Ahmet Taşgetiren'in yazısı....
Laik fetvacıların sancısı
Hayreddin Karaman bir İslam Hukuku Profesörüdür. Bir fıkıh alimidir. Onu bütün İslam dünyası tanır. İslam ilahiyatı ile ilgilenen, başka dünyalar da tanır. Türkiye'nin yetiştirdiği en saygın ilim adamlarından biridir.
Prof. Dr. Hayreddin Karaman, başörtüsünün Kur'an kaynaklı bir islami mükellefiyet olduğuna inanır. 14 asırlık süre içinde ağırlıklı görüş de, Prof. Dr. Karaman'ın inandığı istikamettedir.
Buna karşılık, çok sınırlı olmakla birlikte başka bazı ilahiyatçılar da "Kur'an'da başörtüsü emri yoktur" görüşündedir.
Türkiye'de "kamusal alan" diye nitelenen , çerçevesi çok da netleşmemiş alanlarda, başörtüsüne yönelik bir "Devlet yasağı" vardır.
Laik devletler, kurallarına dinden gerekçe getirmezler. Ama başörtüsü yasağı, kendisi din ile ilgili olduğu için, ortaya ister istemez laiklikle ilgili sorunlu bir durum çıkmış olmaktadır. Bu sebeple Anayasa Mahkemesi'nin laik devlet mantığında "laiklik söz konusu olduğunda dini gerekçeli özgürlükler savunulamaz" gibi bir yaklaşım getirilmiştir. Bizde laik tutku, ayrıca, kuralları "Müslüman halk"a empoze edebilmek için, dini argümanlara başvurmayı adet haline getirmiştir.
O yüzden, "başörtüsü yasağı" nı halka kabul ettirmek için, her dönemde "fetva" verecek ilahiyatçı aranmış; az da olsa, yer yer bulunmuştur da...
"Fetva almak" laik çizgi için bir çelişkidir. Ama bizde sistem öyle zorlamalara imza atar ki, zevahiri kurtarmak için çelişkiye düşmek pek mahzurlu görülmez!
"-Falanca ilahiyat fakültesinde görevli falanca, 'Kur'an'da başörtüsü emri yok' dedi."
Böyle haberlere medyamız bayılır, yasakçı kesimler de mal bulmuş mağribi gibi sarılır. Ama görünen o ki, gene de içleri rahat değildir. Çünkü din meselesinin bir ucu, "Öte dünya"yı ilgilendirmektedir. Soru şudur:
-Acaba hangi ilahiyat profesörünün görüşü, "Öte dünya" da, insanı kurtaracaktır?
En inançsızların içinde bile, öte dünyaya ilişkin bir "Ya varsa" sorusu depreşir durur.
İnsanların çoğu ise, bir şekilde bir öte dünya inancı taşırlar. O zaman, dünyadaki seçimler, öte dünyayı ilgilendirdiği oranda, teyakkuza yol açar.
-Ya yanlış, kötü, öte dünya açısından sakıncalı bir iş yapıyorsam?
-Falanca ilahiyatçı fetva vermiş? Acaba bu sizi öte dünyada kurtaracak bir gerekçe olacak mı?
Bu soruyu gidermek mümkün olmuyor. Onun için, bir görevi hatırlatan ilahiyatçıya öfke duyuluyor: İsteniyor ki, o ilahiyatçı da "görevi ortadan kaldıran" bir tutum sergilesin ve kuşkulu vatandaşın içini rahatlatsın.
Öte dünyada desin ki:
-İlahiyatçı diye bildiklerimin tamamı, bunun böyle olduğunu söyledi. Oysa şimdi kargaşa var. Hatta çoğunluk, benim arzuladığım, benim hoşuma giden, daha açıkçası benim nefsimi rahatlatan görüşte değil. Ya benim nefsimi rahatlatan ilahiyatçı da kendi nefsine uyuyorsa...
Bu kaygıyı atamaz içinden. Sanır ki, o görevi hatırlatan ilahiyatçı kendi kafasından uyduruyor. Oysa o ilahiyatçı da, öte dünya hesabını düşünür. Onun kafasındaki dert de şudur:
-Ya ben, Yaratıcı'nın insanoğlu için bildirdiği görev çerçevesinden bir kısmını ortadan kaldırmışsam... Bunu yarın O'nun huzurunda nasıl savunurum? Bir ilahiyatçı bilim adamı tanıyorum, şimdilerde politikanın içinde, şöyle demişti:
-Ben, yarın Allah'ın huzurunda savunamayacağım bir şeyi söylemem. Ben bu yaklaşımı, sorumlu bir insan tavrı olarak görürüm.
Türkiye'de laik hakim yapı, "İslam'ın çerçevesi, kapsama alanı" konusunda pek çok kafayı karıştırmıştır. Ben, din açısından garantili gitmeyi tercih ederim. Çünkü benim inancıma göre, telafisi için geri dönülemeyecek bir yere gidilecek ve orada dünyada yapıp edilenlerin hesabı verilecek. Kur'an'da "Herkes yarına ne gönderdiğine baksın" deniyor. Bu uyarıyı hemencecik kulak ardına atabilir miyim? Hayır! DEFO'lu ürünler:
İmam Hatiplerin açılmasına öncülük eden mübarek insanlar, işin bazı kademelerinde defolu ürün çıkabileceğini hesaba katmışlar mıydı? Sanırım katmışlardır. Ne de olsa kul yapısı... Defolu ürün, kuşkusuz üzüntü vericidir. Ama, bu banttan çok az defolu ürün çıkması gene de bir teselli imkanı sağlamaktadır. Trajik olanı, defolunun defosunu kutsamasıdır.
Ahmet Taşgetiren / Bugün