Mesele küresel hala anlamadın mı?

Medya desteğiyle isyan provasının yapıldığı Türkiye, Endonezya ve Brezilya'da 'doları ve faizi yükselt, borsayı çökert' formülü uygulamaya konuldu.


Büyüme oranlarında sıfır çeken Batı ülkeleri gözünü son yılların gözde ekonomileri olan Türkiye, Brezilya ve Endonezya gibi küresel sermayenin en çok tercih ettiği ülkelere dikti. Söz konusu yükselen ekonomilerde son bir ayda aynı anda başlatılan iç karışıklıklar, bu ülkelerin ekonomilerine büyük darbe vurdu. Son bir ayda Türkiye'de Gezi eylemleri nedeniyle Borsa İstanbul yüzde 15 değer kaybederken tarihi dip seviyelere düşmüş olan devlet borçlanma kağıtlarının faiz oranları yüzde 5,6'dan yüzde 7'lere fırladı.   Brezilya'da baş gösteren eylemler nedeniyle bu ülkenin yüzde 8 seviyelerinde seyreden borçlanma faizleri yüzde 11'e, çift haneli rakamlara tırmandı. Yabancı sermayenin Brezilya'yı terk etmesi nedeniyle ülke parası Real, Dolar karşısında yüzde 6,4 değer kaybetti. Endonezya'da ise çıkan olaylar nedeniyle tedirgin edilen yabancı yatırımcı bonodan çıkınca borçlanma faizleri yüzde 5,5'ten yüzde 6,6'ya fırladı.

PARALEL EYLEMLER

Gezi Parkı benzeri eylemlerin gelişmekte olan ülkelerde aynı anda yaygınlaşmaya başlamasının tesadüf olmadığı ortaya çıktı. 2008 finansal krizinin ardından kar oranlarının eridiği, büyüme oranlarının eksi seviyelere düştüğü ABD ve Avrupa ülkelerinden kaçarak Türkiye gibi büyüyen ekonomilere akan küresel sermaye şimdi bu ülkeleri terk etmek istemiyor. Ancak, küresel sermayenin yaşlanan Batı'ya nazaran genç nüfusları ile ekonomik büyümede yüksek karlar vaad eden gelişen ekonomilerden çıkmaya yanaşmaması, gelişmiş ekonomileri kızdırdı. Uluslar arası medya gücü devreye sokularak bu ülkelerdeki yabancı yatırımcılar tedirgin edildi. Özellikle Türkiye'de yabancıların en çok ilgi gösterdiği borsa, faiz ve gayrimenkul sektöründe yatırımcı güvenini zedeleyici nitelikte haberler üretilmesinin küresel sermayeyi yönlendirme amacını taşıdığı belirtiliyor.

FED PARAYI GERİ TOPLUYOR

Amerikan Merkez Bankası FED'in parasal genişlemenin (bedava para dağıtma) sonuna yaklaşıldığına dair işaretler vermesi üzerine harekete geçen uluslar arası güçlerin, gelişmekte olan ülkelere dağılmış olan küresel sermayeyi 'merkez'e çekmek üzere bir dizi operasyon başlattığı kaydediliyor. Bu kapsamda Türkiye borsasına 75 milyar dolar, hükümet bonolarına 60 milyar dolar civarında yatırım yapmış olan yabancı sermayenin ülkeyi terk etmesi için siyasi istikrarsızlık meydana getirilmesinin hedeflendiği dile getiriliyor. Operasyonun kısmen başarılı olduğuna vurgu yapan uzmanlar, gelişen ekonomilerin yüksek kar performansını korumaya devam edeceğini bilen yabancı sermayenin bu ülkeleri kolay kolay terk etmeyeceğini ifade ediyor.

İSTİKRARSIZ EKONOMİ VURGUSU

Wall Street Journal, The Economist ve Financial Times gibi uluslar arası ekonomi medyasında ard arda yayınlanan analizlerde, gelişmekte olan ülkelerdeki siyasi gerilimlerin ve isyan dalgaları nedeniyle küresel sermayenin, ABD ve Avrupa gibi gelişmiş ekonomilere kaydığına vurgu yapılması dikkatlerden kaçmadı.

