Mevlana rolüne bürünmek beni korkuttu

‘Mevlana: Aşkın Dansı’ Belgeseli’nde Mevlana'yı canlandıran Sinan Tuzcu, bu rolün sorumluluğunun ağır olduğunu bildirdi.

‘Mevlana: Aşkın Dansı’ Belgeseli’nde Mevlana rolünü başarıyla sahneleyen ünlü oyuncu Sinan Tuzcu, Hafta Sonu Dergisi'ne verdiği röportajda belgeselin çok iyi gişe yaptığını söyledi. Belgeselin sinemalara 100 kopya ile girdiğini belirten Sinan Tuzcu “Kadrosu başarılı, genç bir yönetmeni var ve Mevlana anlatılıyor. Bütün bunlar bir araya gelince, belgeselimiz başarılı oldu. UNESCO destekliyor. Zaten UNESCO da Mevlevi kültürünün bundan böyle koruma altına alınması gerektiğini söylüyor” şeklinde konuştu.

Mevlana rolüne bürünmenin kendisini önce korkuttuğunu, korkusunun sebebinin ise ‘yanlış bir şey yapma’ kaygısı ve endişesi olduğunu kaydeden ünlü oyuncu belgeseli Mimar Sinan’ın ilk yaptığı külliye olan Haseki Külliyesi’nde çektiklerini ifade etti. Tuzcu röportajda şu bilgileri verdi: Ben o külliyenin içinde dışarı adım atmadan tam 48 saat kaldım. Artık öyle bir nokta geliniyor ki, başka bir alemde yaşıyor gibi oluyorsunuz. Yıllarca jean'le dolaşan bir adamın, o giysilere bürünmesi... Hele o düşünceyi de benimsiyorsa etkilenmemek mümkün değil. Ben çok şanslıyım. Çünkü çok iyi oyuncularla birlikteydik. Diyalog yok, sadece duruş ve bakışlarla oynadık.
Belgeselde en zorlandığı sahnenin Mevlana ile Şems'in karşılaştığı sahne olduğunu vurgulayan Tuzcu “Çünkü o karşılaşma farklı bir duygu, ruhani bir olay. Başka bir boyut da diyebiliriz” dedi.

Mevlana ile iletişim kurma noktası gibi bir şey yaşamadığını belirten oyuncu “Galiba onun yüzde birini anladım. Mevlana'nın ne yaşadığını, nasıl bir aşkla karşılaştığını, onun boyutunun başlangıcını sezdim galiba. Ya da bir anlık bile olsa o pencereden baktım sanki” diye konuştu. Anneannesinin Mevlevi tekkesinde doğup büyüyen son yaşayan kişi olduğunu ifade eden ünlü oyuncu “Anneannem çok rüyasında görür Mevlana'yı. Sıkıntılı olduğum dönemlerde de ben anneannemi görürüm rüyamda. O bana yol gösterir. Ve ben hep anneannem kanalıyla o öğütlerin ondan geldiğine inanırım” şeklinde düşüncelerini aktardı.

24'üncü kuşaktan Mevlana'nın torunu olduğunu belirten Tuzcu, Türkiye’nin arşivcilik alanında Osmanlı’dan daha geride bulunduğunu kaydederek, “Mevleviler'in yazılı olarak gelen kayıtları, bir kütüphane sistemleri var. Herkesin yaptığı işler ve hangi mertebelerde bulundukları, hep yazılmış. Mevlevi tekkeleri aynı zamanda çalışılan mekanlardır. Onun için o mekandaki herkesin kaydı mevcut. Yazılı kaynak 13'üncü yüzyıldan bu yana gelmiş. Arşivcilik adına Osmanlı'dan çok geriyiz doğrusu” dedi.

Murat Güzel-Memleket

Kültür Sanat Haberleri

Atıklardan yaptıkları müzik aletleri ile konser verdiler
Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen
Ayder Öncesi Nefes Kesen Prova: Kazanamayan Kurbana Gidiyor!