Mevlâna şiirleri tuvalde dile geldi

Ünlü ressam Ergin İnan, Mevlana kitabı için tuvalinin karşısına geçti.

Ünlü ressam Ergin İnan, “Mevlana Celaleddin Rumi/99 Resim 99 Şiir” kitabı için tuvalinin karşısına geçti ve Esma-ül Hüsna’ya da atıfta bulunan 99 resim yaptı. İnan, 7 aylık bir süreçte ortaya çıkan eserleri Mevlana’ya saygı ve sevgi çerçevesinde resmettiğini söylüyor.

 

Mevlâna Celaleddin Rumî’ye doğumunun 800. yıldönümünde ressam Ergin İnan tarafından güzel bir hediye hazırlandı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın “Mevlâna Celaleddin Rumî/99 Resim, 99 Şiir” kitabı projesi için tuvalin karşısına geçen İnan, Esma-ül Hüsna’ya da atıfta bulunan 99 resim yaptı. Sanatçının tabloları, 28 Kasım’dan itibaren İstanbul Çağdaş Sanat Fuarı kapsamında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda sergilenecek. Kitaplaştırılan resimlere ise edebiyat profesörü ve yazar Talat Halman’ın Mesnevi, Rubailer ve Divan-ı Kebir’den derlediği 99 şiir eşlik ediyor. Sınırlı adette, tıpkıbasım tekniğiyle üretilerek numaralandırılan kitabın tüm kopyaları Ergin İnan tarafından imzalanacak.

 

Böcek figürleri, Osmanlıca ve Arapça metinlerle kendine ait bir resim dili oluşturan Ergin İnan, 99 eseri, Mevlâna’ya saygı ve sevgi çerçevesinde resmettiğini söylüyor. Mevlâna deyince herkesin aklına ilk önce beyaz elbiseleriyle dönen semazenler geliyor. İnan ise artık turistik bir ürün gibi algılanan semanın tüketilmesine karşı. Bu nedenle eserlerini seyrederken semazenler, Mevlâna’yı anlatan simgeler ya da mekânlarla değil, dünyanın gerçeğini ve evreni sorgulayan sanatıyla karşılaşıyorsunuz. Bu durumu “Benim resmim ya da düşüncem hep gönülde olanı çizmektir. Kim ki gönlüne gider, orada ellerin dokunamadığı, gözlerin göremediği resimleri görür; insanla kucaklaşır.” diyerek açıklıyor. Tasavvuftaki ‘hiçbir şeyin kendi varlığı yoktur’ düşüncesi, Ergin İnan’ın eserlerinde kozmos ve mikro kozmos karşıtlığı ve bu karşıtlıktan doğan ‘birlik’le hayat bulmuş.

 

Sanatçının, Mevlâna ve felsefesini eserlerine taşıması ‘2007 Mevlâna Yılı’ ile başlamıyor. Mesnevi, 1968 yılından beri onun başucu kitabı. Mesnevi’yle ilgili 7 adet özgün taşbaskı eseri 1988’de Galeri Nev’de sergilenmişti. “Mesnevi o yıllardan bu yana çok okuduğum bir kitaptı. Ama yine de Mevlâna’yı derin okuduğumu hiçbir zaman söyleyemem.” diyor İnan. Mevlâna’ya duyduğu sevginin 1964 yılında girdiği Devlet Tatbiki Güzel Sanat Akademisi’ndeki Alman hocası Karl Schlaminger’in öğretileriyle oluştuğunu belirtiyor. İnan, “Bize temel sanat eğitimi dersine geliyordu, çok önemli bir hocaydı. Bazen Bach’ın bir konçertosunu çalar, bazen bir neyzeni getirirdi. Farsçayı da çok iyi bildiği için Mevlâna’nın şiirlerini Farsça okurdu. Filozof gibi bir insandı. Onun sayesinde ilk kez 6 ciltlik Mesnevi’yi alıp okumaya başlamıştım. 99 resim bu okumalarımın eseridir.” diyor. İnan’ın Mesnevi’yle okul yıllarında başlayan ilişkisi resim sanatında kendi deyimiyle şok yaşamasına neden oluyor ve daha önce yaptığı eserlerin anlamsızlaşmasını beraberinde getiriyor: “Bu şoktan sonra 1968’de kendime döndüm. Mesnevi okumalarım resim içinde beni derinleştirdi. Ama sonra hep aradım; ne yapabilirim de farklı bir resim ortaya koyabilirim diye... Çünkü resimde kişilik önemliydi.”

 

***

 

Mualla Eyüboğlu’nun evinde sema töreni

 

Önce figürler çizer, sonra böceklerle mektuplar yazar. Bir gün sahaflarda gezerken yerde öbek halinde Osmanlıca ve Arapça yazılı kâğıt parçalarını görür. Karşılaştığı resimsel dilden o kadar çok etkilenir ki, alabildiği kadar kitabı satın alıp atölyesine götürür ve başlar resme… İnan, o dönemlerde kültürler arası diyoloğun merkezi olarak görülen Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kız kardeşi Mualla Eyüboğlu ve eşi Türkolog Alman Dr. Robert Anhegger’in evinde yapılan sema törenlerine katılır. İnan, bu arayışta Mevlâna’nın kendisine bir anahtar verdiğini, o anahtarla tüm kapıların açıldığını ve üretmeye başladığını düşünüyor. ‘Bir ressam için proje çerçevesinde sanat icra etmek kolay olmasa gerek’ diye düşünüyor ve Ergin İnan’a 99 eserin ortaya çıktığı 7 aylık süreci nasıl geçirdiğini soruyoruz. “Nasıl ki Mevlâna, bir yerden sonra dilsiz, dudaksız söylemeye başlıyorsa, biz de resmi öyle yapıyoruz. Çoğu zaman sadece fırça konuşur.” diye cevaplıyor.

 

Mevlevihanelere ücretsiz geziler başladı

 

“Benim resmim ya da düşüncem hep gönülde olanı çizmektir. Kim ki gönlüne gider, orada ellerin dokunamadığı, gözlerin göremediği resimleri görür; insanla kucaklaşır.”

Cumaertesi / Zaman

Kültür Sanat Haberleri

Hierapolis’te Yeni Dönem: Antik Kentin Ruhuna Dokunan Modern Dokunuş
Atıklardan yaptıkları müzik aletleri ile konser verdiler
Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen