Hûd Suresi’ni 50. âyetten itibaren 76. Ayet’e kadar tefsir eden Muammer Koşdaş, Âd Kavmi’ne Hûd’un paygamber olarak gönderildiğini ve bütün peygamberlerin, kendi kavimleri ile ümmetlerini “Allah’a kulluk etmeleri, ortak koşmamaları, af dilemeleri ve tevbe etmeleri” hususunda uyardıklarını belirterek, “Bu hayatta mutlu son ancak takva ehli insanlarındır. Çünkü Cenab-ı Hak, inananlara ancak Müslüman olarak ölmemiz ve Allah’tan korkmamız gerektiğini emretmiştir. Dünyada en çok neyi seviyorsak o sevdiğimiz şeyle can vereceğiz. Allah’a karşı bütün Müslümanlar için duamız ise şöyle olmalı: Bütün Müslümanlar için en son nefeslerinde; “Lâ ilâhe illallah” diyerek çene kapamayı nasip et Allah’ım!”
Seher vakitlerinde Rabbimize bolca istagfar etmemiz ve tevekkül etmemiz gerektiği üzerinde ısrarla duran Koşdaş Hoca, tevekkülün bittiği yerde isyanın başlayacağını söyledi. Ad kavminin helakından bütün insanlığın ibret alması gerektiği üzerinde duran Koşdaş Hoca, “Günümüz insanlığı ne yazık ki akıllarını kullanmadıkları için Allah’ın gözle görünen ve görünmeyen manevi uyarıları karşısında, yâni Cenab-ı Hakk’ın güç ve kuvveti karşısında hiçbir şey olmamış gibi hareket etmektedir. Halbuki Kur’an’daki kıssa ve hikâyeler ibret alınması, insanların Allah’a isyan etmemeleri için anlatılmaktadır” diye konuştu.
ALLAH’A KARŞI GELİP KÂFİRLERDEN OLDULAR
Ad kavminin bu dünyada rüzgara. kıyamet gününde de lânet cezasına çarptırıldığını kaydeden Koşdaş Hoca, Semûd kavmine de kardeşleri Salih paygamberin gönderildiğini, Semud kavminin de Allah tarafından mucize olarak gönderilen dişi bir deveyle imtihan edildiklerini ifade ederek şunları söyledi: “Semud kavmi bu imtihanı deveyi kesip ona azapta bulundukları, Allah’ın emirlerine karşı gelip nankörlük ettikleri için kâfirlerden oldular. Kur’anda anlatılan bu kıssada biz Müslümanlara büyük uyarılar var. Bunun için Allah’tan dileğimiz Müslümanlara izzet ve şeref vermesidir. Bizim üzerimizden izzet ve şerefini almamasıdır. Rezalet ise münafık ve kafirlerin üzerindedir. Salih peygamberin imtihanında geleneksel din anlayışı red edilmektedir.”