Oğuz Adana'da kitaplarını imzaladı

Fuar boyunca yetmişe yakın söyleşi, panel gerçekleştirildi.

Zeki Oğuz

 

Kitap fuarları çok önemsediğim etkinliklerdir. Okurlarımızla buluşma, tanışma ve söyleşme imkânları sunar. Yıllarca göremediğimiz yazar arkadaşlarla görüşüp sohbet etme şansımız olur. Yeni okurlarla, adını duyduğumuz ama tanışmadığımız yazarlarla tanışırız.

Adana’da Çukurova kitap fuarının bu yıl üçüncüsü yapıldı.12-17 ocak tarihlerinde yapılan fuara ben 15-16 ocak tarihlerinde katıldım. Eski dostlarla hasret giderdik, yeni dostlarla tanıştık, bir yazarı ilk kez görmenin heyecanı ile stantları dolaşan miniklerle fotoğraf çektirdik.  

Konya kitap fuarı 2006 da açılmıştı, ümitlenmiştik arkası gelir, diye ama maalesef arkası gelmedi. Konya olarak bu işi beceremedik. Bizim beceremediğimizi Adana becerdi ve bu yıl üçüncüsü gerçekleşti. Fuar boyunca gözlediğim kadarı ile artık her yıl daha da gelişerek sürer Çukurova kitap fuarları.

Eğer gideceğim yere tren seferi varsa trenle gitmeyi tercih ederim. Hem ucuz, hem rahat. Yol boyu fotoğraf çekme şansı da oluyor.

Konya-Adana treni öğleyin 12.30 da kalkıyor ama bizim demiryollarımızın olmazsa olmazları vardır. Gecikme de bunlardan biridir.14.15’te ancak yola çıkabildik. Hava kapalı olunca fotoğraf çekme umudum suya düştü. Ereğli’den sonra da hava karardı zaten.

O gün ve ertesi günü Ermenek Görmeli köyünden arkadaşım Ülkü Demircanlı’nın konuğu oldum. Kitaba ve doğaya düşkün bir arkadaş Ülkü.

Cuma sabahı fuar alanına vardığımda hem şaşırdım hem sevindim. Yüzlerce ilköğretim öğrencisi giriş için kuyruktaydı. Birçok okul toplu olarak getirmişlerdi çocukları. Bunun yanında kendi çocuklarını getiren ana-babalar da vardı.

İçerisi öyle kalabalıktı ki stantların arasında zor dolaşıyordu insan. Çocuklar upuzun bir kuyruk oluşturmuşlar, Muzaffer İzgü amcalarına kitap imzalatıyorlardı.

 

Biz Musa Dinç, Necmettin Salaz ile birlikte Edebiyatçılar Derneği standındaydık.

Fuar boyunca yetmişe yakın söyleşi, panel gerçekleştirildi. Bunların kimini yayınevleri gerçekleştirirken bazılarını da Edebiyatçılar Derneği, Dergiler Birliği, Çukurova Edebiyatçılar Derneği, Sosyal Demokrasi Vakfı, Tüyap gibi kurumlar gerçekleştirdi.

Fuar süresince birçok ünlü yazara da ev sahipliği yaptı Adana. Sunay Akın, Firuzan, Öner Yağcı, Ataol Behramoğlu, Oya Baydar, Muzaffer İzgü, Ayşe Kulin, Özcan Karabulut, Cezmi Ersöz, Ece Temelkuran, Banu Avar, Yüksel Pazarkaya, Sevgi Özel, Şükrü Erbaş, Vural Savaş, Ali Nesin vb.

İki de güzel sergi vardı fuarda. Kırmızı yayınlarının düzenlediği Sarışın Bir Kurt adlı sergide Atatürk’ün şimdiye kadar hiç yayınlanmamış fotoğrafları sergilendi. Yolculuk Dergisi ise fotoğraf sanatçısı Faruk Akbaş’ın çektiği fotoğraflardan oluşan “Anadolu’da Tarihe, Kültüre, Doğaya, İnsana Yolculuk” konulu bir sergi açmıştı. Faruk Akbaş usta ile öyle bir yolculuğa çıkmanın tadı bir başka elbette.  

Yazar arkadaşlar Musa Dinç ile Necmettin Salaz’ın adlarını duyardım, bazı dergilerde birlikte yazdığımız olurdu ama ilk olarak Adana’da tanıştık, sohbet etme imkânı bulduk. Musa aynı zamanda yayıncı. Daha önce Diyarbakır’da idi, Mersin’e taşınmış.  

Her zaman derim, Çukurova her yönüyle bereketli. İyi yazarlar çıkıyor o topraklardan. Dergiler yayınlanıyor, biri kapanırken biri yayınlanmaya başlıyor. BH, Aykırı Sanat, Lül, İmgelem, Ardıçkuşu bunlardan bazıları. 2007 yılında dört dergi “Dergiler Birliği”ni oluşturmuşlar. Bh, Heves, Ardıçkuşu ve İmgelem. Değişik etkinlikleri de bu çatı altında yapıyorlar.

Ali Ozanemre güzel eserlere imza atan bir hukukçu yazar arkadaşım. Uzun süredir üzerinde çalıştığı “Döne Döne Karacaoğlan” adlı eserini yayınlamış. Ali ve çevresindeki arkadaşlar Adana’da yeni bir dergi çıkarmanın telaşı içindeler.

Cumartesi akşamı arkadaşım Adnan Öz’ün konuğuydum. Ne zaman Adana’ya gitsem Adnan’ın bir değişmezi vardır. Bir lokantada Adana kebab yemek. Yine bu değişmezi uyguladık. Burada özellikle üzerinde durmak istediğim şey şu: Güney ve güneydoğunun mükemmel bir mutfak kültürü var. Lokantalar müşteriye karşı kibar ve cömertler. O akşam yemeğimizi yerken bizim Konya lokantacılarının mesleklerinde ne kadar cimri olduklarını düşündüm. Ana yemeğin yanında bol yeşillikle birlikte tam altı çeşit meze vardı. Çıkışta ödediğimiz para sadece yirmi liraydı.  

Pazar öğleye doğru Adnan, oğlu Can ve Özlem cadısı ile kısa bir şehir turuna çıktık. Beylikler döneminde yapılan Ulu Camii’nin fotoğraflarını çektik. Seyhan Nehrinin kenarında kısa bir yürüyüşten sonra istasyondaydık.

 14’te idi trenin hareket saati. Bereket tam saatinde kalktı. Hava yine kapalı olduğu için fotoğraf çekmekten umudu kesmiştim. Pozantı’ya kadar çevreyi seyrederek geldim. Biz kış ortasında hasretle kar yağmasını beklerken çoktan gelmişti Çukurova’ya bahar. Her taraf yemyeşildi. Bir karış boy atmıştı ekinler.




Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?