Mevlana Müzesi İstanbul’a ne zaman taşınacak?

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Sektörler Birim Başkanı Osman Başaran Anemon Otel’de düzenlediği basın toplantısında İstanbul’da Şeb-i Arus töreni yapılmasını eleştirdi

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Sektörler Birim Başkanı Osman Başaran Anemon Otel’de düzenlediği basın toplantısında İstanbul’da Şeb-i Arus töreni yapılmasını eleştirdi. Konya’nın turizm gelirlerinini korunması adına meseleyi önemli gördüklerini igfade eden Başaran şunları söyledi:

“Son yıllarda tüm Türkiye’de olduğu gibi Konya’da da çok ciddi sanayi ve ticari atılımlar gerçekleşiyor. Türkiye’nin 2023 hedefleri olduğu gibi, Konya olarak bizlerinde, hedeflerimizi ve bu hedefler doğrultusunda yol haritamızı belirlememiz gerektiğini düşünüyorum.

Her şehrin sanayi, ticari ve turizm gelirleri sayesinde, sosyal ve ekonomik yapısının gelişmekte olduğu gözden kaçırılmaması gereken bir noktadır. Benim şu anda özellikle vurgulamak istediğim konu, şehrimizin turizm gelirlerinin korunup korunamayacağı!konusunda duyduğumuz endişedir.

Mevlana Müzesi, 2011 yılı içerisinde 1 milyon 644 bin 426 yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmiştir. Bu çok ciddi bir rakamdır. Konya’nın marka değerinin yükselmesinde en önemli unsurun Mevlana Müzesi ve Türbesi olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz.

Bu sayının tam olarak ne anlama geldiğini daha kolay kavramak adına diğer müzelerimizin de ziyaretçi sayılarını aktarayım:  Mevlâna Müzesi: 1.644.426 Karatay Çini Eserler Müzesi:  71.558, İnce Minare Müzesi:  5.669 Arkeoloji Müzesi:  6.758, Atatürk Müzesi: 574, Etnografya Müzesi:  8.298, Çatalhöyük Ören Yeri:  9.905ziyaretçi çekmiştir.Yani 2011 yılında şehrimize gelen toplam ziyaretçi sayısı 1.747.188 kişi olmuş ve bu sayının yaklaşık % 94’ü Mevlana Müzesini ziyaret etmiştir. Ayrıca diğer müzelerimizin ziyaret edilmesi noktasında da Mevlana ziyaretlerinin etkili olduğunu düşünmekteyim. Mevlana Müzesini yok saydığımız takdirde turizm gelirlerinin mevcut rakamlara oranla kat kat düşeceği göz önündedir. Kaldı ki tüm dünyanın felsefesini benimsediği Mevlana’yı anlatma ve tanıtma konusunda yaşandığını düşündüğümüz sıkıntı ayrı bir tartışma konusu yapılabilir.

Biz 1980’li yıllardan itibaren “Mevlana Kültür Merkezi” masalları dinledik.Tamamlanması yıllar aldı. Sayın Başbakanımızın bu yılki ziyaretinde “Konya’ya sema gösterilerinin de gerçekleştirilebileceği en az 10 bin izleyici kapasiteli bir salon kazandıracağız” sözlerine önemsemek gerekir.

 

Bunlar madalyonun bir yüzü. Diğer yüzü ise Konya olarak bizim yeteri kadar tanıtamadığımız ve değerlendiremediğimiz Mevlana’yı sahiplenme çalışmalarıdır.Geçen yıl aralık ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla “Şeb- i Arus” etkinliği ve sema gösterisi gerçekleştirildi. Kocaman kocaman puntolarla “İstanbul Şeb-i Arus gösterilerine ev sahipliği yaptı” başlıkları atıldı. İstanbul’un hemen peşine Kepez Belediyesi eklendi.İstanbul’daki Sema gösterilerinin nasıl ilgi çektiğini endişe ile takip ettim. Kepez’de de aynı şeyler yaşandı.Peki “bunda ne kötülük var, Mevlana etkinlikleri bizim tekelimizde değildir” diyebilirsiniz. Konuyu 4 ana başlık altında toplamanın daha doğru olacağını düşünüyorum:Birincisi: Bu işin maneviyat boyutunun göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünüyorum. Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus’u izleyerek Mevlana Hazretlerinin anılmış olunmayacağını iddia ediyoruz. Doğru olanın; Mevlana Hazretleri’nin türbesinin ziyaret edilmesi, Fatiha-yı şerifin okunması, müzenin gezilmesi, Mevlana felsefesinin öğrenilmesi ve sonrasında Semâ gösterilerinin izlenmesi olduğunu düşünüyorum. Zaten böyle olmamış olsaydı her yıl aynı başbakan, aynı cumhurbaşkanı, aynı bakanlar bu yolu izlemezdi sanırım. Ayrıca Semâ gösterileri sırasında görmüş olduğumuz her figürün ve her objenin özel bir anlamı vardır.

