Kamu-Sen Konya İl Temsilcisi Sadi Eriş düzenlediği basın toplantısıyla 4+4+4 olarak bilinen yeni eğitim modeli hakkında basın toplantısı düzenledi. Eriş, toplantıda yeni eğitim modelinin eksiklikleri ve sıkıntılarına değindi. Eriş toplantıda şu ifadeleri kullandı:
KADRO FAZLASI ÖĞRETMENLER ORDUSU OLUŞTU
Bilindiği üzere zorunlu eğitim 12 yıla çıkartılmış olup, 2012–2013 eğitim öğretim yılı ile 4+4+4 olarak uygulamaya başlanmıştır. Getirilen bu sistem okullarda norm kadro fazlası öğretmenler ordusunu oluşturmuştur. İlimizde bin 200’ün üzerinde norm fazlası öğretmen ortaya çıkmıştır. Bunların 728 tanesi sınıf öğretmenidir. Böylece sistem kendi eğiticisini yok etmekle işe koyulmuştur.
ÇALIŞANLARIN MAĞDURİYETLERİNİ HUKUKA TAŞIYACAĞIZ
Alt yapısı hazırlanmadan alelacele yapılan işlerin sonucu her zaman hüsranla sonuçlanacağı bir gerçektir. Türkiye genelinde eğitime başlayan bir milyon yedi yüz elli bin birinci sınıf öğrencisinin çocuk psikolojisi de dikkate alınmadan, ısrarla eğitime başlaması bir o kadar da ebeveynleri ile beraber okullu olmuştur. Konya Valiliği’nin 2012/1 sayılı genelgesi ile norm fazlası sınıf öğretmenlerinin nasıl dağıtımının yapılacağı planlaması yazıya dökülmüştür. Bu doğrultuda öğretmenlerin normu ile oluşacak mağduriyetlerin en kısa zamanda kalıcı çözümlerle sonuçlanması geçici görevlendirmelerde genelgeye uyulması aksi taktirde Türk Eğitim Sen olarak eğitim çalışanlarının mağduriyetini, hukuka taşıyacağımızı, kamuoyu ile paylaşacağımızı, sendika olarak yapabileceğimiz her türlü eylemi hukukun üstünlüğü içerisinde kalarak en sert bir şekilde ortaya koyacağımızı, siz basın mensupları aracılığı ile kamu oyuna duyuruyorum.
HANİ MAĞDURİYETLER OLMAYACAKTI?
Buradan sayın Bakana soruyorum hani getirdiğiniz sistemde öğretmen mağduriyeti yaşanmayacaktı? Ama, beşinci sınıfları okutan otuz yedi bin yedi yüz yirmi iki sınıf öğretmeni norm fazlası konumuna düşmüştür. Bu sayı Konyamızı da etkilemiştir. Bunun günahı da sevabı da sayın Bakana ve onu destekleyen sendikaya aittir. Buradan tekrar tekrar söylüyorum MEB’deki üst bürokratların atamaya yetkili mercilerin, MEM’nün kangren olmuş bu yarayı daha fazla yaralar açmadan iyileştirilmesi isteğimizdir. Ayrıca eğitimin huzur içinde yapılabilmesi Eğitim çalışanları arasındaki tedirginliğin süratle ortadan kaldırılması Türk Eğitim Sen’in ön sözüdür.
TÜM BUNLARIN SORUMLUSU KİM?
Bu günlerde eğitim camiasının en mağdur kesimi sınıf öğretmenleri. Birçoğu okulunda norm fazlası oldu... Öğrenciye hasret... Bir kısmı kontenjan eksikliği sebebi ile eşinin yanına atama yaptıramadı... Eşine, çocuğuna hasret... Bir kısmı sağlık özrü olmasına rağmen kontenjana takıldı... Sağlıklı bir yaşama hasret... Henüz yeni mezun olmuş atama bekleyen sınıf öğretmenine 324 kontenjan açılmış... Atamaya hasret... Peki bu duruma gelmenin suçlusu kim? 1. derecede sorumlu tabi ki MEB'dir. Uzun vadeli personel stratejisi olmayan MEB sınıf öğretmenlerini ve henüz atanamamış sınıf öğretmenliği mezunlarını mağdur etmiştir.
KONYA’DA BİN 200’DEN FAZLA ÖĞRETMEN MAĞDUR OLDU
Yetkili sendika tabi ki sistem değişikliğini destekleyebilir. Bu en tabi hakkıdır ama kamuoyunda sınıf öğretmenlerinin mağdur olabileceği belirtilirken yaptığı "Sınıf Öğretmenleri Felaket Tellallarına İtibar Etmeyecektir" başlıklı açıklamasıyla güya soyunduğu hamilik ortada: İlimizde bin 200’den fazla öğretmen geçici görevlendirmelerle mağdur edilmiştir. Bu yeni sistemin yarattığı acılar da elbette geçecektir. Ancak, kaç öğretmenin mutsuzluğuna, kaç öğrencinin sıkıntı yaşamasına sebep olacaktır, bu nasıl yeni sistemdir kimsenin umurunda değildir. Esasen, bu sistemin hangi problemleri oluşturacağını sistemin mucitleri de öngörebilmiş değildir. Bu ülkenin geleneğinde pilot uygulamalar bulunmaktadır. Bu sebeple adı deneme lisesi olan okullarımız bulunmaktadır. Ancak, sistemi neredeyse kökten değiştirenler pilot uygulama yaparak, ihtimal problemleri tespit ederek, tedbir almayı dahi ihmal etmişleridir. Bu büyük bir sorumsuzluktur, iktidarın şımarıklığın zirvesinde olduğunun da en büyük delilidir.
MÜDÜR YARDIMCILIĞI NORMU AZALMIŞTIR
Sadece sınıf öğretmenleri değil, ilköğretim okullarının ilkokul, ortaokul diye ayrılmasından dolayı bir çok ilde binlerce branş öğretmeninin de okulları değiştirilmek zorunda kalınacaktır. Bazı iller ise, okulları bölmeye bile cesaret edememiş, problemi bir sonraki yıla ötelemiştir. Ancak, bundan kaçış yoktur. Sistem okullardaki yönetici dengesini de alt üst etmiştir. Birçok müdür başyardımcılığı normu düşmüş, müdür yardımcılığı normu azalmıştır. Sistem yeni ilkokul ve ortaokul oluşturulması sebebiyle yeni okul müdürü ihtiyacı yaratmıştır. Oluşan derslik ihtiyacını, branş öğretmeni ihtiyacını söylemeye gerek yok.”