TBMM (AA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bugünün PKK'sı neyse 1937-1938'de Dersim'de isyan edenler aynısıdır. Bugünün teröristbaşı Öcalan'ı neyse, Dersim ihanetinin baş aktörü terörist Rıza da kopyasıdır. Terörist Rıza, emperyalizme piyonluk yaparak Türkiye'yi bölmek istemiş; ne var ki amacına ulaşamadan hak ettiği cezasını bulmuştur" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye politikası ve çözüm sürecine ilişkin eleştirilerde bulundu.
Türkiye’nin ne bölgesindeki ne de dünyanın herhangi bir yerindeki sorunlara milli menfaatlere uygun, bağımsız karar verebilme hal ve takati kalmadığını ifade eden Bahçeli, "Meşruiyetini ve geleceğini küresel projelerin gönüllü taşeronluğuna bağlayan ve ayakta kalabilmesini ancak bu projelere sadakatte gören hükümet, ülkemizi karanlık bir mecraya yöneltmiştir" diye konuştu.
Türk dış politikasına milli duruş ve kaygıların değil, küresel türbülansın çekim gücünün yön verdiğini savunan Bahçeli, "AKP 'bölgesel güç, yumuşak güç, sözü dinlenen ve itibarlı ülke' gibi kendinden menkul tanımlarla avunurken, Türkiye bütün geleceğini, dünyaya yön veren vahşi ve sömürgeci projelere eklemlemiştir" dedi. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun küresel hegemonyanın emellerine alkış tutarak, çevresinde pervane gibi dönerek siyasi varlıklarını sürdürmek için çırpındıklarını öne sürdü.
Davutoğlu'nun ABD Başkanı Barack Obama'nın söyleyeceklerine merak saldığını ifade eden Bahçeli, "Esad’a karşı ABD’yi ikna etmek için geceyi gündüze katan, Ankara tehdit altındayken Halep’in derdine yanan bir Başbakan ve hükümeti bize göre Türkiye’nin çıkarlarını ikinci plana atmış demektir" diye konuştu.
- "IŞİD, PYD, PKK sevgi kelebekleri mi?"
Devlet Bahçeli, G-20 gibi katı kuralları olmayan, dünya ekonomisini yönlendiren, daha çok istişari olan bir platformda Türkiye’nin milli hassasiyetlerinin dile getirilmediğini, hak ve beklentilerinin savunulmadığını belirterek, şunları söyledi:
"Davutoğlu Brisbane’e Türkiye’yi temsil etmek için mi, yoksa ABD’nin Suriye’yi vurması konusunda yalvarıp yakarmak için mi gitmiştir? Davutoğlu G-20 toplantısında Obama’nın masasında oturmayı ayrıcalık ve lütuf mu görmektedir? Esad teröristtir, Esad zalimdir, Esad katildir de; IŞİD-PYD-PKK kırlarda bayırlarda çiçek toplayan, karıncayı bile ezmekten sakınan sevgi kelebekleri midir? Taşın altına elini koymaktan bahseden Başbakan, Esad gidince, Suriye bölününce, sınırlarımız boyunca terör devletleri kurulunca Türkiye’nin ve bölgenin huzura kavuşacağını mı sanmaktadır? Suriye’nin parçalanması milletimizin aleyhine olacak, büyüyecek kaos dalgasının nerede duracağı ve nerede son bulacağı bugünden kestirilemeyecektir. Şüphesiz ki çatışmaların Halep’te yoğunlaşması Türkiye’ye yönelik mülteci akınını hızlandıracaktır. Türkiye bir ateşin ortasında, acımasız bir hesaplaşmanın, kanlı emperyalizmin yeni bir saldırısının hedefindedir. Sorun Esad değildir. Asıl sorun sömürgeciliğin güncellenmiş yepyeni bir operasyonudur. Gidişat felakettir. AKP Hükümeti, Esad’a karşı kurşun asker olmak için yanıp tutuşmakta, ABD’den rol kapmak için haysiyetini iki paralık etmektedir."
