Meramı pedalladılar

Başkan Serdar Kalaycı ile makamında başladığımız söyleşi bizi Meram’ın içine çekti. Antalya Çevre Yolu üzerindeki ağaçlandırma sahasına, oradan tarihi Meram Köprüsü’ne çevirdik pedalı. Bir yandan Meramlılara el salladık, diğer yandan da Meram’ı konuştuk

Meram Belediye Başkanı Dr. Serdar Kalaycı: Yaptığımız hizmetlerin açılışını yaparak dinleniyorum

Meram Belediye Başkanı Dr. Serdar Kalaycı, her zaman açık sözlülüğüyle dikkat çekmiştir. Yaptığımız söyleşide Meram'ın ekonomisinden nasıl yorgunluk attığına kadar pek çok soruyu açık açık sorduk, açık açık cevap aldık. Başkanı bisiklet üzerinde geçemesem de sorduğum sorularla terleteceğimi düşünüyordum. Lakin o da mümkün olmadı. İşte Meram'ın başkanıyla yaptığımız samimi söyleşiden geriye kalanlar…

-Öncelikle başkanlıkla geçirdiğiniz yıllara bir bakalım. 2009'dan bugüne epey yol aldınız. Meram'da yıl yıl neler değişti?

- İlk yıl bizim, belediyenin mali bir disiplinle gelirlerini artırmamız ve giderlerini kısmamız gerekiyordu. Öncelikle özel kalem bütçesinden başlamak üzere tasarrufa gittik. Özel kalemin bütçesini dörtte bire kadar düşürdük. Dışarıdaki müdürlüklere, arkadaşlarımıza “giderlerinizi kısın” dediğimizde etkileyici olabilmemiz için önce kendimizden başlamamız lazımdı. Mali disiplin diyerek giderleri önemli ölçüde kıstık. Dışarıdan bakıldığında “Meram Belediyesi zengin bir belediye, zengin insanların oturduğu bir muhit, ilçe” gibi görünmesine rağmen maalesef gelirleri çok kısıtlı ve az. Sanayisi yok, ticaret alanı yok, oteli yok, emlak vergisini artırabileceği bir ortam yok, alışveriş merkezleri yok. Yani olumsuz ne kadar durum varsa; işte su havzası, anıt alanı, anıt ağaçların bulunduğu alanlar gibi tarihi ve tabi avantajlarına rağmen ekonomik yönden negatif yönleri var bunların. Dolayısıyla bazı yerlerde çalışma yaparken de zorlandığımız bir bölge. Bu tablo karşısında ilk yıl mali disiplin içinde bütçeyi biraz sıkmamız gerekiyordu.

2009 MALİ DİSİPLİNLE GEÇTİ

Tabi giderleri kısarken gelirleri de artırmamız gerekiyor. Belediyenin kira gelirlerinin artırılması noktasında, aslında normale çekilmesi noktasında vatandaşları da zorlamadan çalışmalar yaptık. Bu noktada bir de örnek vereyim: Bir yerin 200 liralık kira gelirini şimdi 13 bin 500 liraya çıkardık. Emlak vergilerindeki kayıp kaçakların önlenmesi açısından da bir çalışma yapılması gerekiyordu. Bunların hepsine girince ilk yıl tamamen (2009 yılı) mali disiplin, gelirleri artırmak, giderleri kısmak, borçların ödenmesi ve yapılandırılacakların yapılandırılması, bunun yanında da personelle ilgili yönetim, yönetişim dediğimiz projeleri uygulayarak geçti.

MÜDÜR ATAMASI YAPACAKSINIZ; ALTERNATİF YOK

Dert bir değil. Müdür ataması yapacaksınız ama alternatif yok. Çünkü memur alınması noktasında sıkıntılar yaşanmış hep, alınmamış. Personel giderleri de çok fazlaydı, bütçemizin yüzde 41'i personele gidiyordu, oysa kanunen bütçenin yüzde 30'unu geçemezdi. Bunlara müteahhit personeli dâhil değil. Hamdolsun ilk yıl içinde biz herhangi bir arsa satışı gerçekleştirmeden borçların büyük bir kısmını ödedik ve yapılandırdık. 2009'un sonuna geldiğimizde yaklaşık 11-12 trilyon liralık borcu temizledik. Bunları yaparken tabi temizlik araçları almamızın bir mantığı vardı, giderleri kısmak anlamında. Yoksa belediyenin giderlerini artıracak çalışmalar değildi bu. 36 ay vadeli yaklaşık 3 trilyona aldığımız temizlik araçları 1,5 yılda kendini amorti etti.

2010 PROJE YILI OLDU

2010'dan itibaren ise ayağa kalktık. 2010'da ürettiğimiz projelerle bugün her hafta açılış ve temel atma noktasına belediyemizi getirmiş olduk. İlk yapmamız gereken işlerden biri de 22 yıldır kendine ait binası olmayan belediyemizi kendine ait bir binaya geçirmek oldu. Bunu da makam-mevki merakından değil, vatandaşımızın nerde ne iş yapıldığını bilmesi, hangi hizmeti nerden alacağını tanımlamamız açısından istiyorduk. Belediye binası sorununun çözülmesi için kolları sıvadık.

-Bütün bunlar zannederim bir ekonomik program dâhilinde seyretti.

