''Her gün bir yerden göçmek ne iyi/Her gün bir yere konmak ne güzel/Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş/Dünle beraber gitti cancağızım/Ne kadar söz varsa düne ait/Şimdi yeni şeyler söylemek lazım''...
Mevlana'nın evrensel mesajı, sahnede müzik alanında değişik açılımlara imza atan bir sanatçının besteleriyle notalara dökülüyor.
Mevlana'nın öğretisini ve eserlerini 3 yıl boyunca okuyan ve araştırmalar yapan besteci Can Atilla, Mevlana Oratoryosu'nun ardından Mevlana'yı anlatan ''Çağrı'' balesini de sanatseverlerle buluşturdu.
Can Atilla, soruları yanıtlarken, Mevlana'nın öğretileri, doğruları, dünyası, fikirleri ve aşk tanımıyla ilgili 3 yıl boyunca yoğun bir araştırma içine girdiğini söyledi.
''Benim ilk yolculuğum, onun adına yaptığım ve geçen yıl Nisan ayında seslendirilen 'Mevlana 800. Yıl Oratoryosu' oldu'' diyen Atilla, yolculuğunun Mevlana'yı konu alan ''Çağrı'' isimli bale eseriyle sürdüğünü ifade etti. Metnini Şefik Kahramankaptan'ın kaleme aldığı, Mehmet Balkan'ın sahneye koyduğu yapıtın Mersin Devlet Opera ve Balesi'nce sahnelenmeye başlandığını aktaran Atilla, eserin fantastik bir senaryosunun bulunduğunu ve müziğin de 15 ayrı tema üzerine kurulu olduğunu belirtti.
Proje üzerine uzun süredir çalıştıklarını ve Hollywood'daki ''Cesur Yürek'', ''Gladyatör'' gibi büyük prodüksiyonlarda kullanılan sistemlerle müziklerin kaydedildiğini ifade eden Atilla, ''Esere, kompozisyon tekniği açısından bakıldığında, içinde 19. yüzyıl romantik bale müziğinin temelleri, mistik Mevlevi unsurları bulabiliyoruz. Umarım ki bu bale sadece orada kalmaz. Türkiye'nin diğer şehirlerinde de sahnelenir'' dedi.
Yapıtın gelecek ay Ankara'ya gelmesinin söz konusu olduğunu belirten Can Atilla, eserde üstün teknolojinin kullanılması nedeniyle besteleme sürecinin zor şartlarda gerçekleştirildiğini söyledi. Atilla, bu zorluğu da, ''Bütün bunları bilgisayar vasıtasıyla yaptığımdan, bir orkestradan ve bütün bir elektronik düzenden beklentilerim konusunda teknoloji yetmedi. Onun için de daha yüksek bir teknolojik donanıma ihtiyaç duyduk'' sözleriyle aktardı.
FANTASTİK BİR MEVLANA YOLCULUĞU...
Eserde, seyircinin ''fantastik bir Mevlana yolculuğunu'' izlediğini ifade eden Can Atilla, ''Mevlana için yapılan her özveri, her çalışma kutsaldır. Onun ruhaniyetini aktarma konusunda ne yapsak azdır. Ben de besteci olarak elimden geleni yapmak istiyorum'' dedi.
Müziğin kendisi için ''insan hayatlarını değiştiren bir sihir'' olduğunu belirten sanatçı, sanatın insanlara bir şey kattığı sürece var olabileceğini söyledi. Müziğin insanlara bir şeyler anlatması, insanların hayatlarının bir parçası olmasından yana olduğunu dile getiren Atilla, ''Sadece üç dakikada üç yaşındaki çocukların diline dolanarak dans edip söylediği şeylere tabii ki ihtiyacımız var, onların değeri tartışılmaz. Ama müziğin sanat adına yapıldığı bir arenada olması lazım'' diye konuştu.
Osmanlı İmparatorluğu'nu işleyen ''Cariyeler ve Geceler'', ''1453-Sultanlar Aşkına'' ve ''Aşk-ı Hürrem'' isimli üçlemeye imza attığını ve bu albümlerin gelecek kuşaklar tarafından da dinleneceğine inandığını ifade eden sanatçı, bu albümleri yapma amacını şu cümlelerle aktardı:
''Bu çalışma, dünyada ilk defadır. Roma İmparatorluğu'nu anlatan bir üçleme bulamazsınız dünyada. İngiliz Krallığı'nı anlatan, önemli olayların işlendiği bir müzik bulamazsınız. Ben bunu 5 yıl önce düşündüm ve 'her şey politika haline geliyor' dedim. Türkiye'de her şey birtakım insanların menfaatleri uğruna kullanılıyor. O nedenle de tarihe ilgi duyanlar, 'Cumhuriyet tarihine ilgi duyanlar', 'Osmanlı tarihine ilgi duyanlar' diye ayrılmamalıdır. Bütün bunlar son derece yapay, son derece sığ, derinliği olmayan, taraflı düşüncelerdir.
Dünya tarihinin en büyük imparatorluğu olan Osmanlı İmparatorluğu'nun 600 küsur sene süren hükümdarlığı, burada yaşanan olaylar, o olayların kahramanları işleniyor albümlerimde... Tarih kitaplarında sadece olaylar anlatılıyor. Halbuki olayların sonucunu da sebeplerini de yaratan insanlardır. Tarihi anlamak için tarihi yazan bireyleri tanımamız lazım. Böyle olduğu zaman da ortaya benim de tanımaktan mutluluk duyduğum için müziği bir dil olarak kullanmak istedim. Toplumun tarihe ilgisini çekebilecek, tarihin gizemlerini, sırlarını açıklayabilecek köşe başlarını aradım, hep onların peşine düştüm.''
ABD ELÇİSİ ÜLKESİNE GÖTÜRDÜ
Albümlerinin büyük ilgi gördüğünü, bundan büyük mutluluk duyduğunu dile getiren Atilla, ''En güzel mutluluğu geçen yıl ABD'nin Ankara Büyükelçisi'nin ayrılış yazısında okudum. Türkiye'den ayrılırken hediye olarak CD'lerimi götürdüğünü söylemiş. Benim müziğim direkt kana karışır, söz olmadığı için herkes aynı şeyi hisseder'' dedi.
''Çağrı'' balesinin müziklerini albüm olarak yayınlamayı planladığını, onun yanı sıra iki ayrı projesinin bulunduğunu anlatan Atilla, bu projelerini de, ''Dünya tarihinin en eski, en acıklı aşk hikayesinin anlatıldığı, içinde tamamen acı, gözyaşı, birbirine kavuşamamış iki ruhun çekmiş olduğu acının çekirdeğinde, ruhunda olduğu bir albüm olacak. Çok da sağlam ve güzel olacak. Yaptığım albümlerin içinde en romantiği o olacak'' sözleriyle aktardı. Atilla, bu konu üzerine yüzlerce aşk hikayesi yazıldığını, üç semavi dinin bu konuyu işlediğini ifade etti.
Daha sonra da dev bir proje planladığını belirten Atilla, ''Onu da herhalde 2010 ya da 2011 yılında yayınlamayı hedefliyorum. O daha mistik bir konu üzerine olacak. Şu ana kadar Osmanlı tarihini anlatmıştık ya, o da insanlık tarihini anlatacak. Her şeyin başladığı anı anlatacak'' dedi.