Misafire ikram etmeli!

Prof. Dr. Ali Akpınar

Ramazan geldi, hoş geldi.

Misafir, sürekli bir yerde durmayan, konup göçen demektir. İslam Hukukuna göre, bir yerde on beş günden daha az kalan kimseler misafirdir, kültüre göre de üç günden daha az kalanlardır misafir. Ramazan ayı da, zamanın diğer dilimleri gibi geliyor ve geçiyor. Bu yüzden o da misafir, hem de kutlu bir misafir.

 

Peygamberimiz, Allah’a ve Ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin buyuruyor. Misafire ikram, onu güler yüzle karşılamak, onu incitmemek, cömertçe onun ihtiyaçlarını karşılamak ve sonunda en güzel şekilde onu uğurlamaktır.

Buna göre Müslümanlar olarak Ramazan misafirimize ikram etmemiz gerekiyor. Ramazan’ı en güzel şekilde karşılayarak, onu en güzel şekilde ağırlayarak ve yine onu en güzel şekilde uğurlayarak ona ikram etmemiz gerekir. Tabidir ki misafirimiz Ramazan’ın bizden bekledikleri maddî şeyler değildir. Ramazan Ayı münasebetiyle yaptığımız maddî hazırlıklar, kendimiz için olan şeylerdir. Bu yüzden biz, Ramazan için manevî hazırlıklar yapmalıyız.

 

Din anlayışımızı gözden geçirme ve düzeltmek için Ramazan iyi bir fırsattır. Şöyle ki Kur’ân’ın indiği/inmeye başladığı aydır Ramazan. Kur’ân ise dinimizin temel kitabıdır. O halde Kur’ân’ı anlayarak okuyarak, hayatımızı Kur’ân ile test ederek din anlayışımızı gözden geçirmeliyiz.

Tüm dünyada olduğu gibi kendi toplumumuzda da dindarlaşma artıyor. Ancak bu, dinin doğru ve bir bütün olarak algılanıp yaşanması anlamına gelmiyor. Zira dindarlaşma tanımı da, dine göre değil; bireylerin keyfine göre şekilleniyor.

 

Bugün Allah’ın dinini, Allah Teâlâ’nın belirlediği gibi değil de kendince yorumlayanlar var. Dini bir bütün olarak kabul etmek yerine onu parçalayan, işine gelen kısımları alan, işine gelmeyen bölümleri göz ardı edenler var. Dini belli mekân ve zamanlara hasredenler var. Sosyal hayatta yaşanmak için gelmiş olan dinî bireyselleştirenler var! Hatta dinî vicdanlara gömen, ona hayat hakkı tanımayanlar, bu yaptıklarını da dini kutsallaştırma adını yaptıklarını savunanlar var!

Sözgelimi dini yalnızca namaz oruç gibi birkaç ibadetten ibaret görenler var. Bu ibadetleri yalnızca Ramazan ayına ve Cuma günün indirgeyenler var. Dinin inanç, ahlak, ibadet ve ameli ile bütün sosyal hayıt kuşatması gereken bir hayat anlayışı olduğunu görmezden gelenler var.

 

İşte Ramazan, bu yanlış ve eksik anlayışlardan kurtulmak için iyi bir fırsattır. Çünkü Ramazan iman ve islamımızı revizyona tabi tutma, gözden geçirme, denetleme ve yenileme fırsatıdır. Ramazan, iman ve İslam bakımından bizi değiştirmeli, geliştirmeli, olgunlaştırmalıdır. Unutmayalım ki din, insan ve toplum hayatının bütün alanlarıyla ilgilenir, .ütün alanları düzenleyen ilkeler ortaya koyar. Müslüman da dinin bütün ölçülerini aynı duyarlılıkla hayata uygulayan kimsedir.

Onun için kutlu misafire Hoş Geldin derken, onun güzelliklerine de buyur demeliyiz. Kur’ân’ı hayatımıza indirgeyerek Ramazan’ı ağırlamalıyız. Ramazan misafirimizden bizlere yadigâr kalan Kur’ânî güzellikleri, en kutlu misafirin en değerli armağanları olarak Ramazan’dan sonraki hayatımızda da yaşatarak şerefle taşımalıyız.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.