-Tabi. Bunları yaparken de belediyeyi zarara uğratmayacak, en kârlı bir şekilde nasıl satış yapabiliriz, bu pozisyonu yakalayacak şekilde bir çalışma yapıldı. Bunları yaparken vatandaşa da eziyet etmeden hareket etmeye dikkat ettik. Örneğin Antalya çevre yolundaki esnafla görüşmeler yaptık ve Alakova'dan yer vererek onları mağdur etmedik. İstekleri üzerine 36 ay vade yaptık. Şimdi kendilerine ait imarlı, ruhsatlı yerleri var. Çalışmaları yaparken hep bunlara dikkat ettik. Geride bıraktığımız 3 yıllık programımızın neticesinde bugün -havalar da elverişli olduğu takdirde- her hafta bir temel atma ve açılış yapar duruma geldik. 

KENDİ BAŞIMIZA YAPIYOR DEĞİLİZ

-Tabi bunları yaparken biz her şeyi kendi başımıza yaptık, demiyoruz. Mesela İl Özel İdaresi ve İl Genel Meclisi eliyle, hayırseverlerimizi de işin içine katarak 3 tane 16 derslikli ilköğretim okulu yaptık. Yine aynı yöntemle 5 tane sağlık ocağı yaptırdık. İlçemizin Kaşınhanı, Karadiğin ve Çarıklar gibi ücra köşelerinde gençlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için spor tesisleri yaptık. Bazılarını açamadığımız oldu. Mesela 1 yıl önce tamamlanan hobi bahçeleri, belediyemizin yeni hizmet binası, Alparslan Mahallesi'ndeki düğün salonu, Osmangazi Mahallesi Spor Salonu'nun henüz açılışı gerçekleşmedi.

-Hizmet üretmekten açılış yapmaya fırsat bulamadık, diyorsunuz?

-Hem öyle ama bazen ülkemizde de farklı olaylar yaşanabiliyor. Şehit cenazeleri geldiği zaman veya doğal afetlerle karşılaştığımız zaman programlarımızı iptal ettik. Biz açılışımızı temel atmamızı bir yıl sonra yaparız ama Allah böyle acılardan devletimizi, milletimizi korusun.

REFİK TUZCUOĞLU BEYİ DAVET ETTİK

-Amin… Tabi takdir edersiniz ki bu süreçte, sizden önceki belediye başkanlarının da attığı olumlu adımların yansımaları var. Biraz önce bir planlamadan söz açıp çeşitli satışlardan da bahsettiniz, bunların belediyeye kazandırılmış olması da önemli. Sizin belediye binası yaptığınız yerin Meram'a kazandırılmış olması size sonraki adımı sağladı.  Önceki belediye başkanlarının da Meram'a mutlaka hizmetleri oldu.  Bu konuda zaman zaman yanlış anlaşıldığınızı düşünüyorum…

-Şunu söyleyeyim, işin doğrusu anlattığımız zaman da yanlış algıladılar “ya biz böyle beklemiyorduk”  diyenler oldu. Mesela kentsel dönüşüm noktasında… Bizden önceki belediye başkanlarımızın çalışmaları var. Bir önceki dönemde mesela; Mesnevi Konutları'nın bulunduğu alan, Çaybaşı-Hacıfettah Mezarlığı'nın bulunduğu alanda kentsel dönüşüm çalışması yapılmış. Zorlu bir süreçtir bu. Yani vatandaşlarla birebir görüşmek, onlarla anlaşmak, onlara derdinizi anlatmak, bir yeri ayağa kaldırmaya çalışmak zordur. Ama bu konuda bir çalışma yapılmış, bir önceki dönemde temeli atılmış, 448 konutluk 1. etap Mesnevi Konutları. Anahtar teslimi de bizim dönemimize nasip oldu. Biz törene  (2010 yılı Temmuz ayı) Refik Tuzcuoğlu Bey'i de davet ettik, ancak Kayseri'deki çalışmalarından dolayı gelemeyeceğini bildirdi. Meram'a kimin ne hizmet yaptığını en iyi Meramlı biliyor. Biz de kendi çalışmalarımızı bir şekilde anlatmak durumundayız. Sadece hizmetlerimizi anlatıyoruz, yoksa bir takdirsizlik bize de yakışmaz.

SÖZ VERİP YAPAMADIKLARINIZ OLUYOR

- Başkanlık öncesi Meram'a bakışınızla başkanlık sonrası bakışınız arasında bir değişiklik oldu mu? Çünkü öyle oluyor, pek çok plan ve program “yapacağım edeceğim”le hazırlanılıyor ama işbaşına gelindiğinde değişiyor…

-Şimdi 5 yıllığına geliyorsunuz. Bu 5 yıl içinde söz verip de yapamadıklarınız muhakkak ki olur. Fakat seçimler öncesinde vatandaşlar bizden çok farklı talepler içerisinde oldukları zaman biz kendilerine yapılabilecek olanların sözünü verdik. Geçenlerde seçimler öncesi bastırdığım kitaba baktım. “Biz ne söz vermişiz, 3 yıl içinde neleri yapmışız” diye.  Mesela bir aquapark sözü vermişim ama henüz yapamadık. Meram'ın imarı olmayan yerlerinde kesinlikle 18 uygulaması yapılmamış yer olmayacak, bunu 5 yıl içinde azami ölçüde yapacağız demişim, büyük bir çoğunlukla yapmışız. 2. üniversite diye söz vermişiz, bunun için çabalayacağız, demişiz. Kurulduğu zaman bunu Meram'a kazandıracağız demişiz. Konya Üniversitesi'ni Meram'a kazandırmışız. Bunları gerçekleştirmişiz. Ama zorlandığımız şeyler de oldu, çünkü her şey elinizde olmuyor. Sadece kendi elinizde değil bazı şeyler. Mesela imarla ilgili çalışmaları Büyükşehir Belediyesi'ne onaylatmanız gerekiyor. İhaleye çıktığınız bir çalışmayla ilgili kamu ihale kurumuna bir şikâyet olursa veya elinizde olmayan eksikliklerden dolayı bir yıl atıyor. Bunlar tabi belediye başkanının elini zayıflatıyor.

