Köprülü kavşaksız zamanlar...

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ç. Meşhur, Memleket Dergi’ye ‘Konya’nın Köprülü Kavşaksız Zamanları'nı yazdı… Bu çalışmanın bir bölümünü okurlarımıza sunuyoruz…

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Çağlar Meşhur

Yöneticilerin ve makamı büyük insanların kaderidir. Ağızlarından çıkan sözcükler, cümleler en ince ayrıntısına kadar incelenir. Medya dili ile satır araları okunmaya, üstü kapalı ya da açıktan verdikleri mesajlar algılanmaya çalışılır. Aslında bu tavrı ya da yaklaşımı, özellikle üst düzey yöneticilerin ağızlarından çıkanları, düşünmeden, tartmadan söylemeyeceklerine olan inancın bir uzantısı olarak görmek gerekir. Başka bir ifade ile, bu tavır, yöneticilerin söylediklerini önemli bulmanın ya da onları önemsemenin bir sonucudur.

Bu açıdan, 27 Ekim 2008 tarihinde Büyükşehir Belediye Başkanının söylediği sözler [1], Konya kentinin, Cumhuriyetin kurulmasından bugüne kadar geçen 85 yıl içerisindeki belediyecilik ve planlama anlayışını gündeme getirmesi açısından irdelemeye değer bulunmuştur. Bu anlamda, Bosna-Hersek köprülü kavşağının temel atma töreninde söylenen “Konya'da 80 yılda 8 kavşak yapılmış. Bizim dönemimizde ise 5 yılda 20. köprülü kavşağı yapıyoruz” sözü, belediyecilik hizmetleri açısından yeni bir kavramı başarı kriteri (ölçütü) olarak ortaya koyması ve bu ölçütün tarihsel sürece de vurgu yapılarak, geçmişi de kapsayacak şekilde genişletilmiş olması açısından önemlidir.



Bu çerçevede, çalışmanın öncelikli amacı, Cumhuriyetle başlayan ve Konya kentinin bugünkü konumuna gelmesinde rolü olan belediyecilik anlayışının ve bu anlayışın ortaya çıkardığı hizmetlerin tartışılmasıdır. Çalışmaya ilişkin bir diğer amaç da, bugün Türkiye’deki birçok belediyenin “köprülü kavşak yapımına” endekslediği hizmet üretme anlayışının ne derece akılcı bir yaklaşım olduğunu sorgulamaktır.

Cumhuriyetin İlk Yıllarında Konya Kenti

Milli Mücadeleyi takip eden ilk yıllarda, Konya, yaklaşık 50 000 kişinin yaşadığı (Gökçe ve Çukurçayır; 1999), sonraki yıllarda nüfus hareketlerinin getireceği fiziksel, sosyal ve ekonomik değişimlerin çok uzağında bir kenttir. 1930’lu yılların başında Alaaddin Tepesinden çekilmiş fotoğraf (Resim 1), kentin o günkü morfolojik yapısına ilişkin önemli ipuçları içermektedir. Konya kenti sözü edilen dönemde, Anadolu’nun birçok kentinde olduğu gibi ekonomik yapının büyük oranda tarım üzerine temellendiği ve bugün birkaç sokak ölçeğinde izlerini görebildiğimiz geleneksel kent dokusunun tamamına yakınının ayakta olduğu bir yerleşmedir. Bu döneme ilişkin kentin içerisinde bulunduğu durumu da gösteren en ilgi çekici veri ise Odabaşı’nın (1998) “1930-1940 yılları arasında kentte 2-3 doktorun özel arabası ile birkaç taksinin” bulunduğuna yönelik tespitidir. Bu anlamda, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Konya kenti “akılcı ve tutarlı bir belediyecilik anlayışı” içerisinde değerlendirildiğinde, bugün yapılması gereken tek şey, Mevlana Müzesi’ne odaklanan turizm yapısının kentle bütünleştirilmesi ve mekansal kültürümüze ait farklılıklarının ortaya konması adına büyük bir fırsat olabilecek geleneksel kent dokusunun yok oluşunun nedenlerini aramak ve bu süreçten dersler çıkarmaktır.






