Kuşatma

Arif Köse /ey kavmim

            Farkında mısınız bilmem ama çok uzun zamandır, çok ciddi ve sistematik bir kuşatmanın altındayız. Gerekli savunma hazırlığını ise büyük çoğunluğumuz yapmıyor, gaflet uykusunda. Hz. Ömer (r.a.): “Şerri bilmeyen, şerre uğramaya en layık olandır” buyuruyor. Öyle ya, neyin şer, neyin kötü, neyin fitne olduğunu bilmezsen, o tehlikeye karşı hazırlık yapmaz ve savunmasız yakalanırsın.

            Şimdi bu kuşatmanın nasıl yapıldığını adım adım görelim:                

             Sınırlarımız çok uzun zamandır şer güçlerin hummalı çalışmasıyla, coğrafyamızın en akılsız, en ahmak kavmi tarafından kuşatılmaya çalışılıyor ki bu, bahsettiğimiz en genel kuşatmanın en basit olanıdır. Burada batılı güçlerin desteğiyle devlet kurup ayakta kalabileceğini zanneden zekâ yoksunları, her seferinde hüsrana uğramalarına, her seferinde yalnız bırakılmalarına rağmen vazgeçmiyorlar. Bu coğrafyada kan dökmek, huzursuzluk çıkarmak için zalimlere sırtlarını dayayarak Yecüc Mecüc tarzı bir hareketin içine giriyorlar. Dediğim gibi, bu basit olanıdır. Sınırlarınızın dışına çıkarsınız, askerinizle kurşun, bomba yağdırır, kaçmayıp orada kalanları öldürürsünüz, bu kuşatmayı böylece ortadan kaldırırsınız.

            Ya beyinlerimizi iğfal eden kuşatmayı nasıl kıracağız? Bir tümör var, topsuz tanksız geliyor ve büyüyor. Efendileri yine aynı. Sınırlarımızı kuşatan ahmaklar ve beyinlerimizi delik deşik eden bu beslemeler, aynı sahibin köpekleri. Çıkıyor bu güruh, her akşam bir tv kanalında, internet ortamında, konferanslarda, seminerlerde: “Adem’in babası vardır, evrim gerçektir, Hz. İsa göğe çekilmedi ve inmeyecek, Hz. Meryem çift cinsiyetliydi, Mirac olayı yoktur, kabir azabı yoktur, Mehdi yoktur, Deccal yoktur, bize tarif edilen cennet Arabın Cennetidir, İbrahim a.s.’ın İsmail a.s.’ı kurban etme olayı yoktur, Peygamber de sıradan bir insandır, adamın birinin sözünü (Peygamberimizin hadislerini) vahiyle bir tutamayız, ayetler tarihseldir, bazı ayetler değiştirilmelidir, 2 kadının 1 erkeğe eşitliğini bu çağda anlatamayız, ayetlerin manası ilahidir-vahiydir sözü Paygambere aittir…” türünden, insana cinnet geçirtecek şekilde İslami değerlerimize, inancımıza, itikadımıza saldırıyor.                                                                                                                                                    Dedik ya, efendileri aynı. Bunlar da milletin dinini, imanını bozmakla görevli grup.                              Allah ya ıslah etsin ya kahretsin bu meymenetsiz, nursuz, ters evrim mamülü zevatları.                 Ne yazık ki imam-hatip, ilahiyat çevreleri ekseriyetle bu düşüncedekilerle doldu, taştı.                  Allah ellerine fırsat vermesin çünkü diğer zavallılar ateşli silahlar maharetiyle etkisiz hale getirilebilirken, onlara karşı harekete geçmiş bir ordu varken, bunlara karşı harekete geçmiş bir ordu göremiyoruz ve fikri saldırıları etkisiz hale getirmekte yetersiz kalıyoruz.