MERAM'IN DURUMUNU BİLİYORDUM

Göreve gelmeden önce 2009'un başında aday olup çalışmalara başladığımda tabloları, borçları yani belediyenin durumunu biliyordum. Hiç unutmuyorum; seçimden önce Osmangazi Mahallesi'ne gittiğimde vatandaşlar “Buraya bir pazar alanı yapıldı ama asfaltı yapılmadı” gibi serzenişte bulunmuşlardı. Ben de 2000 metrekarelik asfaltın nasıl olup da yapılamadığını, koskoca belediyenin neden buranın asfaltını yapamadığını sormuştum kendi kendime. Ancak geldiğiniz zaman görüyorsunuz, asfalt plenti yok, biliyorum ama büyükşehirden alınması gerekiyor. Mesela gidiyorsunuz, sıra bekliyorsunuz. Çünkü o da kendine asfalt üretiyor, yeri geliyor diğer ilçelere veriyor. Yani her şey düşündüğünüz hızda gitmiyor. 

-Epey yol açtınız ama…

Biz bugüne kadar 300 km yol açtık ama 50 km'si sulama kanalı, tabi Meramın böyle bir de kadersizliği var. 300 km yol açarken 50 km sulama kanalını da kapalı sisteme aldık. Hem kayıp kaçakları önlemek için hem yolları genişletmek için, hem de vatandaşın o eziyetini sıkıntısını en aza indirmek için. Bunun 8 metresi tescilliymiş. Anıt eser değil ki, tarihi bir vasfı yok ama nasıl tescil edildiğini bilmiyoruz. 1 yıl dava sürdü sonra da düştü. Mesela Karahüyük Tepesi'nin olduğu alanda çalışma yapacaksınız, “Burası 3. derece sit alanı, çivi çaktırmayız” denildi. Ama boş duruyor! 600 bin metrekare. Şimdi yazık oluyor buraya. Dutlukır'a büyük bir park projesi hazırlamıştık, 850 bin metrekarelik ama orası da mahkemelik oldu. Normalde biz protokol imzalamıştık, sıkıntı yoktu ama iki kurum arasında anlaşamazlık çıktı. Orda çocuklar ve gençler için çok güzel bir proje ortaya koyacaktık. Alternatiflere baktık ve Karahüyük'te bir yer belirledik. Burada kamulaştırma yaparak vatandaşlarla anlaşma yapacağız. Anıtlar Kurulu ile ve diğer kurumlarla görüşüyoruz, “burası sit alanı” diye olmaz deniliyor. Hâlbuki orası tarla olarak kullanılıyor. Ve üzerinde kaçak yapı var. “Bunu yıkalım” dediğiniz zaman da “bizi ilgilendirmez” cevabı alıyoruz. Bir başka örnek, Tıp Fakültesi'nin yanına yaptırdığımız Hasta Konukevi projesi; burada da vakıflarla sorun çıkıyor, niye? Burası Vakıfların. Ticari düşünmüyoruz. 2 bin 200 metrekare. Vakfa dair bir şey olduğu için orayı ayağa kaldıralım dedik, boş durmasın diye. 2.5 milyon liralık yatırım yaptık; 42 oda 84 yatak. Vatandaş, hasta

ve hasta yakını orada ücretsiz kalacak. 

KIZDIĞIMIZ, SİTRESE GİRDİĞİMİZ OLUYOR

-Tam bir vakıf hizmeti…                 

KISACA

-Hangi kitaplar elinizin altında?

-Bir Liderin Doğuşu "Recep Tayyip Erdoğan", Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu ve Protokol Kuralları ile Adab-ı Muaşeret Yasemin Tecimer.

-Bugünlerde hangi kitabı okuyorsunuz?

-Adab-ı Muaşeret.

-Başkanlık döneminizde sizi en çok üzen olay nedir?

-Seçimlerden 1 ay sonra annemin Umre için gittiği Mekke'de vefat etmesi.

- En çok sevindiren gelişme nedir?

-Belediyeyi 22 yıl sonra kendi ilçesine ve hizmet binasına kavuşturmak, kentsel dönüşümü başlatmak, asfalt plentini yapmak, tarihi yapılarımızı restore etmek, halkıma verdiğim sözleri yerine getirmek.

-Ailenize vakit ayırabiliyor musunuz?

-Doğrusunu söylemek gerekirse, Aileme yeterince zaman ayıramıyorum. Çocuklarımla da hakkıyla ilgilenemiyorum. Gecemiz gündüzümüz, Sorumlu olduğumuz 320 bin Meramlı hemşerilerimize hizmet etmek, onlara verdiğimiz sözleri yerine getirmek için geçiyor.

-Nasıl dinleniyorsunuz?

-Halkımıza götürdüğümüz hizmetlerin açılışını yapmak, onların yanında yer almak, gençlerle beraber olmak, tüm yorgunluğumuzu alıyor.

-Diğer belediye başkanlarıyla ve il teşkilatı ile iletişiminiz nasıl? Her şey ahenkli mi?

-Hemşerilerimize hizmet etmek için büyük bir gayret içerisindeyiz ve çaba sarf ediyoruz. Diğer belediye başkanlarımız da ayni şekilde çalışıyorlar, ahenkli bir şekilde çalışmalarımız devam ediyor.