(Bu törendeki her şey ayrı bir mânâya, ayrı bir güzelliğe sahiptir. Semâ edilen, Semâhane denen alanın şeklinden, üstüne oturulan postların renklerine, Semâzenin giydiği her giysiden, yaptığı her harekete kadar hepsinin bir mânâsı vardır; hepsi bir sembol ifade etmektedir. Mesela Semâhane dairevi bir alandır ve kâinatı sembolize eder. Şeyhin oturduğu kırmızı post Hz. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi'nin makamı sayılır ve şeyh efendi vekaleten bu makama oturur. Kırmızı renk 'vuslat' yani Allah'a kavuşma rengidir. Hz. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi güneş batarken Allah'a kavuşmuştur. Bilindiği gibi güneş batarken de doğarken de gökyüzü kırmızı bir renk alır. İşte şeyh postunun kırmızı rengi maddi dünyadan batışı, mânevi dünyaya doğuşu temsil eder. Mevleviliğe yeni girenlerin oturduğu post siyah olur. Siyah renksizliğin rengidir, tevhidi temsil eder, bütün renkleri içinde barındırır.

Derviş bilgilenip yol alınca beyaz renkli posta oturmaya hak kazanır.) Usulüne ve manasına aykırı yapılabilecek uygulamalar felsefenin anlaşılması ile ilgili çelişkilere neden olabilir.

İkincisi: İstanbul’da düzenlenen organizasyonun gerçekleştiği salon 10.000 kişi kapasitelidir. Bu Konya’ya gelmesi muhtemel 10.000 ziyaretçinin gelmediği anlamına gelmektedir.

Üçüncüsü: Sadece İstanbul değil İstanbul’a yakın olan şehirlerden de ( Bursa, Zonguldak, Tekirdağ…) ziyaretçilerin Konya’ya gelmeyeceği anlamına gelir. Daha da kötüsü bugün İstanbul’da başlayan furyanın yarın İzmir’de, Malatya’da, Samsun’da da olacağını düşünürseniz olay sadece İstanbul’dan gelmeyen 10.000 kişi ile sınırlı kalmayıp Konya’ya gelmeyen yüzbinlerce kişi ile ifade edilmek zorunda kalınabilir.

Dördüncüsü: Gelmeyen ziyaretçilerden dolayı şehrimizin uğrayacağı maddi ve manevi kayıplar ciddi boyutlarda olabilir. Yıllardır şehrimizde sadece 2 ciddi etkinliğe ev sahipliği yapıyoruz. Bunlardan birincisi Şeb-i Arus törenleri ikinci Konya Tarım Fuarı’dır. Tarım fuarı ile ilgili bu yıl yaşadığımız elim hadise hala sıcaklığını korumaktadır. Bir de Mevlana Müzesini ziyaret edenlerin sayısının azalması şehrimizde tamiri mümkün olmayan kayıplara neden olabilir. Bütün ümitlerini bu iki döneme bağlamış olan hizmet sektörü  ( otel, restaurant, hediyelik eşya… )ciddi kayıplar yaşayabilir. Uzun vadede bu kayıplar sadece hizmet sektörlerinin mağduriyeti olarak kalmayacak hepimize sirayet edecektir. Şehmizin marka değeri açısından da dezavantaj olacağını düşünürsek uğrayacağımız maddi kayıp milyon dolarlarla ölçülemeyecektir.

Sonuç olarak Konya, en önemli marka değerine sahip çıkmalı, turizm gelirlerini baltalamak isteyenlere karşı, kamu, siyasi irade, sivil toplum örgütleri, hepsinden önemlisi halkıyla yek vücut olmalıdır.

Şeb-i Arus etkinliklerinin, adım attığınız her şehirde gerçekleştirilmesi, turizm gelirlerimizi yerlerde sürünür hale getirecektir. Bu gidişle “Semazenler boş tribünlere döndü” başlıklı haberlerin konusu oluruz.

Ben sizlerin nezninde göstermiş oldukları duyarlılıktan dolayı Anemon Otel yetkililerine teşekkür etmek istiyorum. Bizim bu konuyu kendileri ile paylaşmamızın akabinde Merkezleri ile irtibat kurdular ve aylık bültenlerinin nisan sayısını Konya’ya ve Mevlana Hazretlerine ayırdılar. Ayrıca Konya’nın tanıtımına katkılarının devam edeceği müjdesini de sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.”

Yerel Haberleri

TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP
BİR İLÇE SULAR ALTINDA