HUDER Konya Şubesi Genel Değerlendirme ve 9. Olağan Genel Kurulu’na katılan AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, Anayasa Paketi’nde üç maddenin öne çıkarak paketin gölgede kaldığını söyledi
Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Konya Şubesi önceki akşam Konya Ticaret Odası’nda Genel Değerlendirme ve 9. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Kurulda mevcut başkan Av. Özgür Solak tekrar başkan seçildi. AK Parti Konya İl Başkanı Ahmet Sorgun, AK Parti Milletvekilleri Ayşe Türkmenoğlu ve Ali Öztürk Genel Kurul’a katılanlar arasındaydı. Programın sonunda ise Anayasa Paketi’ndeki çalışmalarından dolayı Prof. Dr. Burhan Kuzu’ya ‘Yılın Hukukçusu’ ödülü verildi. Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun yerine ödülü ise AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu aldı. Programın açılış konuşmasını yapan Av. Özgür Solak, HUDER olarak sürekli çalıştıklarını ancak son dönem çalışmalarını yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerinde yoğunlaştırdıklarını kaydetti.
Yargının bugün ideolojik bir vesayet altında olduğunu ileri süren HUDER Konya Şube Başkanı Av. Özgür Solak, “HSYK, Danıştay, Kurultay, Anayasa Mahkemesi hatta Yüksek Seçim Kurulu yıllardır uygulanmakta olan kapalı devre üye seçim sistemi nedeniyle ideolojik ve siyasi yapılara dönüşmüş durumdadır. Söz konusu kurumlarca verilen bazı kararlar artık bir yargı reformunun kaçınılmaz olduğunu göstermiş ve bu konuda toplumun hemen her kesimi tarafından bu ihtiyaç dile getirilmeye başlanmıştır. Millette oluşan beklenti üzerine harekete geçen vekillerimiz tarafından şu anda refandum süreci devam etmekte olan anayasa reformu hazırlanmıştır. Anayasa değişiklik paketi ile insan hak ve özgürlüklerini genişleten çok önemli düzenlemelerin yanı sıra vesayetin bekçiliğine soyunmuş ve her fırsatta millet iradesin yok sayan anayasal kurumların yapılarında köklü, demokratik ve çağdaş değişikliklere gidilmiştir” dedi.
SAYI DEĞİL İŞLEV ÖNEMLİDİR
Kurulda konuşan HUDER’in eski başkanlarından ve AK Parti Konya İl Başkanı Av. Ahmet Sorgun, bazı sivil derneklerin üyelerinin sayısal olarak üstün olduğunu ancak etkili olamadığını kaydetti. Önemli olan noktanın işlev olduğuna vurgu yapan Av. Sorgun, bu tür derneklerin sadece sayısal üstünlüğünün bulunduğunu ifade etti. HUDER’in dernekler arasında en etkilisi ve eskisi olduğunu belirten Av. Ahmet Sorgun, “HUDER’in anlamı istikrar, sağduyudur. Bu noktada HUDER anlamına yakışır hareket etmektedir. Bizler avukat olarak ev, büro ve adliye arasında sıkışır kalırsak ne kendimize ne de toplumumuza yararlı olabiliriz. Tabiî ki ailemize karşı sorumluluklarımız var. Ancak topluma karşı da sorumluluklarımız var.
Bizler bu sorumluluklarımız farkında olarak hareket etmeliyiz. Hayatta iki zor meslek vardır. Bunlar doktorluk ve avukatlıktır. İnsanlar hayatlarının en zor anlarında bizlere gelirler ve yardım isterler. Bu yüzden sürekli sorulan olmak yenilenmemeyi doğurabilir. Kendimiz ve cemiyet açısından kendimizi sürekli yenilemeliyiz. Genel Kurul’un herkese hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
ÜLKEMİZ MAALESEF SİSAYASİ PARTİ ÇÖPLÜĞÜ
Genel Kurul’da bir konuşma yapan Birlik Grubu 2010 Baro Başkan Adayı Av. Fevzi Kayacan, ülkemizde siyasi partilere verilen önemin sosyal toplum örgütlerine verilmediğini kaydetti. Siyasi partilere her an kapatma davası açılma ihtimalinin bulunduğunu öne süren Av. Kayacan, şunları kaydetti: Ülkemiz maalesef siyasi parti çöplüğüne döndü. Demokrasi harici siyasi partilere müdahale edildiği takdirde 27 Mayıs, 28 Şubat’lar geri gelir. Tüm bunlara rağmen hukukçulara gerekli destek verilmiyor. Yapılan çalışmalarla savcılar güçlendiriliyor. Ama güçsüz avukatlara güç verilmiyor. Biz şu anda savcılığa gelen bir dosyayı dahi okuyamıyoruz. Unutulmamalıdır ki güçlü yargının yolu güçlü bir savunmadan geçer. Bu açıdan sadece savcılara değil avukatlara da yardım edilmelidir”.