              

Tabi vakıf hizmeti. Biz bunu yapacağız, yaptığımız yapıyı da 18-20 yıl sonra vakıflara devredeceğiz. Vakıf da devletin kurumu sonuçta. Ayda şu kadar kira vermeniz, şunları şunları yapmanız gerekiyor, denildi. Ağır şartlar. Peki, mübarek biz de hayır işi yapıyoruz, sonuçta sizin yapacağınız işi yapıyoruz. Bize işi kolaylaştıracaksınız. Yıllık 550 liraya boş arsayı kiraya vermişsin. Bizden ise ayda 2 bin 500 lira kira istiyorsun. Üzerine 2,5 milyon liralık yatırım yaptığımız halde. Bu tür sıkıntılarla karşılaştığımız zaman da kızdığımız, strese girdiğimiz oluyor, ama hepsi vatandaş için.

-Burada Şeyh Edabalı'nın Osman Gazi'ye vasiyetini hatırlamak lazım sanırım. Hani diyor ya: Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana…

-Evet onu hatırlamamız lazım… Seçimi kazandığımız zaman bir arkadaşım “Şeyh Edabalı'nın Osman Gazi'ye nasihatini yanı başına koy, sıkıntı olduğu zaman, zor duruma ve çıkmaza girdiğin zaman oku” dedi. Benim de aklıma geliyor.

-Yeni binayla ilgili, hastaneydi, şuydu buydu gibi polemikler çok fazla konuşuldu, onlara girmeyeceğim ama yeni bina Meram'ın havasını değiştirdi mi? Hizmetlerinizde bir lokomotif görevi görüyor mu?

- Tabi… Binaya dışarıdan vatandaşlar girdiği zaman apartmanların arasında da bina olur mu gibi düşünüyorlar. Çünkü cephesi 20 metre. Ama binaya girdiği zaman içerde hava değişiyor. Sadece başkanlık makam odası olarak söylemiyorum, diğer arkadaşların da çalışma mekânlarını biz ince ince detaylı bir şekilde düşündük. Mesela plan proje ekibini ön tarafa yerleştirmeye çalıştık. Niye? Çünkü aydınlık olsun, arkadaşların zihni açık olsun, sürekli proje üretsinler diye. Vatandaşla birebir irtibatlı olmayan bölümleri de, örneğin İşletme İştirakler, Hukuk, Yazı İşleri müdürlükleri arka tarafta, yani B Blok'ta yer alıyor. Ama vatandaşla birebir ilgilenen birimler Sosyal İşler, Zabıta, seçim beyannamesinde söz verdiğimiz Hemşehrim Masası da zemin katta yer alıyor. Bunların hepsinin dizaynını yaparken daha iyi nasıl hizmet yapabiliriz diye 5-6 ay en detaylı şekilde uğraştık. İnşaat halineyken de yakından takip ettik.

GEREKİRSE ÇADIRA ÇIKACAKTIM

Havayı şöyle değiştirdi. Daha önce Büyükşehir Belediyesi içerisinde yer alıyorduk. 3 merkez ilçenin üçü de oradaydı. Önce Selçuklu Belediyesi kendine ait binaya taşındı Sonra da Karatay Belediyesi. Meram Belediyesi ise az önce bahsettiğimiz o imkânsızlıklardan dolayı bir çıkış yapamamıştı. 1989'da kurulan bu belediye o tarihten beri, tam 22 yıl Büyükşehir Belediyesi'nin içindeydi ve adresi de “Meram Belediye Başkanlığı, Büyükşehir Belediye Sarayı, Selçuklu Konya” şeklindeydi. Başkanlık makamı iyi, hoş, güzel; karşılamalarda biraz sıkıntı olsa da en azından kendini kurtarmış. Ama diğer arkadaşların çalışma şartlarına baktığınızda durum öyle değil. Mesela halkla ilişkiler birimi ince uzun bir yerde. Herhalde 3 metreye 5 metre 15 metrekare alanda 3-4 tane arkadaş çalışıyor. Bilgi işlem müdürlüğünün olduğu alan merdiven altı, bozma tahtayla kapatılmış bir alan. Yer yok çünkü. Hukuk Müdürlüğü nerde? KOSKİ'nin 7. katında. Yani bir belediye algısı oluşturmanız mümkün değil. Şöyle de bir sıkıntı vardı bir de, mesela belediye başkanı olarak Büyükşehir Belediyesi'nin içine giriyorsun, başkan olarak senle ilgili bir sorun yok ama koridorda yürüyorsun, selam veren kişiler oluyor “ya bu bizim personel mi, KOSKİ personeli mi, Büyükşehir çalışanı mı, yoksa vatandaş mı” bilmiyoruz. İşte o algıyı da değiştirmek, belediyeyi kurumsal kimliğine kavuşturmak, tabiri caizse bağımsızlığını ilan etmek için belediyenin kendine ait müstakil bir yeri olmalıydı. Ben Tahir başkanımıza da bu şekilde ifade ettim “belediye gerekirse çadıra çıkmalı, eğer imkanı yoksa et balık kurumu arazisine çadır kurmalı ya da konteynır getirip orada hizmet verilmeli, şimdiye kadar büyükşehir belediye başkanları iyi sabretmiş” diye.

-Artık koridorda gördüğünüz kişinin de kendi personeliniz olduğunu biliyorsunuz…

-Tabi tabi artık biliyoruz. Bir de şu var; kurumsal kimliğe kavuşmamız için buraya geldiğimizde şunu da yaptık, müdürler dâhil, başkan yardımcıları ve ben yaka kartlarımız var. Hem personelin kimliği, nerede vazife yaptığı bilinsin hem de vatandaş kiminle muhatap olduğunu görsün ve herhangi bir olumsuz durumda, davranışta yine vatandaş isim konusunda bilgi sahibi olsun diye.

