Ne olacak şu beldelerimizin hali

Başkanlar beldeleri için gerçekten bir şeyler yapmak için çırpınıyorlar....

Zeki OĞUZ

 

Klasik bir geyiğimiz vardır. Üç-beş kişi bir araya gelince memleketi kurtarmaya soyunur “ne olacak bu memleketin hali” ile başlayan sohbetlere dalarız. Belediyeler yasası gündeme gelince söz beldelere – belediyelere kaydı.

Daha çok yasa değişir, biz de daha çok konuşacak şey buluruz, diye düşündüm. Bizim yasa kitapları yazboz tahtası, her gelen iktidar değiştirecek, kendine göre yontacak bir şey bulur.

 

Ülkemiz siyasetinin en renkli, en dürüst siyasetçilerinden biri rahmetli Osman Bölükbaşı’ydı. 1969 seçimlerinde çiçeği burnunda bir muhabir olarak seçim çalışmaları sırasında izlemiştim onu. Vilayet önünde on binlerce kişiye hitap etmişti. Coşkulu bir hatipti aynı zamanda. Konuşmasının sonunda kalabalığı gösterip danesi olmayan ekine benzetmişti dinleyenleri. Dediği çıkmış 14 bin civarında ancak oy alabilmişti partisi.

 

Bunu anlatmanın nedeni şu: Bizdeki siyaset hep kirli olagelmiştir. Osman Bölükbaşı’nın doğum yeri Kırşehir ve bu ilimiz her seçimde Bölükbaşı’na büyük vefa göstermiş, oyunu hep ona vermiştir. 1867 de, bucak, 1869 da ilçe, 1924 yılında il olan Kırşehir oyunu Bölükbaşı’na verdiği için cezalandırılmış ve Menderes iktidarı tarafından 1954 yılında ilçe haline getirilmiştir. 1954 yılında cezalandırılan sadece Kırşehir değildir. Aynı Menderes iktidarı oylarını CHP ye verdikleri için Kastamonu’nun Abana ilçesini bucak bile değil köy yapar.

 

1990 lı yıllarda iş iyiden şirazesinden çıkar. Nüfusu iki bini bulan yerler belediyelik olur. Hatta ilçe yapılan yerler bile vardır. Peki, bu 2000 rakamı net midir? Kesinlikle hayır. O yıllarda bir nüfus sayımında Taşkent’te idim. Ayın yıllar kirli siyaset hesabı öğrenci gelecek mi gelmeyecek mi hesabı yapılmadın yüksek okullar açılıyordu. Günümüzde olmayan Taşkent Meslek Yüksek Okulunun öğrencileri akşam nüfus sayımından dönüyorlardı. Hepsinin ellerinde birer poşet balık vardı. “Bunlar ne?” diye sorunca gülmeye başladılar. “Sorma abi mezardaki ölüleri bile yazdık” dediler.

 

Yeni yasaya göre nüfusu 5 bini aşan yerler ya da 5 km. uzaklıktaki yerleşim yerleri 56 bini aşabilirlerse belediyelik olacaklar. Bizim çarıklı erkânı harp köylülerimiz, siyaset için yapmayacak şeyleri olmayan siyasetçilerimiz çok geçmeden buna da bir çözüm bulabilirler.

1990 lı yıllar Özal’ın esip gürlediği yıllar. En çok belde-ilçe belediyeleri de bu yıllarda oluşturulmuştur.

 

Karaman il yapılınca Taşeli platosunda bulunan ilçe ve beldeler Ermenek’e yani Karaman’a bağlanır. Fakat bu bölge halkının resmi işler dışında hiçbir bağı yoktur Karaman’la. Bütün işlerini Konya’dan hallederler. Sarıveliler ile Göktepe (Fariske) birbirine çok yakın iki yerleşim yeridir. Fakat Göktepe daha derli toplu, birçok resmi kurumun olduğu bir belediyeliktir. Fakat bir özrü vardır. Belediye başkanı CHP’lidir. Anavatan iktidarı bir öneri yapar “parti değiştirirseniz burayı ilçe yaparız”, derler. Zamanın CHP yönetimi buna yanaşmayınca Göktepe yerine Sarıveliler ilçe yapılır. Bu belediyelerin seçimlerinde ilginç şeyler de olur. 1994-1999 yılları arasında Göktepe belediye başkanı olan H. İbrahim Aksu ilkin CHP’den aday olmak istemiş, CHP adaylığını reddedince Anavatan Partisi’nden aday olmuş ve kazanmıştı.

Yeni yasaya karşı çok tepkililer, başkanlar ve belde insanları. Tek tük de olsa yasanın memleket çıkarına olacağına inananlar da var.

 

Yasanın yararlı olup olmayacağını zaman gösterecek. Gezip gördüğüm yerlerde benim izlenimim şu: Belediyeler ve belediye başkanları belde için gerçekten bir şeyler yapmak için çırpınıyorlar. Hele iktidara yakın olanlar başarılı oluyor. Bu da tuhaf bir uygulama ama maalesef gerçek. Belde iktidara yakınsa iktidarın nimetlerinden yararlanıyor. Sanırım demokrasicilik oynadığımız için böyle oluyor. İş yapma biraz da belediye başkanının çapı ile ilgili bir durum. Sadece iki örnek vereyim. Çetmi ile Ilıcapınar 1990’lı yıllardan bu yana sık sık gittiğim yerler. Bu iki beldenin dünü ile bugünlerini kıyaslamak bile mümkün değil. Elbette belediyelerin öncülüğünde gerçekleşti bu başarı.

 

Belediyeler birçok işi başarıyorlar ama kendi çaplarında başaramadıkları, devlet kurumlarına büyük ölçüde muhtaç kaldıkları durumlar da oluyor. Örneğin dağ köylerinin büyük bölümünde su sorunu var. Bu yüzden çubukçuların ellerine düştükleri oluyor. Bazı beldelerde büyük paralar harcanarak sağlık ocakları yapılıyor ama buralara hiç görevli verilmediği için daha inşaat bittiği gün kapısına kilit vuruluyor ocağın. Taşkent’in Bolay beldesinde yüklü paralar harcanarak bir sağlık ocağı yapılmıştı. Bu ocak için eski belediye başkanı (bu yazıyı yazarken rahmetli olduğunu öğrendim. İki ay önce vefat etmiş.) Gazi Güner çok emek harcamıştı. Yine bu yazıyı yazarken Bolay’ı arayıp sordum, ocağın kapısında kara bir kilit varmış. Böyle onlarca örnek vermek mümkün.

Yasa değiştirmek, hele mecliste çoğunluğun varsa kolay. Önemli olan o güzelim beldelere hizmet götürebilmek.

Ne diyelim, hayırlara vesile olsun.

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?