MİZAHIN ARKASINA SAKLANAN ÖNYARGILAR

Mehmet Tozoğlu

Bazen bir söz, bazen bir fıkra, bazen de birkaç saniyelik bir anlatım; yıllardır biriktirilmiş önyargıları ortaya çıkarabilir. İnsanlar çoğu zaman kırıcı ifadelerini “şakaydı”, “fıkraydı”, “espriydi” diyerek savunmaya çalışırlar. Oysa bir sözün fıkra olması, onun incitici olmadığı anlamına gelmez.

Bir toplumu, bir etnik kimliği, bir kadını veya bir meslek grubunu aşağılayan ifadeler mizah değil; ayrımcılığın ve önyargının farklı bir şekilde ifade edilmesidir. Hele ki konu kadınlar olduğunda, kullanılan dilin çok daha dikkatli olması gerekir.

Bu ülkenin Kürt’ü de Türk’ü de Çerkes’i de Laz’ı da aynı sokaklarda büyüyor, aynı hastanelerde tedavi oluyor, aynı okullarda eğitim görüyor. Hepimizin anneleri, eşleri, kızları ve kardeşleri var. Bir kadını aşağılayan her söz, aslında bütün kadınları incitme potansiyeli taşır.

Anne kavramı ise her şeyin üzerindedir. Annelik; etnik kökenle, siyasi görüşle veya sosyal statüyle ölçülemez. Bir annenin gözyaşı da duası da evladına olan sevgisi de aynıdır. Bu nedenle herhangi bir kimliğe sahip kadınları küçümseyen veya alaya alan ifadeler, toplumun vicdanında karşılık bulmamalıdır.

Meselenin bir başka boyutu da sağlık çalışanlarıdır. Hastaneler insanların en zor zamanlarında sığındıkları kurumlardır. Doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık çalışanları karşılarındaki insanlara kökenlerine göre değil, insan oldukları için hizmet verirler. Hastanın milliyeti, dili veya kökeni değil; sağlığı önemlidir. Bu anlayış sağlık hizmetinin temelidir.

Toplum olarak artık şu gerçeği kabul etmeliyiz: Her sözün bir ağırlığı vardır. Mikrofon karşısında söylenen sözlerin, kalabalıklar içinde anlatılan fıkraların ve sosyal medyada yapılan paylaşımların etkisi düşünüldüğünden çok daha büyüktür. İnsanlar konuşmadan önce sözlerinin kimi incitebileceğini, hangi önyargıları besleyebileceğini hesap etmek zorundadır.

Çünkü bazen bir cümle sadece bir cümle değildir. Bir insanın onuruna dokunabilir, bir topluluğu rencide edebilir, yıllardır mücadele edilen ayrımcılık anlayışını yeniden canlandırabilir.

Bu yüzden ihtiyaç duyduğumuz şey; daha fazla saygı, daha fazla empati ve daha fazla sorumluluk duygusudur. İnsanları kökenlerine göre değil, insanlıklarına göre değerlendirdiğimiz gün; ne anneler, ne kadınlar, ne de herhangi bir toplum kesimi bu tür incitici söylemlerin hedefi olacaktır.

Herkes ağzından çıkan sözü tartmalı, düşünmeli ve vicdan süzgecinden geçirmelidir. Çünkü kırılan kalpleri onarmak, söylenen bir sözü geri almaktan çok daha zordur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.