Wall Street Journal tedirgin etti

'Gelişen piyasaların verileri hayal kırıklığı yaşattı' başlığı ile küresel finans piyasalarını değerlendiren The Wall Street Journal (WSJ), haberinde 'Gelişmekte olan ülkelerden son zamanlarda gelen veriler de yatırımcıların gerginliklerini artırdı. Filipinler'de ihracatın nisan ayında geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7 azaldığı açıklandı. Türkiye'de devam eden olaylar kaygıları daha da artırdı' ifadelerine yer verdi. (Yeni Şafak)

ŞEHİRLER KARARACAK

EKONOMİ ÇÖKECEKTİ

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Gezi Parkı ile başlayan olayların organize bir saldırıya dönüştüğünü belirterek, “Vahim sonuçlar doğuracak, ülkeyi elektriksiz bırakacak, finans yapısını çökertecek saldırılar oldu. Ancak püskürtüldü” dedi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Gezi Parkı olayları sırasında devletin kritik alt yapısına yönelik siber saldırılar olduğunu söyledi. Tüm Türkiye’yi elektriksiz bırakacak, finans yapısını tamamen çökertecek sistemlere, polise yönelik siber saldırılar olduğunu belirten Yıldırım, “Bizim işimiz yasaları göz ardı ederek insanların toplumun huzurunu bozmak için içeride veya dışarıda kişi veya kurum bu mecrayı kullanmaya kalkarsa bunun tedbirinin almak. Bu ülkenin bu devletin görevidir. Almazsa o zaman hukuk devletinden söz edilemez, ülkede düzenden dirlikten söz edilemez. O sürelerde bütün kritik alt yapımıza saldırı yapıldı. Kurumlara. Vahim sonuçlar doğuracak, bütün ülkeyi elektriksiz bırakacak, bütün ülkenin finansal sistemini çökertecek, güvenlik altyapısını çökertecek, polisi kilitleyecek saldırılar yapıldı. Bütün bunların mücadelesi yapıldı. Bu iş herkes fırsat kolluyor. Aman Türkiye’de bir olay çıksın da nasıl zayıflatırız nasıl diz çöktürürüz” dedi. Yıldırım yapılacak çalışmayla tümden yasaklama gibi bir şeyin yapılmayacağını, bunun Kore ve İran gibi kapalı toplumlardaki düzenleme gibi olmayacağını söyledi.

İLETİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜ ENGELLENEMEZ

Yıldırım, sosyal medyaya ve sanal dünyaya dönük yapılacak yasal çalışmanın devam ettiğini henüz dünyada bu yönde standart oluşmadığını ifade etti. Sosyal medyanın sorumlu kullanılması, medya etiği oluşturma konusunda, sivil toplumun da önayak olmasını sağlayacak çalışmalar yapılacağını kaydeden Yıldırım, “Sosyal mecrayı isyan çıkarmak, başkalarına hakaret etmek, huzuru kaçırmak için kullanmaya en başta o sosyal medyayı kullanan insanların tepki göstererek karşı çıkması lazım. Amaç iletişimi özgürlükleri kısıtlamak değil, insanların güvenliğini teminat altına almaktır. Asla özgürlüklerin kısıtlanması güvenliğin sağlanması için şart olarak görülmemelidir. İkisinin de denge içerisinde olması esas olmalı” dedi.

ALTYAPIYA SALDIRILAR OLDU

Olaylar boyunca devletin elindeki kritik noktalara saldırılar düzenlendiğine dikkat çeken Yıldırım, “O sürelerde bütün kritik alt yapımıza saldırı yapıldı. Kurumlara. Vahim sonuçlar doğuracak, bütün ülkeyi elektriksiz bırakacak, bütün ülkenin finansal sistemini çökertecek, güvenlik altyapısını çökertecek polisin saldırılar yapıldı. Bütün bunların mücadelesi yapıldı. Bu iş herkes fırsat kolluyor. Aman Türkiye’de bir olay çıksın da nasıl zayıflatırız nasıl diz çöktürürüz. Siber alemde çok büyük organizasyonlara gerek yok. Bir kişi İran’ın nükleer programını dört yıl geciktirebildi, Gürcistan’a diz çöktürdü, Litvanya ortada. Siber alemdeki tehdit için büyük ordular organizasyonlar kurmaya gerek yok, akıl eliyle yapılan bir şey. Aklı iyi yolda da kötü yönde de kullanabilirsiniz” dedi.

