Doç. Dr. Mehmet Şahin gazetemize yaptığı açıklamada yeni sistemin faydalarını ve neden gerekli olduğu yönünde bilgi verdi. Şahin, yeni Türkiye’yi engellemek için batının ve vesayet odaklarının her türlü oyunu yaptığını söyledi. Şahin, 15 Temmuz’da dünyada görülmemiş bir ihanet sahnesi yaşandığını belirterek, ““Türkiye’deki ve Ortadoğu’daki darbelerin tamamını tipi bizden olup çipi bizden olmayanlar yapmıştır. 15 Temmuz’un engellenmesinde ise tipi bizden değil gibi görünse de çipi bizden olanların payı büyüktür. Bu nedenle insanları dış görünüşüne göre yargılamamak gerekiyor” dedi. Şahin, yeni anayasanın 15 Temmuz’daki fiili birlikteliğin yasallaşması olduğunu ifade etti. 15 Temmuz sonrasında gelişen birliktelik sürecinde ve yeni anayasada MHP’nin ve Devlet Bahçeli’nin katkısının büyük olduğunu anlatan Şahin, 16 Nisan’dan sonra Türkiye’nin hızlı yol alacağını hatırlattı.
TÜRKİYE KARARLILIKLA İLERLİYOR
Türkiye’nin yakın coğrafyası çökertildiğine dikkat çeken Doç Dr. Mehmet Şahin Suriye vurgusu yaptı. Terörist girişimlerin bunları yönlendirdiğine dikkat çeken Şahin, "Özellikle 15 Temmuz’da tipi bizden ama CİPİ bizden olmayan bir takım hainler, girişmiş oldukları kanlı darbe girişimi yapıldı. Dikkat ederseniz öncelikli olarak etrafını boşalttılar sonrada içerden çökertmeye başladılar. Hükümet Sistemi değişikliği noktasında özellikle iki partinin bu milletin geleceği ve Devletin geleceği konusunda birlikte karar almasının bir sonucuydu. Burada katkısı olan hem siyasiler, hem de 15 Temmuz da hiç bir siyasi etnik kökenine bakmadan fiili olarak gücünü ortaya koymuş, tüm vatandaşlarımıza teşekkür etmemiz gerekiyor. Buna neden gerek duyuldu, burası önemli, çünkü kırılgan bir süreçten geçiyoruz, bölgemizdeki siyasi türbülans bizleri doğal olarak etkiliyor. Hem siyasi hem de ekonomik, hem de farkındaysanız, sürekli şehit haberleri ile karşılaşıyoruz. Türkiye kararlı bir şekilde mücadele ediyor. Bir 100 yıl öncesini hatırlıyoruz, 1916'yı kastediyorum, o tarihte biz masada değil tabaktaydık. Şimdi 100 yıl sonra tekrar bir siyasi düzen şekillendiriyorlar, masada mı olacağız, tabakta mı olacağız, benim gördüğüm kadarıyla değişiklik bizim masada tutulmak olmak, masada olmak için yapılan bir değişikliktir. Tekrar tabakta olmak istemiyoruz, masada olmalıyız" şeklinde konuştu.
VESAYET SİSTEMİ BİTİYOR
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin dünyanın aradığı bir sistem olduğunun da altını çizen Şahin, vesayet sistemlerinin yapılanmasını da anlattı. Türkiye’de vesayet sistemlerini anlatan Şahin, “Bunlar iç istikrarsızlık, ikincisi ve gerginlik üreten siyasal sistem, üçüncüsü, darbelerin meşruiyet olduğu sistem, oligarşi bürokrasi ve beşincisi dış vesayet unsurlarıdır. Aydınlar gerçekten Türkiye için çok önemlidir. Her zaman bu ülkeye rehberlik edecekken bu ülkenin aydınları olmamışlardır. Cemil Meriç de aynı şeyi söyler, Kemal Tahir de aynı şeyi söyler, Atilla İlhan da ama en ağır eleştiriyi, Atilla İlhan yapar, der ki, ‘Türk aydını batının manevi ajanıdır’. Bu sıralar net olarak görüyorsunuz bunu” dedi. Siyasetin, sivil idarenin zayıf olduğu oldukları dönemlerde çok etkin aktör olduklarını ifade eden Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü: “Rahmetli Özal’ı hatırlayın, güçlü bir iktidar vardı. Özal’ın ölümünden sonra siyaset zayıfladı, siyaset kurumu zayıfladı. Koalisyonlar geldi. Ne oldu, yine askeri vesayetler. Pek çok 28 Şubat, 27 Nisan muhtırası gibi, pek çok şeylerle karşı karşıya kaldık. Dolayısıyla siyaset kurumu siyasal iktidar, yürütme güçlü olursa, vesayet odakları, sesi daha az çıkıyor ya da çıkamıyor. Siyaset zayıf olursa, yürütme zayıf olursa vesayet odakları çok etkin hale geliyor. Bu anayasa ne getiriyor. ‘Güçlü bir yürütme getiriyor’, dolayısıyla güçlü yürütme bu temel 5 virüsü zayıflatacak çok önemli şeydir. 1923’den bugüne kadar 94 yılda 65 hükümet ortaya çıkmış, yani her bir hükümet 1.4 yıl kalmış, bunu Menderes, Özal AK Partili yılları çıkarırsan 0.8 aya düşüyor. Hadi bir yıl diyelim, Hepimiz bir yerde yöneticiyiz. Yönetici olduk. Ya da yönetime adayız, bir yılda kona bir ülkede hangi sorunu anlarsınız, hangi çözümü üretirsiniz. Bunun sonucu olarak da kısa, orta ve uzun vadede, hangi çözümleri üretebilirsiniz. Gerçekten bizim siyasal sistemimiz, bu anlamda sorun üreten bir sistemdir” diye konuştu. Ahmet Ünver – Memleket