2013 yılının Mayıs ayında Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında ağaçların taşınacak olması, bazı gruplar tarafından protesto edilmeye başlandı. Ancak polise karşı gösterilen direnç ve sosyal medya çağrıları, farklı illegal grupların eyleme dahil olmasına zemin hazırladı. Sözde ağaç eylemini fırsata çeviren bu yapılar, kısa sürede Türkiye'nin huzur ve güven ortamını açıkça hedef alan kitlesel bir kalkışma başlattı.
Kamu Malları, Ambulanslar ve Camiler Hedef Alındı
Taksim Gezi Parkı'na kurulan çadırlarda, polisin tüm uyarılarına rağmen yasadışı faaliyetler sürdürüldü; terör örgütü flamaları ve pankartları açıldı. Güvenlik güçlerinin müdahalesinin kaçınılmaz olduğu olaylarda eylemciler; cami, kamu binası ve sivil araçları hiçe sayarak büyük zararlar verdi.
Süreç içinde tam 46 kamu binası, 231 polis aracı, 44 ambulans, 80 belediye otobüsü ve 85 otobüs durağı yakılarak kullanılmaz hale getirildi. Ayrıca 326 iş yeri ile 201 sivil araç tahrip edilirken, görevini yapan basın mensupları da hedef alınarak canlı yayın araçları ateşe verildi. Park, 15 Haziran'da polisin düzenlediği geniş çaplı operasyonla tamamen boşaltıldı.
Davalar ve Milyarlarca Dolarlık Ekonomik Hasar
Olayların ardından açılan soruşturmalarda, kalkışmayı organize ettiği ve finansman sağladığı iddia edilen, aralarında Osman Kavala, Mehmet Ali Alabora ve Can Dündar'ın da bulunduğu 16 kişi hakkında toplam 47 bin 520 yıl hapis talebiyle dava açıldı.
Eylemlerin fiziki hasarları zamanla giderilse de, Türkiye'nin güven ortamına vurulan darbe nedeniyle ekonomi ve finansal piyasalarda milyarlarca dolarlık hasar oluştu. Yerli ve yabancı yatırımcıların Türkiye algısını zedeleyen bu planlı kalkışmanın ardından, devletin aldığı hızlı tedbirler ve uygulanan reformlar sayesinde güven ortamı yeniden tesis edildi ve ekonomik yaralar sarıldı.