Planlı Dönemin Başlangıcı

1940’lı yıllar Konya kentinin bütüncül bir planlama anlayışı içerisinde ele alınmasına yönelik çabalar açısından önem taşımaktadır. 1941 yılında halihazır haritaların üretilmesi ile başlayan, 1946 Asım Kömürcüoğlu Planı (Resim 2) ve 1954 Ferzan BAYDAR-Leyla BARDAR Planı ile devam eden bu süreç, sonraki yıllarda Konya’ya “planlama geleneği olan kent” sıfatını kazandıran sürecin de başlangıcı olarak kabul edilebilir. Burada vurgulanması gereken en önemli nokta, kentleşme hızının artmadığı ve kente ilişkin sorunların çeşitlenmediği bir dönemde, kentin gelişimini bütüncül olarak denetim altına almaya yönelik bir iradenin/vizyonun ortaya konabilmiş olmasıdır. Dolayısıyla, Cumhuriyetin kuruluşundan 2004 yılına kadar olan 80 yıllık dönemin ilk 30 yılına damga vuran ve kentin gelecek 15-20 yılını planlamaya yönelik (köprülü kavşaksız) belediyecilik anlayışının, köprülü kavşak gibi 3-4 aylık zaman dilimini gören bir pencereden değerlendirildiğinde öneminin anlaşılamamasını doğal karşılamak gerekir.














Ahmet Hilmi Nalçacı Dönemi

Ahmet Hilmi NALÇACI’nın başkanlığında geçen 1963-1969 yılları arası Konya’nın Cumhuriyet sonrası yaşadığı belediyecilik gelişimi ve bu dönemde üretilen hizmetler açısından ayrı bir başlık altında değerlendirilebilecek kadar önemlidir. Aslında bu dönem, 70’li yıllarla birlikte özellikle büyükşehirlere yönelen göç hareketine hazırlıksız yakalanan kentlerin aksine, Konya’nın gerek planlama yaklaşımı gerekse oluşturulan altyapı hizmetleri açısından ön plana çıkması ve Ülkeye örnek oluşturacak bir belediyecilik anlayışının gelişmesi açısından da önem taşımaktadır. Bu süreçte, ulusal yarışma ile elde edilen 1966 Planı (Resim 3), planın öngörüsü olarak ortaya çıkan fuar alanı (Resim 4) ve yeni merkez (Resim 5) ile birlikte kentin kuzeye gelişiminin temelini oluşturan otogar alanı ve toptancılar sitesi (Resim 6) kentin planlı gelişiminin yapı taşlarını oluşturmuştur.
















Resim 4. 1966 Planının öngörülerinden biri olan ve 1970 yılında açılan Fuar alanının ilk yılları (Konya Belediyesi, 1972 Çalışma Raporu)

Resim 5. 1966 Planının öngörülerinden biri olan yeni merkezin ilk hali (üstte)
Yeni merkezin plan tadilatları sonrasındaki durumu (altta) (Alkan; 1994)

















Resim 5. 1966 Planının en önemli kararlarından biri olan (eski) Otogar alanı ve Toptancılar Sitesi (Konya Belediyesi, 1972 Çalışma Raporu)


Sosyal Belediyecilik

Konya’daki belediyecilik anlayışı açısından vurgulanması gereken bir diğer nokta ise, özellikle 1970’lerin başından 80’lerin sonuna kadar olan 20 yıllık dönemde, Konya kentinin gelişimine yön veren plan kararları ve altyapı hizmetlerinin, planlamanın sosyal yönünü ön plana çıkarmasıdır. Bu süreçte ortaya çıkan gecekondu önleme bölgelerinin oluşumuna yönelik karar ve uygulamalar gerek kaçak yapılaşmanın önlenmesi, gerekse dar gelirlilerin barınma ihtiyaçlarının karşılanması anlamında hayati bir işlev görmüştür. Bu döneme ilişkin önem taşıyan bir diğer yatırım ise 1985 yılında kararı alınan ve 1995 yılında tamamlanan Türkiye’nin ilk kent içi raylı sistem (tramvay) hattıdır. Yatırım kararının alındığı ve inşasına başlandığı sırada birçok tartışmaya konu olan, hatta dönemin belediye başkanının yeniden seçilememesinin temel nedenlerinden biri olarak gösterilen raylı sistem hattı, sonraki dönemlerde göreve gelen tüm yönetimlerce sahiplenilen ve kentte toplu taşımın omurgasını oluşturan bir işleve sahip olmuştur. Bu anlamda, Konya, 90’lı yıllara kadar, kentin geleceğine yönelik ortaya konan iradenin sadece Ülkemizde değil, Dünyada da yankı bulduğu ve bu iradenin 1993 yılında Dünya’nın ilk 10 belediyesi arasında gösterilerek ödüllendirildiği [2] bir belediyecilik mirasına sahiptir.