            Çünkü kuşatmanın şimdi bahsedeceğimiz üçüncü ayağı da misyonunu yerine getirerek her akşam bu meczupları ekranlar aracılığıyla evlerimize taşıyor. Bir akşam biri bir kanalda, öbür akşam diğeri diğer kanalda lağım akan ağızlarından dini değerlerimize saldırıyorlar. İslam’a zarar verdiği bu kadar aşikâr olan, zararlı olduğunu kabul etmeyenlere göre bile bu kadar tartışmalı konuları gündeme taşıyan bu kişileri her akşam bir kanalda rahat rahat konuk edip konuşmasını sağlamak, kesinlikle kasıt aranacak ve kuşatmanın bir parçası sayılacak türden bir davranıştır. Zaten aynı kanalların diğer yayınlarını incelediğimizde de rezaletten başka bir şey görmüyoruz. İşyerinde patron-işçi aşkı, akraba-aile arasında yasak aşk, sevdiği kızı uluorta yerde öpen Ankara delikanlısı, kimin çocuğunun kimden olduğunun belli olmadığı diziler. Cilalı boyalı kadınlar, hiçbir iş yaptığını göremediğimiz ama para harcamada ve lüks yaşantıda zirve yapan yakışıklı genç erkekler. Reklamlara varıncaya kadar ahlaksızlık pompalanıyor bu millete. Zaten özentiyi seven bir milletiz. Dizideki kadının üzerinde gördüğümüz elbiseyi sokaktaki kızın üzerinde görmemiz bir haftayı bulmuyor.                    Hal böyleyken boşanmalar da tabi ki artıyor çünkü kadın kocasını beğenmiyor, dizideki gibi giyinmiş,  öyle yakışıklı ve zengin erkek arıyor. Adam karısını beğenmiyor dizide gördüğü mankenler gibi hanım arıyor. E zina o kadar normalleştiriliyor ki bu dizi ve filmler aracılığıyla, ardından maalesef facia haberler duyuyoruz, bilgiler alıyoruz.

            Kuşatmanın bir diğer ayağını ise FAİZ oluşturuyor ne yazık ki. Sanayii ve ticaret ehlimiz de bu bataklığa saplanmış durumda. E özendirilen bu lüks yaşam meyvesini bir yerde vermeli değil mi. O kadar güzel evler, arabalar, elbiseler nasıl sağlanacak? Adam alın terinin kutsallığını görmüyor ki dizilerde, faizle sağlanmış hayatları izliyor. Faiz de tıpkı zina gibi göz göre göre normalleştiriliyor. E birileri de çıkıp buna fetva veriyor. “Bir sefere mahsussa, ev, araba gibi elzem olan ihtiyaçlar içinse…”

Her ne kadar birileri “paranın değer kaybını karşılayacak orandaki faiz, haram değildir” diye fetvalar verse de, bunu ne kendi vicdanlarına yutturabilirler, ne de delillendirebilirler.   Sadece lüks yaşam heveslisi, PATRON olma güdüsüne sahip ve koltuğunu kaybetmekten korkan, AUDI’ye binememe kaygısı taşıyan, ahreti unutmuş, paraya taparcasına hareket eden bir kısım dünyalık zevat bu fetvalarla hareket eder. Öyle bir hale gelmişiz ki Allah “SAVAŞ AÇARIM” dese de, Peygamber “BATARSINIZ” dese de kar etmiyor. Kulaklar Allah’a da Peygambere de tıkalı ne yazık ki faiz konusunda. İş suç bulmaya gelince de oklar hükümete çevriliyor: “Hükümet faiz oranlarını düşürdü de millet faize gitti, hep bu hükümet yüzünden”. Lafa bak.                                                                                                                                                        Kardeşim, seni faizden alıkoyması gereken şey, senin imanın olmalı. Sen Allah’a iman etmişsen faiz oranı yüzde 40 ta olsa, yüzde 0,9 da olsa faizi elinin tersiyle itmelisin.

            Hâsılı bu yazıya birkaç cephesini sığdırabilsek te fena halde kuşatılıyoruz ey kavmim.

            Kurtuluş ise yine elimizde. 3 kitap var, okuyun, amel edin, vallahi hiçbir kuşatma size zarar veremeyecek: Kur’an-ı Kerim, Sahih Buhari, Sahih Müslim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.