- Tabi bir de Et Balık Kurumu arazisi üzerine yapılacak olan esas bina var. Bunun projesi hazır diyordunuz. O hazır proje üzerine mi devam edilecek, bunla ilgili gelişmeler, bir temel atma tarihi var mı zihninizde?

-Evet, geçen yıl 8 Haziran'dı buranın belediye binası yapılması karşılığında satışı. Onun süreçleri var, belediyenin projesi o gün vardı. O projeyle çıkıldı zaten. Yaklaşık 20 bin metrekarelik bir alanda açık ve kapalı otoparkı olan. Belediye binasının önündeki hatta 57 bina var müstakil, onları da arka tarafta, Yenice Hacı İsa Efendi Mahallesi kentsel dönüşüm çalışmasına dâhil ettik, vatandaşlarımızla anlaştık. O binalar da yılsonunda bittiği zaman eski binaları da yıkıp orayı park haline getireceğiz, belediye binasının önü de açılmış olacak. Orası Meram'ın bir alt merkezi olacak inşallah. Yeni belediye binası, alışveriş merkezi, kentsel dönüşüm ve yeni konutlar, ön tarafta ana arter, Antalya Yolu'nda Demirkıran Petrole kadar çıkacak 40 metrelik bir yol, orası da ana bir arter olacak. Seçim vaatlerinde verdiğimiz sözlerden bir tanesi de o. Bulvar niteliğinde, kimliği belli olan yerler yapmak, ana arterler oluşturmak. Orası inşallah Meram'a bir alt merkez olacak. 22 yılda bir belediye binası olmayan belediyenin 2 yılda 2 binası olmuş olacak.  Ama bunu tabi şu şekilde eleştirenler de oldu “madem iki yıl sonra taşınacağınız yer var, neden bu masrafı ettiniz?” diye.

MAKAMLAR GEÇİCİ

-2014-2015 gibi diğer bina bitecek mi?

2014'te bitecek inşallah, 600 gün süresi var. Şimdi biz oluruz başkası olur ama rahat çalışılabilecek bir ortam oluşturmamız gerekiyor. Makamlar geçici. Projeleriyle, yapılanlarla, hizmetlerle… Mesela 2 yıl içerisinde baktığınız zaman 6 bin konutluk bir kentsel dönüşüm çalışması başlatıldığını görüyorsunuz. 3 tane belediye öncülüğünde kooperatif başlatmışız, dördüncüsü yolda. Ha bu belediye öncülüğünde yapılan kooperatifler yanlış anlatılmamalı, limitle yapılmalı, dışarıdaki müteşebbislerin işini zorlaştıracak hale getirilmemeli. Şöyle örnek vereyim;  Küçük Kovanağzı'nda Serrapark Konutları yaptık, daha sonra Güvenpark Konutları. Serrapark Konutları 376 konut. Bu konutlarda vatandaşla anlaşmamız yüzde 23-25. O zaman tabi kimse yüzüne bakmıyor orda. O anlaşmadan sonra şimdi bakıyorsunuz vatandaş yüzde 35 ile müteahhitlerle anlaşıyor. Benim istediğim de o işte. Vatandaşın lehine olsun, bir şeyleri tetikleyelim. Hamdolsun bunu da bu şekilde başardık.

MERAM'ÎN YIKILIP YAPILMAYAİHTİYACI VAR

Mesela Mesnevi Konutları'nın devamı niteliğinde 2. etabı yaptık şimdi. Hacıfettah Mezarlığı'nın etrafına 900 konut daha ilave ediyoruz. İlk etabını yaptık Mesnevi Konutları'nın devamı niteliğinde. Yunus Emre İlköğretim Okulu'na kadar yıktık. Orada 248 konut yapıyoruz. Arkasından da bir 700 konut daha gelecek. Toplam 900 konut daha olacak. Bir de havuz ihalesine çıktık. Yaklaşık 3,2 trilyonluk. Orayı şekillendirecek, şenlendirecek, başta da söylediğimiz gibi Meram'ın, Karatay'ın kentsel dönüşüme ihtiyacı var. Bunun için deprem bölgesi olmasına gerek yok. Eski, köhneleşmiş, yıkıntı, vatandaşın oturmakta zorlandığı, hayatın zor olduğu, fiyatların düştüğü bir ortamdan ziyade, modern, her türlü ihtiyacını görebileceği, yeşil alanı, park alanı olabilecek yerler olmalı. Mesela imar çalışmalarında şu tür sıkıntılar hep olur, Havzan Mahallesi'nden çok şikâyet gelir bize. “Başkanım burada hanımlara, çocuklara spor alanı yapsan, yeşil alan yapsan, park alanı yapsan”... Ama 1 metrekare yer yok. Niye? Havzan en zengin muhit şu anda, en fazla prim yapan muhit. 500-600 milyara daire satılan yer, fakat “yeşil alan yapalım” dediğin zaman 1 metrekare boş yer yok.  Daha önce dob payından yer ayrılmamış. Şimdi şu eleştiriyi yapıyorlar; “Selçuklu Paris oldu” ama Selçuklu boş bir alandı, imarı yapıldı, o imara göre gidiyor. Yapılması gereken o zaten. 50 yıl öncesi Selçuklu diye bir şey var mıydı?

- Sizin bir sloganınız var ama “Çalışınca oluyor” diye. Bazen olmuyor mu?