12 EYLÜL’DE MAĞDUR OLANLAR
ANAYASA SAVUNUCULARI OLDU
Genel Değerlendirme ve 9. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Ayşe Türkmenoğlu, darbe sırasında en çok zararı görenlerin darbe anayasasını savunduklarını ve buna anlam veremediğini söyledi. Konuşmasında Birlik Grubu 2010 Baro Başkan Adayı Av. Fevzi Kayacan’ın ‘Güçlü olan savcılara verilen gücün avukatlara da verilmesini istiyoruz’ sözüne “Biz savcıların güçlerine güç katmak için değil objektif şekilde herkesin eşit olması için çalışıyoruz” sözüyle cevap verdi. Yasal dinamiklerin harekete geçmesi için baskı gruplarının oluşması gerektiğini ifade eden Ayşe Türkmenoğlu, tüm vekillerin bu sürecin iyi olması için çalıştıklarını kaydetti. Mini anayasa paketinin hazırlandığını ancak üç maddenin öne çıkması nedeniyle paketin gölgede kaldığını belirten Türkmenoğlu, “Burada paketin içeriği hakkında bilgi vermek istemiyorum. Burada perde arkasında yaşananlardan bahsetmek istiyorum.
Çalışmalarda MHP, CHP ve BDP birlikte hareket etmiştir. Bunları birlikte çalıştıran tek şey darbeye alkış tutmaktır. Hâlbuki bunlar darbeden en çok zarar görenlerdir. Bunların darbe anayasasını desteklemesinin asıl sebebi seçimlerde AK Parti’nin tekrar iktidar olmasını önlemektir. Milleti sadece aş ve iş bekleyenler olarak görürseniz milleti aşağılamış olursunuz. Biz milletimizi böyle görmediğimiz için iktidarız ve bu yüzden AK Parti Adnan Menderes örnek gösterilerek tehdit ediliyor. Biz iktidar olamazsak sizi de orada bırakmayız deniliyor. Bizler halkın iradesinin gölgelenmesini istemiyoruz” dedi.
EN BÜYÜK AÇILIM ANAYASA PAKETİDİR
Ayşe Türkmenoğlu’ndan sonra kürsüye gelen AK Parti Konya Milletvekili Ali Öztürk ise hukukun ve hukukçuların adaletin sağlanması çalışması gerektiğinin altını çizdi. Adaletsizliğe uğramış binlerce insan ve kurumun bulunduğunu belirten Öztürk, bir tane dahi olsa adaletsizliği gidermenin dünyanın tüm zenginliğine bedel olduğunu kaydetti. Adaleti savunanların hiçbir yerden emir almaması gerekliliğine değinen Ali Öztürk, ihtilal sonrası bazı meslektaşlarının cübbelerini ellerine alarak dönemin paşalarından brifing aldığını ve buna göre hareket ettiğini iddia etti. Böyle hukukçulardan adalet beklenemeyeceğini belirterek, “Her ihtilal kendi hukuk düzenini ve anayasasını kuruyor ve kendinden sonra olası bir darbe kapısını da açık bırakıyor.
Örnek olarak 1960 darbe sonrası 80 darbesi yaşandı. Türkiye’de bir darbenin ömrü 20 yıldır. Son darbenin üzerinden bu kadar zaman geçti diye sevinmeyin. Ergenekon davasında 15 kez darbe girişimine teşebbüs edildi. Ancak biz sadece Sarıkız, Balyoz gibi birkaçının ismini biliyoruz. Tüm partiler sivil anayasa paketi sözü verdiler. Ancak AK Parti haricinde çalışan yok. Pakete darbecilerden tepki gelmezken darbede mağdur olanlardan tepki geliyor. Darbe zihniyeti yok olacak. Bu bağlamda en büyük açılım Anayasa Paketi’dir” dedi. Yaşar Sarı-Memleket