Parti’nin ‘kozmik odası’ denilen Referandum Strateji Merkezi’ndeki isimlerden Yrd. Doç. Aydın, sandığa gitmeyen yüzde 23 dahil edilince “evet”in yüzde 44, “hayır”ın da yüzde 32 civarında olduğunu söyledi. MHP’nin CHP’nin alternatifi olmayı tercih ettiğini belirten Aydın, “Bu siyasi bir intihardır. CHP-MHP koalisyon projeleri de boşa çıktı” dedi...
Yrd. Doç. Dr Ertan Aydın, AK Partinin çalıştığı araştırma şirketlerinden PollMark'ın ortaklarından, Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü akademisyenlerinden. Referandum sürecinde Başbakan Erdoğan ile birebir çalıştı. Erdoğan'ın "kozmik odası" olarak adlandırılabilecek Referandum Strateji Merkezinde bulunan isimlerden birisiydi. Aydın ile bu merkezde sürecin nasıl yönetildiğini, başarıya giden taşların nasıl döşendiğini konuştuk. Aydın, referandum sonuçlarına ilişkin de çarpıcı analizler yaptı, 2011 seçimleri öncesinde AK Partinin izleyeceği stratejiyle ilgili ipuçları verdi.
Referandum sonucunu siz nasıl analiz ediyorsunuz?
Bu referandum Türkiye demokratikleşme tarihinin en önemli sınavlarından bir tanesiydi. Tarihi bir kırılma anı, bir kopuş da diyebiliriz. Bu sadece Türkiye için değil aynı zamanda tüm İslam dünyası açısından da büyük bir kırılma anı. 11 Eylülden sonra Batıda İslam'ın demokrasi karşıtı, diktatöryal rej imleri besleyen bir olgu olduğuna dair oryantalist ve İslam korkusunu körükleyen yazılar çokça çıktı.
Bu referandum sonucu, bu tarz yaklaşımları da çürüten ve geçersiz kılan bir hadise. Türkiye'nin dindar ve muhafazakar kitleleri demokrasinin önünü açan, demokratikleşmeyi harekete geçiren temel aktör haline geldiler. Yüzünü Batı'ya dönmş, AB'den vazgeçmeyen, bunu yaparken dindar ve muhafazakâr kimliğinden de ödün ermeyen bir kitle bu.
ERDOĞAN MERKEZİN MARKASI
Bu bir paradoks değil mi?
Şerif Mardin'in, çevrenin değerlerini merkeze taşıma mücadelesi verdiği, bu mücadelenin darbelerle kesintiye uğratıldığı tezi vardır. Çevre güçler, merkezdeki yerini tahkim eden bir girişimde bulundular ve çevre, kendi değerlerini merkeze taşıma konusunda tarihinde ilk defa bu kadar başarılı oldu. Diğer yandan da merkezin değerlerini içselleştirerek kendi değerlerine dönüştürdüler.
Yani kendi değerlerini merkeze taşımakla kalmayıp, aynı zamanda merkezin değerlerini de kendi değerleri haline dönüştürdüler. Artık periferi insanı olmaktan çıkıp, merkezin temel aktörleri haline dönüştüler. Merkeze geldiklerinde bu kişiler marka oldular. Tayyip Erdoğan merkezin bir markası haline geldi.
AK PARTİ'Yİ GÜÇLENDİRDİ
Yoğun bir kampanya süreci yaşandı, yüzde 58 oy oranı nasıl değerlendirilmeli?
Yüzde 58 sadece Anayasa paketine destek veren kitle olarak değerlendirilebilirdi, muhalefetin tutumu yüzünden AK Parti'ye güvenoyu veren kitle şeklinde okunmaya başlandı. AK Parti bundan sonra iyi bir strateji izleyebilirse, bu yüzde 58'lik kitleyi kendi seçmeni haline dönüştürebilir. Kampanya sürecinde AK Parti'nin oyları da arttı, 22 Temmuz'da-ki oy oranına geri döndü.
Sonuç, 2011 seçimlerine dönük yapılan CHP-MHP koalisyonu projeksiyonlarını çürüttü mü?