Bahçeli, MHP'nin Türkiye’nin milli ve tarihi haklarını savunduğunu vurgulayarak, "MHP en büyük proje olarak tam bağımsız Türkiye, güvenli, huzurlu ve barış içinde bir vatan vaat ediyor. Ne yapacağımızı, neyi başaracağımızı, Türkiye’yi bölgesinde ve dünyada güçlü ve sözü geçen bir ülke haline nasıl getireceğimizi bir yıla kalmaz herkes görecektir" dedi.
-"AKP zihniyeti bölücülüğün yeni liderliğine soyunmuştur"
"Çözüm sürecinin tüm rezilliklere rağmen sürdüğünü" ifade eden Bahçeli, "Hükümet memurları ve güvenlik güçlerinin müşahitliğinde PKK’lılara özel misafir muamelesi yapılmakta, araç yakan, maske takan, saldıran, yol kesen, haraç alan, tehdit eden hainlere kahredici bir suskunluk gösterilmektedir" diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu'nun "kamu düzeni" dediğini, teröristlerin ise Diyarbakır’da iki belediye otobüsünü içindeki yolcularıyla yakmaya kalkıştığını, Cizre, Silopi, Sur ve Nusaybin’de özerlik hendekleri kazdığını anlatan Bahçeli, "Hükümet canilere teşrifatçı, şehit ailelerine ceberuttur. Hükümet katillere kucaklayıcı, gazilere zorbadır. Şehadet ile ihanet, ay yıldızlı bayrak ile paçavra, gazi ile terörist, alçaklık ile kahramanlık, pişmanlık ile küstahlık AKP’nin lügatinde yer değiştirmiştir" dedi.
Sürecin Irak ve Suriye’deki gelişmelere paralel ilerlediğini ve ABD'nin Ortadoğu’daki sınırları değiştirmeye doğru giden projelerine yaradığını öne süren Bahçeli, şöyle devam etti:
"6-7 Ekim isyan provalarıyla türbülansa girdiği söylenen ihanet müzakerelerinin onca kayba, onca zarar ve ziyana rağmen, bir şey olmamış gibi sürdürülmesi Türk milletine hakaret ve hürmetsizlik değil midir? Son gelişmeler karşısında, silahı kimin bırakacağını anlayanınız var mıdır? PKK’da bir suçluluk duygusu ve milletten utanma ve mahcubiyet var mıdır? Elbette terör son bulmalı, şiddet ortadan kalkmalı, vatandaşımız huzur ve emniyet bulmalıdır. Ancak eline silah alarak ülkemizi bölmek için dağa çıkmış teröristlerin bütün taleplerini, silahsız çözecekleri ortam oluşturarak onlara kucak açmak dünyada görülmemiş bir uygulamadır. Böylesi bir mantık garabetiyle ne Çanakkale savunulabilirdi, ne de milli mücadele yapılabilirdi? İzmir’i Yunanlı’ya bırakırdınız, İstanbul’u İngiliz’e teslim ederdiniz, böylece pürüzler ve sorunlar ortadan kalkmış ve AKP’nin tanımındaki barış da sağlanmış olurdu. Bugüne kadar sorunları çözmek adına onları yok sayan ve hatta sorunun parçası haline gelerek teslim olan hiç bir ülkenin ayakta kaldığına şahit olunmamıştır.
