dünya finans sektörüne hakim olan Yahudi finansörler, Avrapa'daki reform hareketlerini desteklerler. Fransız İhtilâli’ni de bu güç yaptırmıştır. Osmanlı Yahudileri ve dönmeler, aldıkları bir kararla Osmanlı’yı yozlaştırma faaliyetine ağırlık verirler. Karı ve kızlarını fahişe yaparak Türk erkeklerini baştan çıkartmaya ve aile müessesini çökertmeye girişirler. Yahudiler, Avrupa’da da pek çok felsefi akım, ekol, fikir ve ideolojiler ortaya atarak büyük karışıklıklar çıkarırlar. Theeodor Herzl, 1897’de İsviçre’nin Bazel şehrinde 1. Siyonist Kongresini toplar. Buradan çıkan karar; Filistin’de kurulacak İsrail Devleti’nin önündeki tek engel olan Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasıdır.
Osmanlı Devleti, 1914'de çıkartılan 1. Dünya Savaşı'na Mason Jön Türkler eliyle dahil edilir. Bu arada Filisti’ne Yahudi göçleri başlar. Osmanlı'nın 1918’de mağlup devletler tarafında yer almasıyla birlikte Yahudiler, 1919’da Filistin bölgesinde 9 maddelik bir Arap-Yahudi anlaşması yaparlar. Yahudiler anlaşmaya uymazlar ve Araplara ait toprakları işgal etmeye başlarlar. 1922’de 180 bin olan Yahudi nüfusu 1946’da 700 bine ulaşır. 1948’de İsrail Devleti kurulur ve ilk olarak BM tanır. Sonra ABD, İngiltere ve Türkiye. Memleket