Ahde Vefa Derneği’nin düzenlediği panelde Erol Güngör ve Müslümanların problemleri dile geldi. Prof. Dr. Akgül, İslam dünyasının ‘uyku ile uyanıklık arasında bir yerde’ olduğunu söyledi. Selçuk Üniversitesi eski Rektörlerinden Prof. Dr. Erol Güngör, Ahde Vefa Derneği tarafından düzenlenen “33. Yılında Erol Güngör” adlı panelle anıldı.
Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akgül, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bünyamin Ayhan ve okutman Harun Yıldız, Prof. Dr. Erol Güngör’ü sosyal-psikoloji, milliyetçilik ve din düşünceleri yönüyle ele aldılar. Ahde Vefa ve Turan Birliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Harun Meral’in açılış konuşmasından sonra geçilen panelde, Erol Güngör’ün “milliyetçilik” düşüncesi ve anlayışını ele alırken “milliyetçiliğin netameli bir konu” olmasına rağmen bu kavramın, Fransız devriminden dolayı Batı emperyalizmiyle bir alakası olduğunu belirtti. Saçma olarak nitelendirdiği “Türk müsün? Müslüman mısın?” sorusunun “kavramsal olarak milliyetçiliğin ne olduğunu anlamamaktan doğan bir soru olduğunu” kaydeden Harun Yıldız, Fransız devrimi kaynaklı bir bakış açısıyla milliyetçilik kavramına bakıldığında “ayaklar altına” alınabilen zihniyete karşı Erol Güngör’ün milliyetçilik anlayışını şu sözlerle dile getirdi: “Erol Güngör, kültür odaklı bir milliyetçiliğin masıl olması gerektiğini ortaya koymaya çalışan bir fikir adamıdır. O ince bir tecessüs insanıdır.” Milliyetçilerin ‘ehem” ile “Mühim”in farklılığını ele almaları gerektiği üzerinde de duran Yıldız, “Milliyetçilerin bir ayağı vatan, millet devlet kavramları üzerinde sabit, diğer ayağıyla bütün fikri anlayışları geçmeli ve onlardan oldukça faydalanmalıdır” dedi. Doç. Dr. Bünyamin Ayhan da, Erol Güngör’ün modernizme ve moderniteye sosyolog olarak nasıl baktığıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Ayhan, Erol Güngör’ün muhafazakâr değil, milliyetçi bir görüşe sahip olduğunu ve muhafazakârlığa karşı olduğunu söyledi.
“MÜSLÜMANLAR, UYKU İLE UYANIKLIK ARASINDA”
“Erol Güngör’ün dinle ilgili düşünceleri”ni ele alan Prof. Dr. Mehmet Akgül ise, Ahde Vefa derneğine teşekkür ettikten sonra sözlerine “Erol Güngör hoca, kuruluşunu sağladığı Selçuk Üniversitesi tarafından veya üniversiteler tarafından her yıl sistematik bir şekilde anılması gerekiyor” şeklinde başladı.
İslâm medeniyetinin inşâsında müthiş bir ehemmiyeti ve rolü olan Abbasiler dönemindeki beyt’ül hikme kavramını hatırlatan Prof. Dr. Akgül, “İslâm medeniyetinin, Osmanlı Medeniyetinin 1918’de yıkılışına kadar inşası bu Beyt’ül Hikmeler aracılığıyla olmuştur. Erol Güngör hoca da eserleriyle adetâ modern zamanlarda bir beyt’ül hikme işlevine sahiptir. Bunu herkesin bilmesi gerekir.” diye konuştu.
