Mondros Mütarekesi

Salih Sedat Ersöz

                                                               

Konya Aydınlar Ocağı’nın Mondros Mütarekesinin 100. yıldönümü nedeniyle düzenlediği programda Prof. Dr. Caner Arabacı hocamızı dinledik.

Caner hocamızın anlatımı harika idi ama konu çok can sıkıcıydı. Mondros Mütarekesine 25 madde yazacaklarına, "İtilaf Devletleri, Osmanlı Topraklarını tümüyle işgal edecektir" şeklinde tek bir madde yazsalardı yine aynı anlama gelirdi. Zira sonuçta bu oldu.

Bu konuları dinledikçe içimiz acıyor ama ne yapalım ki tarihimizde bunlar yaşanmış. Acı da olsa bunları bilmemiz gerekiyor. Caner hocamıza ve Mustafa Güçlü ağabeyimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Böyle bir girişten sonra Mondros Mütarekesi şartlarına bakalım.

Birinci Dünya Savaşı sonlarına yani 1918 yılı sonlarına doğru Osmanlı Devletinin de içinde bulunduğu İttifak Devletlerinin savaşı kazanma umutları kalmamıştı. 29 Eylül 1918’de Bulgaristan ateşkes antlaşması imzalayarak savaştan çekilince Osmanlı devletinin Almanya ile bağlantısı kesilmiş, Trakya ile İstanbul Yunanistan üzerinden gelebilecek saldırılara açık kalmıştı.

Daha sonra Almanya 3 Ekim 1918’de ateşkes önerisinde bulundu. Bunu, Avusturya–Macaristan’ın ateşkes başvurusu izledi. Yenilgiyi kabul eden bu devletler Wilson’un 8 Ocak 1918 yılında çıkardığı 14 maddelik barış programı çerçevesinde bir anlaşma yapmak istiyorlardı.

Yalnız kalan Osmanlı Devleti de bunların akabinde ateşkes başvurusunda bulundu. İtilaf Devletleri, Almanya ve Avusturya-Macaristan ile barış görüşmelerini başlatırken Osmanlı Devletinin başvurusuna önce cevap bile vermedi.

Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’nın büyük uğraşları sonunda İtilaf Devletleri ateşkes görüşmesine razı oldular. Razı oldular ama hangi şartlarda?

Şunu da belirtmek gerekir ki, Mondros Mütarekesini imzalamaya sebep olan en önemli faktörlerden birisi de Filistin cephesinin çöküşüdür. Filistin Cephesinde, Yıldırım Orduları Nablusta 7. Kolordu Komutanı Mustafa Kemal’in ricat emri vermesi ile Adana’ya kadar çekilmiş ve arkasından o uğursuz anlaşma imzalanmıştır.

İngilizler, Osmanlı hükümetine Limni Adası’nın Mondros limanında ateşkes görüşmeleri yapılacağını ve İtilaf Devletleri adına İngiliz Amirali Calthorpe’nin yetkili olduğunu bildirdi.

Bunun üzerine Bahriye (Denizcilik) Bakanı Rauf Bey (Orbay) başkanlığındaki kurul Mondros’a gönderildi. Rauf Bey’e Dışişleri Müsteşarı Reşat Hikmet Bey eşlik etti. Osmanlı delegeleri, Wilson ilkeleri ışığında ortak bir metin üzerinde uzlaşmaya varılacağını sanıyorlardı.

Fakat İtilaf Devletleri delegesi daha önceden hazırlanmış ve bir ateşkes anlaşmasından çok kayıtsız-şartsız teslim belgesine benzeyen bir metni Osmanlı kurul üyelerinin önlerine koydu.

Beş gün süren görüşmeler sonunda 30 Ekim 1918 günü Osmanlı devleti ile İtilaf Devletleri arasında, ilk metinde bir değişiklik yapılmadan Mondros ateşkes antlaşması olarak imzalandı. Osmanlı kurul üyelerinin bütün talep ve istekleri reddedildi.

25 maddeden oluşan kısa ama çok önemli olan bu antlaşmanın hükümleri, İtilaf Devletlerine Osmanlının stratejik noktalarını işgal hakkı veriyordu.

Mondros Mütarekesi bir ateşkes anlaşması olduğu halde, daha kesin antlaşma bile beklenilmeden Osmanlının, İtilaf Devletlerince parçalanıp paylaşılacağının göstergesi olmuştu.

Mondros Mütarekesinin bazı maddeleri şöyle:

Çanakkale ve İstanbul boğazlarının açılması, Karadeniz istihkâmlarının İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacak.

Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında İtilaf Devletleri tarafından gözaltında tutulacak.

İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekler.

Altı vilayet (vilayeti sitte) adı verilen yerlerde bir karışıklık olursa, bu vilayetlerden herhangi birini İtilaf Devletleri işgal edebilecekler.

İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri işgal ettikleri yerlerden geri çekilecek.

Hükümet haberleşmesi dışında telsiz telgraf ve kabloların denetimi İtilaf devletlerine geçecek.

Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki kuvvetler en yakın itilaf devletleri kumandanlarına teslim olacak.

Trablus ve Bingazi’deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacak. Trablus ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim edilecek.

Bu maddeler, Mondros’un bir anlaşma değil, ülkenin baştanbaşa teslim edilmesi anlamına geldiğini yeterince gözler önüne seriyor.

Anlaşmanın hemen ardından işgaller başladı. Hatta uygulama, anlaşmada olmayan bazı işgalleri de beraberinde getirdi. Mesela Mondros’ta kararlaştırılan Yunanlıların antlaşmaya dâhil edilmemesi hükmü çiğnenmiş ve Yunanlıların İzmir’i işgali sağlanmıştır. Böylece Osmanlı devletinin her köşesi İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiş oldu.

Anlaşmada geçen stratejik noktaların işgali, ordunun terhisi ve donanma ile cephanelerin teslimi gibi şartlar, Osmanlıyı savaşa devam edemez hale getirmeye yöneliktir.

Bu ateşkes hükümleri gereğince Osmanlı İmparatorluğu gibi bir dev fiilen tarihe gömülmüştür. Yaklaşık sekiz yıl süren bir savaştan sonra Osmanlı Devleti’nin orduları dağılmış, birçok insanını kaybetmiş ve ekonomik olarak da çökme noktasına gelmiştir. 8 yıl boyunca aynı anda 10 cephede savaş veren bir devletin ayakta kalması mümkün değildir.

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşından yenik olarak çıkmış ve Avrupalı devletlerin daha önceden tabir ettikleri  “hasta adam”  artık ölmüştü. Bu ölen adamın mirasını paylaşmak için bütün Avrupalı devletler sıraya girmişti. İşte bu yüzden Mondros Mütarekesi, barış antlaşması olarak değil işgal planı olarak anılmaktadır.                                                                                                    

Avrupa Devletlerinin bu işgalci tavrı, Anadolu’da başlayan Kurtuluş Savaşı’nın fitilini ateşlemiştir.

Daha sonra yapılan Sevr anlaşması Mondros anlaşmasını, Lozan anlaşması da Sevr’i geçersiz kılmıştır. Rabbim yurdumuza bir daha öyle kötü günler göstermesin. Sağlıklı ve mutlu yarınlar efendim.