Referandum sonucu bu mühendislik proj elerinin de boşa çıkmasına sebebiyet verdi. Buradan bir CHP-MHP kolasiyonu çıkması çok zor artık. MHP çok büyük yara aldı, baraj altında kalma riski ile karşı karşıya. Bu proj e AK Parti'yı yıkmaya dönük bir projeyken, AK Parti' nin elini daha da güçlendiren bir projeye dönüşmüştür.
BDP TAŞERONLUK YAPTI
BDPyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
BDP bu referandumda MHP gibi çok ikircikli bir pozisyona düştü. Paketin içeriğinden en fazla istifade edebilecek kitleler kendi kitlesiyken, pakete karşı mesafeli durmayı tercih etti. BDP siyasetin dışında kalarak, siyaset dışı mekanizmaların taşeronu olma gibi bir rol üstlendi. Türkiye'nin temel siyasetinde söz sahibi olmayı geri çevirdi. Kısmi bir başarı elde etti ama bu hata BDP'nin yakasını bırakmayacak, ileride çatlaklar yaşanmasına sebep olacaktır.
CUMHURİYETİ RESTORE EDEN KİŞİ OLDU
AK Parti iktidarları ile birlikte Türk siyasetinde merkez yeniden inşa mı edildi?
Yeni birşeyler söylemek gerekirse, AK Parti hareketi Cumhuriyeti kurtaran bir proje haline dönüştü. Çünkü, Türkiye 2001'de Cumhuriyet tarihinin en büyük krizini yaşarken çöküşe gidiyordu. Cumhuriyetin dışladığı biri, cumhuriyeti restore eden, kurtaran bir kişi haline dönüştü.
Cumhuriyet'in hapse attığı, "tu -kaka" ettiği bu kişi, merkeze gelip Cumhuriyet'in temel ilkelerini savunan proje haline dönüştü. Bugün Cumuhriyet hala ayakları üzerindeyse Erdoğan ve kurmaylarının çok büyük etkisi var. Bizim 2001-2002'de yaptığımız araştırmalarda muhafazakâr seçmen fazla AB'ye karşıtı olan kesimdi, ne zaman Erdoğan AB'yi savundu, kendi kitlesi de dönüştü. AB'yi en fazla savunanlar AK Parti seçmeni oldu.
SANDIĞA GİTMEYENLER EKLENDİĞİNDE EVET YÜZDE 44, HAYIR YÜZDE 32
Siyaset bilimci Aydın, kullanılmayan oyları dahil ederek yapılan hesaplamalara göre, CHP'nin oyunun yüzde 22-23, MHP'nin ise yüzde 7 olduğunu söyledi...
BU referandum sürecinde kimin oyu eridi?
Sandığa gitmeyen yüzde 23 dahil edildiğinde "evet" oyları yüzde 44, "hayır" oyları da yüzde 32 civarında. Dolayısıyla partilerin oylarını buradan okumak daha gerçekçi. Her seçimde zaten yüzde 20 civarında gitmeyen bir kitle var. Bu seçimlerin kaderi. Son seçimde yüzde 18 sandığa gitmedi, dolayısıyla boykotçuların oranını yüzde 5 civarında tahmin ediyoruz. Hayır oyu veren yüzde 32 içerisinde CHP'nin oyu bizim araştırmalarımızda yüzde 22-23 civarında, yaklaşık yüzde 7 MHP oyu, yüzde 2'de dışarıdan gelen oylar var. Yüzde 44'lük "evet" oyu içerisinde ise, AK Parti'nin oyu, 38-39 civarında, SP 2, BBP 1, 2-3 puan da MHP'nin muhafazakâr seçmeni, liberaller, bazı sol çevreler.
SİYASİ BİR İNTİHARDI
MHP'nin önemli bir oy kaybı yaşadığğı iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
MHP'liler çok inanmadıkları bir dava içerisinde buldular kendilerini. Lideri ile kitlesi arasında bir farklılık oluştu. Kitle lider kadar "hayır"a inanmadı. MHP'H seçmenin bir kısmının da bu motivasyon-suzluk yüzünden sandığa gitmediğini düşünüyoruz. Lider kadar motive olamadı kitlesi.