Konya’nın Köprülü Kavşaklı Zamanları

Konya, 1993 yılında Dünyanın en başarılı 10 belediyesi arasına girdiği yıl, kentte, “80 yılda yapılan 8 kavşaktan” 3 tanesi bulunmaktadır. Ancak, o gün için Konya’da bulunan Sille ve Meram Yeni Yol Altgeçitleri (şehir dilindeki adları ile battı çıktılar) ile Havzan Köprüsünü bugünkü örneklerinden ayıran en önemli fark, bu yatırımların, insanların, özellikle de yayaların can güvenliğini tehlikeye atan düzenlemelerin aksine, şehirlerlerarası demiryolunun üzerinde yer alan hemzemin geçişlerin ortaya çıkardığı riskleri ortadan kaldırmayı hedeflemesidir.

Yapılan ilk üç yatırımda, insanların can ve mal emniyetini sağlamaya yönelik bir anlayışla şekillendirilen yatırımlarının, sadece özel araçlara ve taşıt trafiğini kesintisiz hale getirmeye odaklanması ise 1997 sonrasına rastlamaktadır. 1997’den 2004 yılına kadar olan söz konusu dönem, inşa edilen Sanayi, İhsaniye, Kunduracılar, Mobilyacılar ve Uluırmak köprülü kavşak düzenlemeleri ile “5 yılda 20 köprülü kavşak” başarı (!) kriterine en fazla yaklaşılan dönem olmuştur. Ancak, söz konusu dönemde üretilen köprülü kavşakların “sayısı” kadar, ulaşım güvenliği açısından doğurduğu sorunların da tartışılması gerekmektedir. Bu anlamda, özellikle Mobilyacılar ve Uluırmak köprülü kavşak düzenlemelerinin “iş yapar gibi görünme” adına ortaya çıkmış ve geri dönüşü neredeyse olanaksız sorunlar doğurmuş düzenlemeler olduğu kolaylıkla söylenebilir. Ayrıca, bu dönemin yapılan köprülü kavşaklarla mı, yoksa, Konya’nın hatıralarında yer etmiş, mimari açıdan Türkiye’nin en güzel otogarlarından biri olan yapının (Resim 5) yerle bir edilip şehrin hafızasından silinmesi veya kentin en güzel meydanlarından (Resim 6) birinde yayaların yer altına indirilip, meydanın taşıtlara terk edildiği alt geçit projesi ile mi hatırlanacağı konusu da tartışmaya değerdir.



















Resim 6. Konya Büyükşehir Belediyesi ve Konya Ticaret Odası binalarının tanımladığı kentsel açık alanın 1985 yılındaki durumu (Koyunoğlu Müzesi Arşivi)



ALINTI ve KAYNAKLAR

[1] www.memleket.com.tr, 27 Ekim 2008, “Köprülü kavşağın temeli atıldı” başlıklı haber.

[2] www.konya.bel.tr, DÜNDEN BUGÜNE KONYA BELEDİYESİ.

ALKAN, A., 1994 Konya Tarihi Kentin Planlama Sorunları.

GÖKÇE, O., ÇUKURÇAYIR, M.A., 1999 “Cumhuriyetin 75.Yılında Konya’da Kentleşme ve Belediyecilik”, Milli Mücadeleden Günümüze Konya (1915-1965) Cilt I, T.C. Konya Valiliği İl Kültür Müdürlüğü, Konya.

KONYA BELEDİYESİ, 1972 Çalışma Raporu, Konya

KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, 1996 “Fotoğraflarla Geçmişte Konya”, Konya Büyükşehir Belediyesi, Kültür Müdürlüğü Yayınları, No:18, İstanbul.

ODABAŞI, S., 1998 “20.Yüzyıl Başlarında Konya’nın Görünümü” T.C.Konya Valiliği, İl Kültür Müdürlüğü, Konya.





Kültür Sanat Haberleri

Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen
Ayder Öncesi Nefes Kesen Prova: Kazanamayan Kurbana Gidiyor!
Gönül Dağı’nda Gurur Günü: Gedellili Mucitler ASELSAN ve TUSAŞ Yolunda!