PKK’nın ve uzantılarının bütün hedefleri artık AKP tarafından temsil edilmektedir. Bütün istekleri Başbakan ve Hükümeti tarafından dile getirilmektedir. Sonuçta böyle olacak idiyse, 1984 yılında ilk silahlı eylem başladığında ne ordu sevk etmeye ne de Mehmetçiğin, polislerin ve korucuların yıllar süren fedakarca mücadelelerine lüzum vardı. Ne isteniyorsa verirdiniz, ne dayatılıyorsa teslim olurdunuz, ne yapmayı arzu ediyorlarsa el sıkışırdınız, böylece aradan geçen 30 yılda kayıplarımız da gerçekleşmezdi. Bugün gelinen aşamada Türkiye’nin bölünmesi için PKK’ya ihtiyaç kalmamıştır. Erdoğan ve Davutoğlu ikilisi ihanet projesini gönüllü olarak BOP kargosundan teslim almışlardır. AKP zihniyeti Kandil Kadrolarının geride kalmış bütün niyetlerini siyaset zemini içinde çözmeyi kafasına koymuş ve bölücülüğün yeni liderliğine soyunmuştur. Ve bu konuda İmralı Canisi ile rekabet ve işbirliği başlatmıştır."
Hükümetin hesabının teröristlere siyasi af çıkartmak, bölücülerin statü ve kimlik taleplerini karşılamak, özerklikle ilgili tüm ön çalışmaları süratle tamamlamak olduğunu iddia eden Bahçeli, "Erdoğan ve Davutoğlu dayatılan hain projeler gereğince Kürdistan’a yeşil ışık yakacaklardır" diye konuştu.
Bahçeli, Türkiye'nin çok yakında yaşayacağı daha vahim gelişmelerle Başbakan Davutoğlu ve AK Parti’nin foyasını göreceğini öne sürerek, "Kendisine huzur, esenlik, refah ve onur kazandırsın diyerek bu zihniyete verdiği desteğin pişmanlığını duyacaktır. Tarihimizde göremeyeceğimiz bu küçülmenin adresi AKP, mihrakı işbirlikçiler, odağı ise Başbakan Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan olacaktır" dedi.
- "Devlete ve millete başkaldıranların akıbeti bellidir"
İktidarın "Yeni Türkiye" propagandasıyla kan ve şehitler üzerinden pazarlığa devam ettiğini belirten Bahçeli, "AKP sona yaklaştıkça Türkiye’yi de beraberinde sürüklemektedir" ifadesini kullandı.
"Başbakan Davutoğlu'nun Dersim isyanıyla Kerbela hadisesini özdeşleştirmesinin, hainlerden özürler dilenmesinin ne hale gelindiğinin en açık kanıtı olduğunu" dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Atatürk’e Yezid denilmesine, Türk milletinin Yezid ile bir görülmesine bir tek Milliyetçi Hareket Partisi karşı çıkmıştır. Bugünün PKK’sı neyse, 1937-1938’de Dersim’de isyan edenler aynısıdır. Bugünün teröristbaşı Öcalan’ı neyse, Dersim ihanetinin baş aktörü terörist Rıza da kopyasıdır. Devlete ve millete başkaldıran, kafa tutanların geçmişteki akıbetleri bellidir. Bugün AKP’nin pazarlık yaptığı eşkıyayla Türk milleti asırlarca mücadele etmiştir. Terörist Rıza emperyalizme piyonluk yaparak Türkiye’yi bölmek istemiş, ne var ki amacına ulaşamadan hak ettiği cezasını bulmuştur. Milli irade yetkiyi bize versin, millet bize güvensin, yine yaparız, yine hainlerin alayını birden vatan topraklarından temizler atarız."
Bahçeli, Dersim isyanına gösterdiği kararlı tepkiden dolayı hakkında sembolik de olsa manevi tazminat davası açıldığını, bunlardan birinin de 4,9 kuruşluk dava olduğunu kaydederek, "Ben özel olarak dava başına 4,9 kuruşluk bütçemi çoktan ayırdım. Dileyen ve isteyen varsa peşin peşin ödemeye de hazırım. Biz bu kutlu vatanı, bu aziz milleti tazminatla almadık, hibe yoluyla kazanmadık, masalarda bulmadık. Bu yollarla da vermeyeceğiz, devretmeyeceğiz, kesinlikle vazgeçmeyeceğiz" diye konuştu.
(Bitti)