Erol Güngör’ün, Hicri 13. Asrın başlangıcına armağan ettiği İslâm’ın Bugünkü Meseleleri adlı eserinden yola çıkan Akgül, “Kitabın sayfalarını açtığınız zaman karşınıza muhteşem bir başlık çıkar: Yeni Bir Dünya. Yeni bir dünya modernizmin ve modernliğin, batılı emperyalizmin, sömürgeciliğin İslâm dünyasına yaklaşık 150 – 200 yıllık baskı kurmasına rağmen İslam dünyası hâlâ yaşama azminde ve gücünde. Ve bu yaşama gücü ile azmini de İslâm diniyle bulduğunu da kabul eder. İslam dünyasındaki bu uyanışı Yeni bir Dünya kavramıyla ifade eder.” dedikten sonra Erol Hoca’nın buna; “Uyku ile uyanıklık arasında İslâm dünyası” başlığı altında cevap verdiğini hatırlattı.
“MÜSLÜMANLARI DİN GERİ BIRAKMADI”
İslam dünyasının Batı karşısında neden geri kaldığı sorusuna da Erol Güngör’ün gayet güzel açıklamalar getirdiğini kaydeden Akgül, Erol hocanın buna, “Fatih Sultan Mehmed mi daha Müslümandır? Yoksa II. Mahmud mu?” örneğinden yola çıkarak şöyle cevap verdiği ifade etti: “Erol hoca der ki; II. Mahmud, Fatih Sultan Mehmed’den daha dindardır. Ama biz muhayyele itibariyle Fatih Sultan Mehmed’i tarihi tercübe itibariyle daha dindar biliyoruz. O da ayı bir konudur. Hakikaten İslâm tarihini, Türk tarihini, Osmanlı tarihini göz önüne aldığımızda 2. Mahmud dönemi, Tanzimat dönemi olduğu için Türk tarihinin ve Osmanlı tarihinin en sıkışık ve en karanlık dönemidir. Ama biz tarih kitaplarında ve düşüncelerimizde ona “gavur padişah” deriz. Ama tersinden baktığınız zaman 2. Mahmud en fazla vakıf hizmeti üreten insandır. Dolayısıyla sıkıntı zamanlarında dinden uzaklaşmanın gerekmediğini, aksine insanların daha çok dindarlaştığını söyler. Dolayısıyla Müslümanların dinden uzaklaştığı için geri kaldığı fikri Erol Güngör’e göre yanlıştır.”
“28 ŞUBAT’TA ZULME UĞRADIM”
Başından geçen bazı hatıraları dinleyicilerle paylaşan Akgül, “Başı açık mı yoksa kapalı mı?” sorusuna şu cevabı verdi: “Başı açık olma ne dinsizliğin ne de dindar olmanın alâmeti değildir. Başı kapalı olma da muttaki Müslüman olma anlamında asla değildir. Ben ilahiyatçıyım. Sakın bu sözlerim yanlış anlaşılmasın. Tesettür diye İslâm’ın bir emri vardır. Her insanın kendi bedeniyle ilgili algısı neyse kıyafetini ona göre tercih eder. 28 Şubat’ta ben kılık kıyafeti savunduğum için doçentlik sınavında, bu adam başörtüsünü savunuyor diye ben 5 yıl geri atıldım. Ben bunla iftihar ederim.”
“İNSANLARI TEKFİR ETMEYİN”
Türkiye’de IŞİD benzeri insanları tekfir eden düşünce ve fikirlerin tehlikelerini de dile getiren Akgül, konuşmasını şöyle tamamladı: “İman ve küfür ile insanları ayrıştırırsanız onları bir araya getiremezsiniz. Bu çok tehlikeli bir şeydir. İnsanları değerlendirirken dini kavram kullanmayalım. Yâni “mümin, münafık, zındık’” demek yerine “sizin bu düşünceniz yanlıştır. Sizin bu tavrınız yanlıştır. Ben sizin bu düşüncenize katılmıyorum. Bu tavrınıza katılmıyorum” demeniz gerekir. Ama İlahiyat fakültesinde bir hoca bana bir meselede tartıştığımız zaman ne dedi biliyor musunuz? “Sen nasıl Müslümansın?” dedi. Ramazan günüydü kavga ettik ve hâlâ da konuşmuyoruz. Bana “senin düşüncene katılmıyorum, yanlış buluyorum” deseydi, saygı duyardım.” Haber Merkezi