Ne rahat etti, ne huzur verdi!

M. Faik Özdengül

 Önceki gün bir doktor arkadaşın muayenehanesine uğradım.  Özellikle psikosomatik rahatsızlıklarla ilgili başvuran hastaların daha çok kadınlar olması ile ilgili konuştuk. İlgi ve sevgi arayışının, önemli olma, önemsenme ve varolma ihtiyacının özellikle günümüz kadınlarındaki yansıması gözle görülür orandaydı.

 

Önceki kuşağın kadınlarıyla bugünün kadını arasındaki fark ne? Psikosomatik rahatsızlıklar sadece kadınlarda artmadı. Erkeklerde de eskiye göre daha çok. Bu modern hayatın bir getirisi. Ancak kadınlardaki oransal artış daha fazla. Evinde, kendi başına varolamayan, içindeki boşluğu dolduramayan kadından söz etmek asıl amacım. Önceki kuşağın kadını bu varoluş problemiyle nasıl başa çıkıyordu da günümüz kadını bunu beceremedi. Oysa görünür şartlar günümüz kadını lehine. Hem teknolojik imkanlar, hem yaşam şartları çok çok daha iyi eskiye oranla.

 

Beklentileri bütün bunlara rağmen çok daha fazla artmış durumda günümüz kadınının. Belki de eskinin acısını çıkartmak bilinçdışı saikiyle her şeyi bir arada istemeye başladı. İlgi sevgi ve önemsenme ihtiyacı biz kısaca varolma diyelim ona bu yaşta mı hissedilir? Şöyle bir soru soralım en yakınındaki insan, örneğin eşi tüm ilgi ve sevgisini ona yöneltse bu kadını tatmin eder mi? İçindeki boşluk dolar mı? Varolma sorunu yaşayan birisi için cevap hayırdır. Bu eşin sağlayabileceği bir yarar ve eşin doldurabileceği bir boşluk değildir. Evlenme düzeyine gelen bir kadın bu boşluğu doldurmuş olarak gelmediği sürece eşin ona sağlayacağı yarar sınırlıdır. O yaştaki bir kadın zaten değerli olup olmadığına, sevilecek birisi olup olmadığına çoktan karar vermiştir. Eşi de bu kararını ancak daha da güçlendirecek birisidir. Ben değersizim, dünya kötü ve insanlar anlayışsız diyen, büyürken bunu öğrenmiş bir kadını düşünelim. Eşin ona değerli birisiymiş gibi davranması zaten inanmayan bir kadın için daha da kafa karıştırıcıdır. Eğer önceden de olduğu gibi değersizmiş gibi davranması ise önceki inancını güçlendireceği için zaten şaşırtmaz ve belki daha da öfkenlendirir.

 

Evlilik te de aynı şeyler olmuştur. Bu değersizlik duygularıyla baş etmek için kullandığı stratejiler neyse yine uygulanmaya devam eder. Bazıları fonksiyonel olamayacağı için bu yaşta terkedilir ama yöntem aynıdır. Acımasız dünya ve insanlarla kavga etmek, hakkını zorla almak. Kendine acımak. Başta en yakını olmak üzere diğerlerini suçlamak, öfkelenmek, küsmek ve intikam duyguları. En kısa kelimeyle söylersek çatışma.

Dikkat edilirse günümüz kadını diye başladım söze ve sanki modern koşullardan söz edecekmişim gibi anlaşıldı belki de. Oysa lafı insanın değişmeyen ana yapısına getirmek amacım. Değerli değersiz, sevilecek sevilmeyen, güvenli güvensiz vb hislerin öğrenildiği yaşlar çok erken yaşlar. Çocukluk dönemi. Eğer kadınlarımız, günümüz kadını da buna dahil kendilerini değersiz hissediyorlarsa, önemsenmediklerine inanıyorlarsa, korkularla yaşıyorlarsa emin olsunlar hep öyleydiler. Şu anki hislerinin sadece nedeni değişti zihinlerinde . önceden babaydı, sonra öğretmenler, kardeşler, arkadaşlar, komşular şimdi de eşleri. Her yazının her konunun istisnası olur. Gerçekten sorunlu bir eşe sahip olanlar konumuzun dışında.

 

Bu kadınlara ne önermeliyiz? Elbette kendi içlerine dönmeyi. Gözlerini içe yöneltmeyi. Gün boyu hangi düşüncelerle boğuştuklarını fark etmelerini. Beklentilerini gözden geçirmeyi. Düşmanın dışarıda değil kendi içinde olduğu gerçeğini kabul etmelerini. Hani der ya Hz Mevlana: “kendi içinde öyle bir savaş var ki onunla meşgul ol, dışarıdakine zaten enerjin kalmaz.” Çok önemli bir gerçek “İnsanlar ne hissettiklerinden kendileri sorumludur.” Biz öfkeleniriz, bir başkası bizi öfkelendirmez. Biz inciniriz, bir başkası değil bizi inciten. Sevilmediğine, değersiz bir insanmış gibi davranıldığına, önemsenmediğine  inanan birisi bu duygularının sorumluluğunu alacak ve oradan başlayacak, bu onun kendi hisleri. Bir başkasının ona yükledikleri değil. Ya beklentiler? Beklentiler eksiklik hissinin telafisi için oluşturulmuş kalıplar. Eksiklik, değersizlik hisleri halledildiğinde beklenti filan kalmayacak göreceksiniz.

 

Modern şartlar bir yana, kadınlarımız başkalarını özellikle de eşlerini suçlamayı ve kavgayı bir kenara bırakıp ,lütfen bu eksiklik ve değersizlik hisleri ile ilgili çalışma kararı alsınlar, okusunlar, terapi alsınlar, yardım alsınlar, en önemlisi dua etsinler. Yoksa ne kendisi eder rahat ne de başkasına verir huzur dediği gibi şairin aynı plak yıllarca döner durur.

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (16)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.