Kurban, farkındalık ve dayanışma…

Mustafa Yiğit

Bayramlarda verilen en önemli mesaj muhakkak ki, yardımlaşma ve dayanışmaya dairdir.

Çünkü insanlar bu günlerde daha çok birbirlerinin farkına varırlar.

Okul, iş gibi uğraşlarıyla neredeyse kendilerini bile unutan bizler bayramda şöyle bir kendimize gelir ve etrafımızda eşimizin dostumuzun, komşularımızın, büyüklerimizin olduğunu görme imkanına sahip oluruz.

Bu açıdan Bayram yardımlaşma duygularımızın ötesinde bir anlamda “farkında”lıkları hayata geçirir.

Unuttuklarımızı hatırlatır bizlere…

Kendi dünyamızın, kendi meşgalelerimizin dışına çıkmak için önemli bir fırsattır bayramlar. Özellikle Kurban Bayramı bunu daha da ön plana çıkaran bir işleve sahiptir.

Kurban kesmek Hz. İbrahim’den bu yana devam eden ve hali vakti yerinde her Müslüman için  vacip olan önemli bir ibadettir.

Allah rızası için kesilen kurban, aynı zamanda etrafınızdaki fakir fukara, garip gurabaya dağıtılmak suretiyle önemli bir sosyal misyonu da yerine getirir.

Ancak burada çok önemli birkaç  hususa dikkat çekmek gerekiyor.

Öncelikle son zamanlarda  şehir nüfusunun büyüdüğü, çoğu yerleşim yerlerinin kurban kesmeye elverişli olmadığı, bireysel kurban kesiminin hijyenik olmadığı  gibi nedenler öne sürülerek kurbanlar toplu kesim yerlerine götürülüyor.

Ancak bu yöntem hiç de sağlıklı ve ibadet havasında olmuyor.

İlk olarak  sıraya girmek ve sırada saatlerce beklemek açısından çok yorucu oluyor.

İkinci de, bu   toplu kesim alanlarında öyle söylenildiği gibi hijyenden  mijyen hak getire.

Giderseniz göreceksiniz ki, yerlerde yüzlerce kesilmiş kurbanlık ve her yer kan içinde…

Herkes kendi kurbanını peşinde, bir telaş bir koşuşturmaca gidiyor

Bu nedenle mümkün olduğunca müstakil evlerde yaşayan aileler, kendi kurbanlarını bahçelerinde kesseler daha iyi olur  diye düşünüyorum.

Bu her şeyden önce,  kurban geleneğini çocuklarınıza ve ailenize yaşatma açısından da önemli.

Çünkü diğeri yani toplu kurban kesimi eve getirilen beş on kilo etten daha faklı bir anlam taşımıyor çoğu defa.

Bu durumda Kurban hissi ve ibadeti ise hiç mi hiç fark edilmiyor.

Söylediklerim AB standartlarına uymayabilir ama AB ülkelerinde zaten Kurban kesmek gibi bir dini ritüel, bayram da yok.

Onlarda olmayan bir eylemin, kurallarını Türkiye’de uygulamaksa bana hiç de akıllıca gelmiyor.

Değinmek istediğim diğer bir husussa Kurban kesmeyip sosyal yardımlaşma kurumlarına ve derneklere yardım yapmak.

Din alimi değilim ama aslolan şeylerden biri de her şeyden önce ibadetin şekil şartlarına uymak, ona göre davranmaktır.

Kurban ibadeti de, kesime uygun olan bir hayvanın Allah rızası için bizzat müminlerce kurban edilmesidir.

O yüzden, yardımlaşma kurumlarına ve derneklerine kurban bağışı yapmak asli değil ekstra bir durum olsa gerektir.

Yanlış anlaşılmasın bunu art niyetli dernekler ve sivil toplum örgütleri var ve kötüye kullanıyorlar diye söylemiyorum. Böyle bir şeye de zaten ihtimal vermiyorum.

Ancak orijinal olan; kesilen kurbanın her şeyden önce Allah rızası için kesiliyor olması ve kurbanın büyük bir bölümün de bildiğimiz, etrafımızdaki kurban kesmeyen aile, eş dosta bizim tarafımızdan dağıtılıyor olmasıdır.

 Derneklere kurban miktarı kadar para vermek biraz insafısız bir yorum olabilir ama, “bu netametli işten” kurtuluyor olmak anlamına geliyor sanki.

Bu davranışla Kurbanın işlevi, kerameti kayboluyor gibi geliyor bana. 

Muhakkak ki derneklere verilen bu para ile kurbanlar kesiliyor ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyordur, ancak benim çok defa gözlemlediğim etrafımızdaki ailelere bu kurbanlar ulaşmıyor. Daha uzaklara gidiyor.

Oysa ki önce etrafındakilerden başlanmalı ve sonra halka halka yayılmalı hayır ve hasenat..

Benim söyleyeceklerim bu kadar, hayırlı bayramlar….