- Evet çalışınca oluyor, yapıyoruz ama yıkıp yapıyoruz biz. Boş bir arsada değil. Kolay olmuyor.

Yoksa 2 yılda 6 bin konut az değil. Bunun sözünü etmedik, 6 bin konutun yapımını başlattık. Şimdi TOKİ ile yaptığımız 2 bin 624 konutun ilk etabı bitecek. Baktığınız zaman sıradan, sosyal konutlar değil lüks konutlar statüsünde. Bu tür çalışmalarla bizim orayı tetiklememiz lazım. Meram'da Tırılırmak, Uzunharmanlar, Kalfalar, Kurtuluş, Yenice Hacı İsa Efendi'deki kentsel dönüşüm alanlarına, arka sokaklara gündüz vakti gidin çıkışı bulamazsınız. Ama şimdi bulursunuz, nasıl? TOKİ'nin binalarını gördüğünüz zaman nirengi noktanız odur. Bazen bakıyorsun çıkmaz sokak. İmara bakıyorsun çıkmaz sokak yok. İmar yönetmeliğinde çıkmaz sokak yapamazsınız. Ama Meram'ın işte bu tür yapılanmaları, eski yerleşimleri, tren yolunun paraleli, sağ ve sol tarafı, Aydoğdu, Zafer, Gazanfer mahalleleri en güzel yerler, en müstesna yerler ama en bakımsız yerler. Şimdi buralarla ilgili imar çalışması yapıyoruz.

-Meram denilince akla pek oralar gelmiyor.

-Evet, Meram denince akla modern taraflar geliyor. Ama Armağan Mahallesi'nin bordürü-parkesi daha geçen yıl yapıldı.(Alt geçit çıkışı sağ taraf.) 32 cadde ve sokağın asfaltı, bordürü bu dönemde yapıldı. Aşkan tarafı ve Kürden tarafı da bu dönemde yapıldı. Ben bunu sık sık dile getiriyorum; Meram,  Yeni Yol'dan, Havzan'dan ibaret değil, Armağan'dan, Kürden'den, Necip Fazıl'dan ibaret değil.  Meram'ın Uzunharmanları da var, Karadiğini de var, Kaşınhanı da var, Kalfaları da var, Çarıkları da var…

HANIMLAR LOKALİNE GELEN OLMAZ DEDİLER

-İşiniz çok yani.

-Bu bölgelerde imarla ilgili sıkıntıların hepsinin giderilmesi için uğraşıyoruz. 20 yılda yapılmayan 18 uygulaması ve imar uygulaması geçen 2 yılda yapıldı. Vatandaşların tabi talepleri var, istekleri var. Mesela Kalfalar Mahallesi'ndeki bir sosyal tesisimiz var, Ertuğrulgazi Sosyal Tesisi. Orada belediyenin bir dükkânı varmış, etli ekmekçi. Ayda 100-150 lira kira alınıyor. Arkadaşlara dedim, “Bakın burası 150 metrekare, burayı çevirin hanımlar lokali olsun” diye. “Bu mahallede gelen olmaz” dediler. “Yapın bakalım kim gelecek” dedim.  O dükkânı ve tesisi baştan sona yenileyerek hizmete açtık. Komple elden geçirdik. İlk gün 175 bayan müracaat etti. Şimdi “kapasitesini artırın” diye talep var. İstekler, arzular talepler de değişiyor. Kaşınhanı'na gidiyorsunuz, spor tesisi yapıyorsunuz, Karadiğin'e gidiyorsunuz, spor tesisi yapıyorsunuz. Mecbur yapacaksınız, oradaki gençlerin enerjilerini harcayabilecekleri ortamlar oluşturacaksınız.

70 GÜN İÇİNDE ASFALT PLENTİ TAMAM

- Şimdi binadan bahsettik ama Et Balık Kurumu arazisinin satışı meselesi var. Orada her hangi bir pürüz, şüphe uyandıracak bir durum var mı?

-Hayır yok. Şöyle; Et Balık Kurumu arazisinin devri belediye hizmetlerinde vatandaşa hizmet olarak dönmesi için yapılmış.  Bu arazinin belediyeye maliyeti yaklaşık 30 trilyonu bulmuş. Oradaki personelin alınması, onların maaşlarının ve emeklilik tazminatının ödenmesi gibi şartlarda verilmiş. Vatandaşa hizmet olarak dönmesi için verilmiş. Şimdi siz oraya belediye binası yapıyorsunuz, vatandaşa gidecek o hizmet, oranın satışından aldığınız o para vatandaşa hizmet olarak gidecek, kimsenin cebine girmiyor. Belediyenin kasasına giren para bu… Bu parayı da ne yapacağız peki? Aquapark düşüneceksiniz,  sosyal tesis düşüneceksiniz… Şu anda gençlik merkezi düşünüyoruz, 2 tane havuz ,1 tanesinin ihalesi bitti diğerinin de bu ay içinde ihalesine çıkıyoruz. Bunların hepsi vatandaşa gidiyor. Ama aynı bölgede yapmıyorsunuz. Birini Çaybaşı'nda yapıyorsunuz, birini Gülbahçe'de yapacaksınız, birini Çandır'da birini Selver'de. Şimdi Asfalt Plent ihalesini de yaptık.70 gün içinde inşallah asfalt üretmeye başlayacağız. Bunları neyle yapacağız peki? İşte bu rakamlarla yapıyoruz.

- Tabi gelir elde etmekle ilgili değil de satış esnasında kural dışı herhangi bir şey oldu mu? Çünkü biliyorsunuz birtakım söylentiler çıkmıştı. 