OLAYLARIN OLACAĞI SOSYAL MEDYADA YER ALDI

Yıldırım, “Uluslararası odaklarca sanal alemin kullanılması tespit edildi mi?” sorusu üzerine olayların olacağının önceden sosyal medyada yer aldığını, bu yöndeki tespitlerin yapılmaya çalışıldığını söyledi. Yıldırım, şöyle konuştu: “Hazırlık dönemi olduğu gözüküyor. Bu olayların yapılacağına dair bir takım sosyal medyada bilişim suçları dairesinin tespitleri var. Bu olayları ne kadar tetiklemiştir bunun ayrıca analiz edilmesi lazım. Bizim amacımız anayasada teminat altına alınmış, insanların kişisel verilerinin korunması, mahremiyetin özel hayatın korunması ve ülkenin bütün kurumlarının bilgilerinin ehliyetsiz insanların kötü niyetlerinin gerek başka ülkeden gerek yurt içinden bu ülkenin birliğine beraberliğine karşı planlı düşünceleri olan insanların eline geçmesine engel olmak. Yani siber güvenliği ülkede temin etmek, siber tehditlere karşı gerekli tedbirleri almak. Bizim görevimiz bu. Yoksa kim kimle ne konuştu, iş mi yaptı birlikte seyahat mi ettiler, fun kulübü mü kurdular bunlar bizim işimiz değil. Bizim işimiz yasaları göz ardı ederek insanların toplumun huzurunu bozmak için içeride veya dışarıda kişi veya kurum bu mecrayı kullanmaya kalkarsa bunun tedbirinin almak bu ülkenin, bu devletin görevidir. Almazsa o zaman hukuk devletinden söz edilemez, ülkede düzenden dirlikten söz edilemez. Herkes kendi güvenliğini tedbirini alma gibi vahim bir yola girer.”

KARŞI SALDIRILAR İLE ATLATILDI

Yıldırım, siber saldırıların, daha önce tatbikatlarda yapıldığı gibi karşı saldırılarla atlatıldığını ifade etti. Ciddi zarar oluşmasının engellendiğini dile getiren Yıldırım, “Kimse çarpıtmasın Sosyal medya, özgürlükler, internetin faydalı bir şekilde kullanılmasına olabildiğince evet. İnterneti insanları yok etmek, hayatını karartmak, bütün itibarını yerle bir etmek amacıyla kullanılmasına kimse razı olmaz” yorumunu yaptı.

KAOSA HİÇBİR ALAN ALET EDİLEMEZ

“Sosyal medyayı kısıtlayıcı bir çalışma yok. Sokakta nasıl bir insan öldürmenin cezası varsa, sosyal medyada da işlenen suçun cezası vardır.’’ Dünya ülkelerinin bu konuda arayış içinde olduklarını belirten Yıldırım, asla İran ve Kore gibi kapalı toplumlardaki düzenlemelere gidilmeyeceğini ifade etti. Yıldırım, “Kimse Türkiye’nin kapalı toplumları örnek almasını beklemesin.

İSTEDİĞİMİ YAPARIM OLMAZ

Ama demokrasi istediğim herşeyi yaparım anlamına gelmez. Toplumsal isyanlara davet çıkarıyor, hatta fiili durum yapıyorsa bu demokrasi değil, bu kargaşadır, isyan ve demokrasi dışı güç devşirerek yönetimi ele geçirme hadisesidir. Buna da hiçbir alan alet edilemez. Buna da yasalar ihlal edilerek, ya da sanal alem kullanılarak yapılabilir. Toplumun huzuru güveni herkesin yaşam hakkı ülkenin kamu idaresinin teminatı altındadır. Aksi halde hukuk devletinden bahis olmaz” diye konuştu.

YASAKLAMA DEĞİL KORUMA

Yıldırım, yasaklamanın bir sonuç olmayacağını, bütün paydaşlarla birlikte farkındalığı arttırmaya dönük çalışma yapacaklarını, fiziki saldırıların olmasını önleyecek tedbirlerin alınacağını bildirdi. Yıldırım, “Yasaklama değil koruma. Yasaklama değil iletişimin güvenliğinin korunmasıdır” dedi. (Star)

Dünya Haberleri

EVE DÖNDÜK BARIŞ GÖRÜŞMELERİNE KATILMIYORUZ
İSVEÇ TÜRKİYE'YLE KARIŞTI!
TRUMP'A SUİKAST GİRİŞİMİ
TÜRKİYE'DEN KORKAN YUNAN FRANSA'YA SARILDI
Macaristan'da Orban Devri Kapandı: Fidesz'de Yeni Dönem Başlıyor