MHP'nin geçtiğimiz sene yüzde 18'lere kadar yükselen bir oyu vardı, süreç içerisinde her geçen ay bu oyun eridiğini, son yaptığımız araştırmada, yüzde 11'e kadar gerilediğini gördük. Bundan sonra bir baraj tehlikesi yaşayabilir. 2011 seçimlerinden yeniden iki partili bir düzen çıkabilir. MHP sağ siyaset dairesinde kalması gerekirken, CHP'nin alternatifi olmayı tercih etti. Oykırım CHP'ye kaptırma riski ile karşı karşıya kalmıştır. Bir bakıma siyasi bir intihar olmuştur bu.
KILIÇDAROĞLU ESASTA YANLIŞ YAPTI
CHP yeni liderlere referanduma gitti, bu sandığa nasıl yansıdı?
CHP açısından Kılıçdaroğlu'nun önemli bir rüzgar oluşturduğu kuşkusuz. Yöntem olarak CHP'nin Erdoğan'ı olmaya soyundu. Yöntemi etkili bir yöntemdi, fakat Kılıçdaroğlu'nun bu yöntemini destekleyecek güçlü argümanları olamadı. Usul doğruydu, ama esasta yanlışlıkları vardı. Belge siyaseti yapan Kılıçdaroğlu, "çamur at izi kalsın" siyasetine yönelince baş- j langıçtaki ciddiyetini kaybetti.
BAŞBAKAN BİR CEO GİBİ ÇALIŞTI
Referandum sürecinde Başbakan'ın süreciyönettiği bir kozmik odası var mıydı?
Think-thank kuruluşları, çeşitli araştırma şirketleri, kampanya iletişim stra-tejistleri, kanaat önderleri B ve parti üst kurmaylarından oluşan bir referandum strateji merkezi kuruldu. Bu merkez gelişmeleri an be an takip etti. Başbakana sürekli raporlar iletildi. Muhtemel senaryolar sunuldu. Başba-kan'la müzakere süreci içinde kampanya yürütüldü. Hiçbir konuda tek başına karar vermedi.
Çıkan haritayı çok önceden bu merkez Başbakana sundu. Başbakan sonucu çok önceden biliyordu. Hangi illerde ne tür sıkıntılar var, oy oranları neler bunlara son derece vakıftı. Tayyip Erdoğan'ın geleneksel yöntemlerinin arka planında güçlü bir bilimsel altyapı ve ekip çalışması var, Ar-Ge var. Stratejistlerle, analistlerle güçlü bir etüd çalışması yapıyor. Performans envanteri tutuyor. İl il bu performans envanterini takip ediyor. Bir şirketin CEO'su gibi profesyonel bir yönetim tarzı var.
SAHİLLER GÖRECE YIKIM DUYGUSU YAŞIYOR
AKParti'ye yöneliksahil-lerden yükselen "hayır"sesibir anlamtaşımıyormu?
Burada basit bir okuma yapılıyor, bazı yerlerde yüzde 45 oy almış, 0 almış gibi değerlendiriliyor. Antalya'da yüzde 45 önemli bir oy.
Ama her yerde kazanmış, buböl^elerdekazanamamış.
Ege ve Akdeniz'de CHP ile MHP seçmeni arasında çok yüksek bir geçişkenlik oluşmaya başladı. 29 Mart seçiminde meyvesini veren bu geçiş-kenlik, hayır cephesi açısından bu referandumda da başanlı işledi. Referandumda, o bölgelerde AK Parti'nin oyu kadar ya da bir miktarfazla "evet" oyu alınabildi.
Siz bu refleksi nasıl adlandırıyorsunuz?
Ege ve Akdeniz insanının profili diğer bölgelere nazaran farklı. Daha eğitimli, sosyo -ekonomik düzeyi yüksek kitlelerin yoğun olduğu yerler. Bunların iktidardan beklentileri, kanaatkârlık çıtaları daha yüksek. AK Parti iktidarının bütün bölgeleri, hayat kalitesini eşitleme politikası bu bölgeleri rahatsız etti.
Bu bölgelerin göreceli üstünlük algı- lanm ortadan kaldırdı. İmtiyazlarını kaybediyorlar. İzmir kendisini Paris gibi hissederdi, AK Parti iktidarda o havasını kaybetti. Eğitim seviyesi yükseldikçe beklenti de yükseüyor. Beklenti karşılanmayınca da görece bir yıhm olur. Görece yılaV duygusu yaşıyorlar.
Röportaj: Seda ŞİMŞEK