- Hayır, olmadı olamaz da. O arsanın verilme gerekçesi belli ve yapılan ihalenin de şartları belli. 10 trilyonun üzerindeki ihaleler hem yaygın medyada, hem Resmi Gazete'de yayımlanmak zorunda. Bunların hepsi yapıldı. Herkes inceleyebilir bunu. İstanbul'dan ihaleye giren firmalar da oldu. İhale herhangi bir yanlışı kesinlikle olmaksızın açık, şeffaf, encümen salonunda, katılımcıların hepsinin katıldığı bir ortamda oldu. En sonunda da 60 trilyonla başlayan rakam 86 trilyona belediye binasının da yapılması karşılığında ihale edildi ve peşin alındı.

-O konuda hukuksal bir sorun var mı peki?

-Hayır, kesinlikle yok.

-Bir de Gedavet Konutları meselesi var. Buranın akıbeti ne olacak? Burası için bir şey yapmak mümkün değil mi? Pek çok konuda ince hesaplarla ciddi çözümler üreten bir başkansınız. Bu konuda sizi tutan şeyler mi var?

-Burada da çok yanlış algılattırma ve yanlış yönlendirme yaptılar vatandaşlar nezdinde. Şöyle; burası önceki başkan bey zamanında, 2006 yılında ihale edilmiş. Yaklaşık 47 bin metrekarelik hazineden alınan bir arsa, belediyenin mülkü. Ve burası ihaleyle (26 aylık süre içerisinde) kat karşılığı verilmiş. 2008 yılı temmuz ayında da buradaki yapılan toplam 512 dairenin (yüzde 25'i kat karşılığı verileceği için) 128'ini belediyeye verecek. Başka bir şekilde belediyeyle bu firmanın irtibatı yok. Belediyenin muhatabı firma, firmanın da vereceği daire sayısı 128. İhale ve temel atma sürecinden sonra 2008 yılında bitmesi gereken yerler bitmemiş. Önceki başkan bey süre vermiş, biz geldikten sonra da buradaki sıkıntının bitmesi için 1,5 yıl da biz süre verdik; 2011 yılının haziran ayına kadar… Firmayla görüştük, birçok söylenti olduğunu ve vatandaşın mağdur olduğunu belirttik. İnşaatların hepsini teslim etmesi gerektiğini söyledik.

ALACAKLILARIN HEPSİ DAVA AÇTI

Firma maddi sıkıntı içine girdiği için Tapu'ya haciz evrakları geliyor, belediyeye haciz evrakları geliyor, “bunlara ödeme yapmayın, tapusunu vermeyin” gibi bir sürü olumsuz şeyler geliyor. Bütün bunları hep sona erdirmeye çalıştık. 2011'in haziran ayına kadar zorlandı. İlk geldiğimiz zaman şunu yapmıştım; encümende karar aldık, 24 tane tapu verilmesi gerekiyor yaptığı hizmetin karşılığı, sözleşme gereği. 24 tane tapuyu firmaya devrettik. Devrederken alacaklıların hepsi orada bu 24 tane tapuyu aldı, firmanın eline geçmeden. Firmanın talebi de şu oldu; “başkanım bu şekilde yaparsanız bana gelmiyor bu daireler, ben de satış yapamıyorum, satış yapamayınca da işler yürümüyor.” Sözleşmeye baktık, “3. şahıslara verelim” dedik. Daireleri kime sattı? Ahmet'e, Mehmet'e, Ayşe'ye, Fatma'ya… Bunlara verelim. Dedim ki “hangi isme sattıysan, kimin parasını aldıysan onun ismini getir ona verelim.”  Firma o listeyi getirdi, biz kesinlikle o isimlere de müdahale etmedik, bilmiyoruz çünkü kime sattığını. İsimleri getirdi ve bir sonraki encümende 36 tane isim geldi. “Başkanım bunlara verin hak ediş olarak” denildi, biz de “tamam” dedik. Firmanın o talebi doğrultusunda yaptığı işin bedeli olan kısım 36 dairenin tapusunu sattım dediği o vatandaşlara verdik. Bunu yapınca tabi tapuda alacaklıların hepsi bekliyor, tapuda alacaklılar beklerken firma adına çıkmayıp vatandaş adına çıktı, ama burada tabi kanunlar yönetmelikler çerçevesinde yaptık,  sözleşmesinde var 3. şahıslara devredebilirsiniz diye. Devrini yaptık, orada alacaklıların hepsi dava açtı bana, belediye başkanı olarak evime 36 tane haciz geldi, encümen kararının altında imzam olduğu için. Encümende karar alıyoruz, yani ne vatandaş mağdur olsun, ne firma mağdur olsun, ne belediye mağdur olsun diyoruz, sonuçta ben mağdur oluyorum belediye başkanı olarak. Beni kendinizin yerine bir koyun. Şimdi burada mağdur olduğunu iddia eden mağdurdur kendi çapında ama suçlama sözüyle söylemiyorum, geldiler görüşme yaptık kendilerine de söyledim… Bakın burada durum şöyle şöyle diye. Hukuk müşaviri arkadaşımızı Ankara'ya gönderdim, Sayıştay'la görüştü, hukukçularla görüştü, “Başkanım İzmir'de bir tecrübeli avukat arkadaş var bir de onunla görüşelim bu işte uzman” dedi, “tamam git onunla da görüş” dedim. Süleyman Bey (Hukuk Müdürü) sağa gitti, sola gitti ancak çözüm yok. Ankara'daki hukukçuların, Sayıştay'ın da söylediği “kusura bakmayın, bunu hukuk çözsün, çözülmez bu” dediler. Girift bir hale gelmiş. Yani firmanın kime sattığını bilmiyoruz, nasıl sattığını bilmiyoruz, belediyenin alacağı 128 daire yarım kaldı, vatandaşlar bizi sıkboğaz ediyor “niye müdahale etmiyorsunuz” diyor. O kadar iyi niyete ve çalışmaya rağmen çözülemedi. Vatandaşlar belediyeye gelerek bana dediler ki “başkanım feshedin”. Ben de “iş ona doğru gidiyor” dedim. “Biz de bunu istiyoruz” karşılığını verdiler. Encümende karar aldırıp feshettik. Fesih kararı sonrasında geldiler “başkanım belediyenin alacağı 128 dairesi varmış, bunu bize devret” dediler. “Belediyenin hakkını devredemem, burada hukuk var nasıl devredebilirim” dedim. “O zaman biz seni basın eliyle medya kanalıyla sıkıştırırız, mahkemeye gideriz, Başbakana şikâyet ederiz, Bimer'e yazarız” dediler. Ben de “hakkınızı arayın, yazın, para verdiniz siz de mağdursunuz, oradaki insanlar da hukuku bilmeyen insanlar değil, ama bize dava açtılar. Biz de firmaya dava açtık derken iş iyice girift hale geldi. Yargıtay'a intikal etti. Hukuk çözecek bundan sonrasını.

