Mevlevilikte ruhaniyet

A.Cenap Kendi

Kadiri Mutlak Yüce Mevla’nın izni ile büyük alimlere verilen bir unvanın sahibi, Tefekkür Dünyasının, Tasavvuf Edebiyatının Hamisi, cismaniyetin dışında bir ruha sahip olan Mevlana Hazretlerinin 17 Aralık 2014 tarihi itibariyle idrak ettiğimiz bugün başlayan anma törenleri münasebetiyle değişik bir üslup ile kaleme aldığım dergaha mensup kimselere ait sayısız kerametlerden şimdilik iki tanesini sizlere sunmaya çalışacağım…

***

Ateşbaz’ı Veli’den başlayalım. Hazreti Mevlana’nın Mevlevilik Dergahı’nın aşçıbaşıdır.   Veli hazretleri… Asıl İsmi İzzeddin oğlu Yusuf’tur. Ateşbaz ünvanı ateşle oynayan manasında verilmiş olan takma adıdır.  Bu mübarek zatın Hazreti Mevlana döneminde önemli bir yeri ve kerametleri bulunmaktadır. Dergahın mutfak sorumlusudur. Bir gün yemek pişirmek için kullanılan odunun yetersiz olduğunu fark eder. Durumu Mevlana Hazretlerine bildirir. Gülümseyerek verdiği cevap şudur, “odun yetişmez ise ayaklarını ocağın içine sok yemeklerimiz pişer” inşaallah cevabını alır.  Bunun üzerine mutfağa giren şeyh verilen emri yerine getirmek üzere çekinmeden iki ayağını birden alev alev yanan ocağın içine sokar alev kuvvetlenir, bekler bakar ki yemek pişmiş ve yenecek hale gelmiştir. Bu olay yüzlerce kerametten birisidir.

***

Mevlana Külliyatı’ndan daha doğrusu rahmetli Hacı Veyiszade hocamızın deyişi ile Ummanı Deryası’ndan ikincisi şöyle: Mevlana Hazretlerinin sağ kolu olan katibi umumisi Hüsamettin Çelebi aynı zamanda bağ bahçeye meraklı bir insan. Konya’nın Meram semtinde Çelebiler Sokağı’nda bir bağ evi var. Yeşillikler içindeki akıp giden çay sularının serinliğinde o asırlık pelit ağaçlarının altında oturmayı çok sevdiği için Mevlana Hazretleri buraya sık sık gelip gitmektedir. Birgün maiyeti ile birlikte pelit ağaçlarının altında serili minderler üzerinde otururken misafirlerin hepsinin de canları bal yemek ister.  Fakat hiç birisi de bu arzularını asla belli etmezler. Lakin Çelebi Hüsamettin sırrı ilahiden aldığı bir mesajla haberdar edilmiştir. Biraz ileride duran emir bekleyen hizmetkarını çağırır yine o yakınlarda duran arı kovanından bir tepsi dolusu bal çıkartıp getirmesini ve sofra kurmasını emreder. Köle kovanı açar,  bir tepsi dolusu balı getirir, sofra açılır, misafirler bu bir tepsi dolusu balı bir anda afiyetle yer bitirirler. Çok hoşlarına gitmiştir. Çelebi hazretleri kölesini tekrar çağırır bir tepsi daha Bal getirmesini emreder, o da gelir. Yenilir bitirilir. Misafirlerin iştahı yerindedir. Köle tekrar çağrılır ve bal getirmesi emredilir lakin Köle Çelebi hazretlerinin kulağına eğilip efendim kovanda hiç bal kalmadı sonunu getirmiştim cevabını verir. Fakat Çelebi Hüsamettin köleye, “O kovandaki bal tükenmez kıyamete kadar getirsen git getir” der.  Köle kovanın başına varır bir baksa kovanın içi bal doludur. O gün kovandan on yedi petek bal çıkartıldığı halde yine kovan bal doludur. Yüce Mevlamızın keramet ehli sevdiği kullarına verdiği İlahi İnsan…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.