Çetin TOFAN
Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbet Toplantısı’nda konuşan Selçuk Üniversitesi’nden emekli öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Sarmış, Türkiye’de Müslümanların mağduriyetinin hâlâ devam ettiğini söyledi.
Sille Kültür Evi’nde “Hz. Muhammed (S.A.V.)i Doğru Anlamak” konusunu ele alan Prof. Sarmış, konuşmasına, Danimarka’da ve Avrupa basınında Peygamber Efendimiz’i “terörist” olarak gösteren çirkin karikatürleri yayımlayan ve hoş karşılayanları lânetle anarak başladı. Sarmış, sohbetinin 28 Şubat 2006 Salı akşamına tevafuk etmesi dolayısıyla şöyle konuştu: “28 Şubat’ta yaşanan postmodern darbesinin bugün aynı zamanda 9. yıldönümüdür. Müslümanların mağduriyeti ise hala devam etmektedir” dedi.
İslam’ın Allah, Kur’an-ı Kerim ve Peygamber olmak üzere üçe ayrıldığının altını çizen Sarmış, “Peygamberlerimiz (s.a.v) Efendimizde bizim gibi beşerdir. İnsan üstü değil ama yaşantısıyla bizlerden üstün ve örnek bir insandır. O nedenledir ki peygamber efendimiz dünya işlerini bizlere havale etmiştir” dedi. “Peygamberi sevmek ayrı şey yüceltmek çok daha ayrı şeydir” diyen Sarmış, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Müslüman topluluğun saflığı Peygamber Efendimizin ölümü sonrası, Hz. Ömer’in 10 yıl gibi bir sürede tüm orta doğu ülkelerini Müslüman yapması ile bozulmuştur. İçimize giren farklı kültürler Peygamber efendimizi beşer olmaktan çıkartmış ve bizlerden farklı bir kişi gibi göstermeye çalışmaktadır. Peygamberim efendimize sevgimizi onun yolundan giderek ve onu kendimize rehber ederek gösterelim. Bugün görünen o ki maalesef, Peygamberimiz (s.a.v) efendimizi hala tam anlamış değiliz.”
Dinin Kur-an olduğu, Kur-an’a aykırı söylemlerin ise asılsız olduğunu kaydeden Sarmış, din adına söylenenlerin mutlaka Kur-an’a uyması gerektiğini söyledi. Müslümanların demokrasiden mahrum kalması ve bugün farklı dinlere mensup insanlardan hukuk, para ve silah satın almasını yıllarca krallık ve sultanlıklarla yönetilmesine bağlayan Sarmış, kendi inanç ve ideolojisini sıfırdan başlayarak bir devlet kuran yer yüzünden ikinci bir örneği olmayan tek kişinin Hz. Peygamber olduğunu söyledi ve ekledi: “Keşke bugün Müslümanlar Hz. Peygamberi örnek alabilseler.” Din kimsenin tekilinde olmadığını vurgulayan Prof. Dr. İbrahim Sarmış, Peygamber (s.a.v) Efendimizin doğumu ve daha sonraki yaşantısında meydana geldiği öne sürülen mucizelerin asılsız olduğunu ifade etti. Peygamberimiz (s.a.v) efendimiz için söylenen hususiyetler doğru olsaydı o zaman İslam’ın yayılması ve insanların Müslümanlığı kabul etmesinin daha kolay olacağına dikkat çeken Sarmış, şöyle konuştu: “Peygamberimiz (s.a.v) efendimizin var olduğu söylenen mucizeleri konusunda toplumun düşünceleri bulanmış durumdadır. Peygamberimizle ilgili tek mucize vardır, oda Kur-an’ı Kerimdir. Bizi mucize göstermekten alıkoyan ise, geçmiş kavimlerdir. Çünkü mucizeleri görüpte inanmayan kavimler sonunda helak olmuşlardır” dedi. Konuşmasının ikinci bölümünde hadisleri değerlendiren Sarmış, İslam da ilk sapmanın siyasi daha sonra kültürel anlamda yaşandığını belirterek, “Siyasi sapmalardan yukarıda bahsetmiştik. Kültürel sapma ise, Buhari’nin seçmiş olduğu 7 bin 500 hadis, Hicret’ten 200-250 yıl sonra derlenmiştir. Bu hadisler günümüze kadar Kur-an gibi korunup korunamadığı yönünde sağlam bir delil olmadığı için, yüzde yüz doğru değildir. O nedenle hadis, Kur-an’la eş değer tutulamaz. Hadisleri tamamen kabul veya reddetmekte yanlıştır. Ben yaptığım araştırmalar sonunda hadisleri 4’e ayırıyorum. a-) Kur-an’ı tebliğ eden hadisler
b-) Peygamber (s.a.v) efendimizin mübah olarak kabul ettiği olayları anlatan hadisler
c-) Sakal ve bıyık koymak, saçı boyamak gibi kimlik belirleyici hadislerdir ki, bunlarda din değildir. d-) Dinsel olmayan hadisler Rivayetlerle birleştirilerek anlatılan hadisler ise yanlış ve asılsızdır” şeklinde konuştu.