-Bir de üniversite alanı var.

Evet, üniversitenin alanı; mesela şu anda Konya Üniversitesinin alanı (Necmeddin Erbakan Üniversitesi) yaklaşık 1 milyon metrekare... Cemiyeti Hayriye Vakfı'ndan 38 dükkân karşılığı, ayda 50 milyar civarında kirası olan mülklerimizi verdik. Karşılığında aldığımız bu arsayı da üniversitemize bedelsiz tahsis ettik. Bu arsayı biz bedelsiz verdik. Karşılığında hazine arazisi almamız lazımdı ama alamadık. Hiç sorun değil dedik. Üniversite Meram bölgesine gelmiş, bu da bir devlet kurumu, eğitim kurumu olduğu için bedelsiz verdik geçtik. Metrekaresi şimdi 200 lira diyorlar o bölgeye. Toplamda 200 trilyon. Bunun karşılığında arsa alsak, hazine arazisi alsak ve onun imarını değiştirsek vs. yapsak o da vatandaşa hizmet olarak geri dönecek. Ama hiç sorun değil, üniversiteyi biz Meram ilçesine kazandırmışız ben ona bakarım…

Çocuklarımız ülkemizin geleceği. Onların iyi şartlarda eğitim ve öğretim görebilmelerini sağlamak için Özel İdare ve hayırseverlerimizle birlikte 2 yılda 16 derslikli 3 ilköğretim okulu yaptık. 125 okula 125 tenis masası teslim ettik, okullarımızın çevre düzenlemelerini yapıyoruz. 75 bin kitap dağıttık, çocuklarımızın dinlenebilmeleri ve eğlenebilmeleri içinkullanışlı ve fonksiyonel parklar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Daha farklı birprojemiz de var, detaylarını inşallah netleşince açıklayacağız. Bebeği olan aileleri ziyaretediyor, hediyelerimizi gönderiyoruz. Spor salonları yapıyoruz, 2 yılda 5 spor tesisi yaptık. Yüzme havuzu eksikliğini gidermek için 2 farklı mahallemize yarı olimpik yüzme havuzuyapıyoruz. Uyuşturucu ve madde bağımlılığına karşı Emniyet Müdürlüğümüz ve MilliEğitim Müdürlüğümüz ile birlikte ödüllü tiyatro yarışmaları düzenliyoruz.

“En çok heyecan duyduğum konulardan ve çalışmalardan birisi de TOKİ ile yaptığımız Kentsel Dönüşüm. Yenice ve Hacı İsa Efendi mahallelerindeki 350 bin m2'lik alanda yükselen konutlar, Meram'ın alt merkezi olacak bir bölgede ve arsa sahiplerinin bin 220 konutunun 7 ayda 17 bloğunun kabası bitti. Yüzde 75 yeşil alana sahip ve tüm sosyal donatıları, dini ve eğitim alanları planlandı. Belediye binası, büyük bir AVM ve yeni konutlarla bu bölge, Meram in cazibe merkezi olacak. Büyük bir heyecanla bu bölgeyi geziyor, inceliyor ve hak sahiplerinin anahtar teslimlerini sabırsızlıkla bekliyorum.

Beni heyecanlandıran ve yaptığımız önemli işlerden birisi de tarihi yapıların restorasyonu. Bu amaçla ilk ele aldığım yapılardan birisi Hatunsaray yolu üzerindeki ve merkeze 17 km uzaklıktaki Pamukcu Han ve Çeşmesi'nin restorasyonuydu, hamdolsun geçen yıl bitirdik, açılışını henüz yapmadık. Hemen akabinde tren garı karsısındaki uzun sure metruk vaziyette duran Augustos Oteli'ydi. Restorasyonu tamamlanmak üzere. Şu anda Kapu Camii civarında Şükran Mahallesi'ndeki 3 tarihi yapının restorasyonunu yapıyoruz. Bunlardan sadece birinde 156 varisle görüşme yapıldı ve ev kamulaştırıldı. Aynı zamanda Hadim'deki tarihi kütüphanenin restorasyonu da başlıyor. Tarihi yapılarımızı günümüze kazandırıyor ve ayağa kaldırıyoruz.

Yerel Haberleri

SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP