NEGATİF LAKIRDILARLA ZİHİNLERİ YORANLAR…

Durali Göğüş

Gün ışığının yeryüzüne göz kırpmasıyla canlılık, hareketlilik temposuna başlarız. Bir bir hanelerimizden ayrılarak mesleğimizin veya günün hedeflenen istikametine doğru yürüyüşle ulaştığımız yerdeyizdir. Birlerin bir araya gelmesi ile yapısal tuğlaların oluşturduğu mekânsal kümeler ve toplulukları inşa ediyoruz. İşte kümeleşmiş yaşamın gerekliliği olan ortamlarda enerjimizi üretken pozisyonunda emek harcıyoruzdur.

İnsanız tabi ki fıtratın gereği iş veya sosyal ortamda zaman kaybetmeden iletişime başlarız. Elimiz işle uğraşırken çenemizle de ikili, üçlü, beşli hatta onlarca lakırdı ve ses atmosferinde çalışmada durmadan.

Bundan kaçmamız imkansız. Olması gereken doğal bir davranış tezahürüdür, muhabbet ve sohbet ortamlarımız. İnsanız, iç dünyamızda yaptığımız sessiz konuşmaların, kendi kendimizce yaptığımız yorum ve analizlerin sonucu; negatif ya da pozitif düşünceleri arz ederiz ikincil kişilere. Bunları yaparken negatif olmak insanlık için faydasız ve zararlı sonuç doğuran zehirli düşünceler yerine faydacı, adaletli ve sevgi üreten pozitif düşünceli olmak gerekir. Sebebi şu gizemli cümlede "İyi düşün iyi olsun!’’ da saklı. Farkındalığımızı yükseltmeli, sağlıklı olmayı, sağlığımızı korumayı sağlayan düşünce kalıplarını beynimize yerleştirmeliyiz. İyi bir beden, iyi bir enerji ve iyi bir ruh hali için beynimize olumlu düşünce kalıpları yerleştirmemiz gerekir. Beyin ne kadar sağlıklı ve pozitif düşünürse insan o kadar sağlıklı ve enerjik olur, genç kalır ve o kadar az hastalanır. Beynin yüksek potansiyel ve enerjide kalması, pozitif düşünceler eklenmesi önemlidir.

Negatif düşünce hastalıkları tetikliyor…

Negatif düşüncelerin bizleri ele geçirmesine izin vermeyelim. Kaygılı ve olumsuz düşünceler bizi çaresiz ve umutsuz hissettirebilir. Nasıl heyecanlı olduğumuzda veya korktuğumuzda kalp atışımız hızlanıyor, yüzümüz kızarıyor, ellerimiz terliyorsa bu negatif düşünceler de sağlığımızı benzer şekilde olumsuz etkileyebilecek güce sahiptir. Bu nedenle olumsuz düşüncelerin hayat kalitemizi bozmasına izin vermeyelim onlarla barışalım.

Beyin nöronlarının olumsuz düşüncelerle zayıfladığı dinamikliğini yok ettiği deneysel verilerle kanıtlanmıştır. Bilimsel çalışmalarda ayrıca kaygı ve depresyon düzeyleri de test edildi ve kaygılı, depresif kişilerin bilişsel becerilerinde azaldığı saptanmıştır.

Bilimsel tespitlerden hareketle bireysel olarak zihinsel çizgimiz olumlu (pozitif) düşünceli olmalı. Üreten, icat çıkaran, yararcı bireysel kimliği kazanma çabasında olmalı. Enerjimizi ve gönlümüzü pozitif yönde geliştirmeli ve emek harcamalı.

Mekan ve zamanda nerde olursak olalım güzel düşünmeli, aşk ile düşünmeli, hizmet ve kaliteyi üreten olmalıyız.

Hepimiz sorumluluk ve görev mahallimizde, evimizde, mahallemizde, yolda kafede, sahada olaylara güzel bakmalı, pozitif düşünmeli, güzel görmeli.

Her işi en iyi ben yaparım benim anlattıklarım doğru enaniyet hastalığından millet olarak kurtulmamız gerekir. Hiç bir vasfı olmayan sadece çenesi kuvvetli boş zihinle, elinden kör eşeğin bile yem yemediği çapsızlığı bırakalım. Lütfen!..

Eleştirel düşünme (kritik düşünme), akıl yürütme, analiz ve değerlendirmeye Eyvallah!.. Mutlaka olması gereken bir düşünce. Eleştiriler elbette yerinde ve zamanında olmalı. Negatif ve hatalı düşünce, eylem ve işlerin, problemlerin tespiti dillendirilmeli. Ama karşılığında çözüm ve önerilerle pozitif katkı sunmak sevdamız, görevimiz olmalı.

Ülke, millet ve insanlık bunu bekliyor, umut ediyor, dua ediyor.

Şöyle gözümüzü kapatıp bu negatif kulislerin nerelerde konuşulduğunu bir düşünelim.

Camii önünde cemaat imamım imamlığını, esnaf kendi arasında dükkân yönetemezken, ülke ekonomisini bitiriyor. Kahvehanelerde tavla, okey başında gün boyunca zamanı hoyratça israf edenler ülkeyi yönetemiyorlar lafazanlığında. Ülke batıyor dedikodusunda. Üretimsizlikte zaman öldürenlerin devleti en iyi kendisinin yöneteceğini kuru sıkı atmasına ne demeli. Siyasete soyunmuş çapsızlarsa gece gündüz ülke menfaatine yararlı her teşebbüse itiraz ve ihanette. Meclis grup konuşmalarında birbirleri ile yarıştılar. Olumsuzluk lakırdıları bataklığında çırpınışları ile sadece gürültü gevezeliği dalgası yaymadalar. Hükümeti yıkıp hükümet kurunca herkese işe, projeye tehdit ve hakaret söylemindeler. Bu bitik, çapsız, çenesi boş lakırdılarla ülke yönetmek kim? Siz kim?

Kim olursak olalım, ne iş yaparsak yapalım günün sonunu hiçbir katkı sunmadan eve döndük. Akşamsa tv karşısında zaman tüketip esneyerek uykuya daldık. Ertesi sabah monoton bir zihinsel kafa ile plansız ve negatif bir günü yaşamaya uyandık…

Hani bizim inancımızın zamana dair emri?

‘’İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.’’

Güneşle doğacak yeni bir günle bizler de, pozitif bir kimlikle ülke ve ümmet olma şuurunda uyanmalıyız. Planımız ve sevdamız maddi, manevi kazanımlar olmalı temennisiyle…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.