Magazin yayıncılığa bulaştı

Konya’daki kitap ve yayın piyasasının duayeni Kitap Dünyası’nın sahibi Mustafa Çalışkan ile “Konya’daki kültür yayıncılığının meseleleri” üzerine söyleştik.

Murat GÜZEL

Kitap Dünyası’nın sahibi Mustafa Çalışkan: Okuyucu sayısı artmıyor, azalıyor. Her alanda kaynaklar yerli yerinde kullanılmıyor. Toplum olarak kültürel erozyona uğradık. Okumayan bir toplumuz, dış tesirlere hemen kapılıyoruz. Üretmeden tüketiyoruz. Magazin kültürü, televole tipi kitaplar rağbet görüyor.


Yayıncılıktan önce 1982 yılında kitapçılığa başladığını belirten Çalışkan ilk kitabını 1987 yılında Selam Yayınevi olarak Muhammed el-Behiy’in İslam Düşüncesi kitabını İbrahim Sarmış’ın çevirisiyle yayınladığını belirtiyor. Selam Yayınevi olarak ayrıca İsmail Kaya rahmetlinin Tavsiyeler adlı 2 kitabını yayınlayan Çalışkan daha sonra Esra Yayınları’nı kurdu. Esra Yayınları olarak 300 kitabın üzerinde kitap yayınladı. Esra Yayınları 1994’te Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın yayınevi seçildi ve ödül aldı. Esra yayınlarından sonra Kitap Dünyası markasıyla kitap yayıncılığa devam ederken, Kardelen Yayınları ve Rumi yayınları olarak da markalaştı. Çalışkan “Bugüne kadar beş yüzün üzerinde kitabı yayın dünyasına kazandırdık. Kitaplar yayınlanmadan önce editörler ve konunun uzmanları tarafından gözden geçirilir. Faydalı olacağı kanaatini haizsek de yayınlanır” diyor.


Dini yayınlara ve çocuk kitaplarına öncelik tanıdıklarını ifade eden Çalışkan, yayınlanmak üzere kendilerine gelen kitapları tasnif ederek farklı yayınevi markalarıyla yayınladığını belirtiyor. Edebi ve kültürel eserler Kardelen ismi ile, dini eserler Kitap Dünyası olarak, son olarak da isminden de anlaşılacağı gibi Mevlâna ve Konya ile ilgili kitapları Rumi yayınevi ile basılıyor. Özellikle Rumi yayınlarını Konya’yla ilgili ciddi eserler basmaya hazırlanıyor. yayınevinin logosunun da “Konya’dan Dünya’ya” olacağını söylüyor Çalışkan. Yayınevi olarak bilgiye, emeğe önem verdiklerini vurgulayarak emek verilmiş ciddi eserleri tercih ettiklerini sözlerine ekliyor.


Kitap ve okur ilişkisini sorduğumuzda ise aldığımız cevap biraz sitem dolu: Kitapların okuyucuya yeterince ulaştığını söyleyemem. Bir defa Konya bu hususta yeterli değil. Konya’da ciddi yayınlar yapılıyor. İstanbul’dan sonra en çok kitap tüketilen yer Konya, ama kendi kitaplarımız Konya’da yeterli ilgiyi görmüyor. İstanbul yayıncılığı her sektörde olduğu gibi tepeden bakıyor. Dağıtım ağı zayıf, yetersiz. Lüzumlu lüzumsuz çok kitap çıkıyor. Takip de bile güçlük çekiyoruz. Okuyucu profili değişik. Magazin kültürü, televole tipi kitaplar rağbet görüyor. Toplum olarak çok fazla okumuyoruz, kitaba para vermek çok zor geliyor.


Biz ise üzerimize düşen görevi yapıyoruz. Okuyucu sayısı artmıyor, azalıyor. Her alanda kaynaklar yerli yerinde kullanılmıyor. Toplum olarak kültürel erozyona uğradık. Okumayan bir toplumuz, dış tesirlere hemen kapılıyoruz. Üretmeden tüketiyoruz. Türkiye’de en çok satan kitaplara baktığımızda kültür haritamızın halini görüyoruz.


Konya kültürünün yaşatılması ve tanıtılması konusunda yetkili olan kurum ve çevrelerden yeterli desteği alamadıklarını da ifade eden Çalışkan “Konya’da kültür ve kültür adamına yeterli destek verilmiyor. Ciddi emekler sarf ediyorsun, yatırım yapıyorsun, şehrimiz tanıtımı ile ilgili kafa yoruyorsun, güzel eserler ortaya koyuyorsun. Hiçbir destek yok.Biz Rumi Yayınevi olarak ilk defa Şehir Rehberi çıkardık, hem İngilizce hem Türkçe. Ne vilayet, ne yerel yönetimler yeterli desteği vermediler. Biraz da ufuk meselesi diyorum. Adam ıvır zıvır işlere milyarlar harcıyor. Ama ciddi kültür hizmetine destek verilmiyor. Onun için Konya’ya yapılan yatırımlarla ilgili bazen umutsuzluğa kapılıyorum” şeklinde bu konudaki umutsuzluğunun sebeplerini açıklıyor.


Yayınevi olarak Konya Yemekleri (Nevin Halıcı’nın hem Türkçe hem İngilizce eseri), Mesnevi’nin Farsça orijinali, Divan-ı Kebîr’in orijinali, Mevlâna Müzesi (birkaç dilde albüm) en önemlisi dünya markası olacak Asitane Dergahı Mevlana (İngilizce-Japonca-Türkçe) basmaya hazırlandıklarını belirtiyor.


Bir de kurum yöneticilerine çağrısı var Çalışkan’ın: Yöneticilerimize diyorum ki arkanızda hayırlı eserler bırakın, sadaka-ı cariye yaptığınız işler çok kısa sürede kayboluyor. Eserle ise kıyamete kadar hayırla anılabilirsiniz. Bakınız Mevlâna bunun tipik örneği. Ecdattan bugüne kadar gelen eserler, Hacıveyiszade ve benzeri şahsiyetler bugün bir sembol, Allah rahmet eylesin. İnsanımıza yerli kültür, üretim, insanlara arası ilişkiler eğitim yoluyla sağlanır. Memleketimizde eğitimin toplum hayatına etkisi yok. Halbuki biz çok büyük bir mirasın üzerinde oturuyoruz. İnsanlığa verebileceğimiz çok güzel mesajlarımız var. Yazık oluyor.


Bir yayıncı olarak bu yolun çıkmaz bir sokak olduğunu, bizim yanlış yolda olduğumuzu hatırlatmak adına ilkeli, erdemli, faziletli, hamaset sahibi insanların artmasına yönelik yayınlar yapma kaygısındayız. Çok satalım, çok para kazanalım düşüncesindeki yayınların sayısı bir hayli fazladır. Topluma en büyük kötülüğü bunlar yapıyor, batı ve yatak kültürünün yeni nesli ne hale getirdiği malum. Son olarak gayet mütevazı söylüyorum: Konya kültürüne son yıllarda büyük bir katkımız oldu. Toplum olarak batı seviyesinde okuma alışkanlığına sahip olsaydık bugün çok farklı bir konumda olurduk.

Kültür Sanat Haberleri

Hierapolis’te Yeni Dönem: Antik Kentin Ruhuna Dokunan Modern Dokunuş
Atıklardan yaptıkları müzik aletleri ile konser verdiler
Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen