Konyaspor Şerefinizdir!

İsmet Çelik

Şehrin ve camianın gürültüsünden yorulmuş ve bu yorgunluk nedeniyle de uzun bir süredir köşe yazılarımdan uzaklaşmıştım.

Aslında bir süre daha yazmayı düşünmüyordum lakin gündemin hızlı değişmesini, pisliklerin halı altına süpürüldüğünü gördükçe kendimi tutamadım.

Bundan sonra her hafta şehrimiz için, Konyaspor için sormaya, sorgulamaya devam edeceğim.

Transfer Politikası

Konyaspor iki sezondur direkt olarak UEFA Avrupa Liginde grup mücadelesine katılıyor.

Geçtiğimiz sene ilk tecrübemiz nedeniyle Konyaspor Kulübü yöneticileri ve Aykut Kocaman "ayağımızın yere basması ve ilk tecrübemizi kulüp bütçesini zedelemeden yapmamız gerektiği" söylemlerinde bulunmuşlardı.

Biz de Konyaspor menfaatleri doğrultusunda bu kararlarına saygı duymuş ve "bir bildikleri vardır" demiştik.

Bu sezon başında geçtiğimiz senenin yıldızlarını iyi paralara satmış olsak da yerlerine gereken takviyeler yapılmadı.

İyi transfer yaptıklarını iddia edenler olabilir, biz henüz bunu göremedik.

Bugün aldığınız 3 forvet sattığınız bir Bajic etmiyorsa burda sorgulanması gereken bir transfer politikası var.

"Yok bizim aldığımız oyuncular çok iyi zamanla göreceksiniz" diyorlarsa kendilerine transferlerin neden geciktiği sorusunu yöneltilir.

Yapmış olduğunuz 15 transferden sadece Mehdi ve Ferhat katkı veriyorsa bi zahmet çuvalladığınızı kabul edin.

Her transfer döneminde basının ve sosyal medyanın içinde kullandığınız silahşörlere yaptığınız transferleri pohpohlatmakla bu işler olmuyor maalesef.

"Hangi menajerlere ne kadar verdiniz? Kime ne kadar yıllık ücret ve bonservis ödediniz?" diye sormaya gerek dahi duymuyorum.

Şunu çok iyi biliyorum ki bu konular sizin mahrem sırlarınız.

Menajer diye getirdiğiniz ve Aykut hocanın kovduğu adamı scout ekibinde maaşa bağlayıp Aykut Hoca sonrası tekrardan yetkilerle donattığınızı hepimiz biliyoruz.

Geçin o "Sadece iletişim kuruyor" hikayelerini...

Haftalardır forvetsiz maçlara çıkan bir hocaya 3 tane forveti nasıl aldığınızı açıklayın da bilelim.

Aldığınız forvetlerden Rangelov kadar verim alamadık.

Bizleri bundan sonra yanıltmanız dileğimle bu konuyu kapatıyorum ama her başarısız sonucun arkasından oyuncuların tek tek nasıl geldiklerine dair yazacağımdan kimsenin şüphesi olmasın.

Takıma Destek Zamanıdır!

Beşiktaş maçından sonra her maç oyun içinde taktik disiplinsizlikler boy göstermeye başladı.

Trabzon maçı hatta kazandığımız Gençlerbirliği maçında bile oyuncuların taktik disipline sadık olmadığını gözlemledim.

Bu sorunlar aslında oyuncular özelinde gibi gözükse de asıl sorun Reşit Hocanın oyuncuları yeterince idare edememesiyle alakalı.

Kendilerini ispatlamış oyuncularda bile performans düşüklüğü varsa bu ne Ömer Ali'nin, ne Skubic'in, ne Ali Çamdalı'nın sorunudur.

Yine de Anadolu Selçukspor ve altyapıları da emanet ettiğimiz, en azından öyle diye bildiğimiz bir hocayı sezon başında gönderecek değiliz heralde.

Süper Kupayı kazanmış, deplasmanda Trabzonla kafa kafaya oynamış, Gençlerbirliğini farklı yenmiş, kadro kalitesi çok yüksek olan Başakşehir'e karşı bile bir çok pozisyona girmiş ve maçı çevirme umudunu korumuş bir takıma sadece evinde kendi eş değerindeki Alanya'ya yenildi diye ayar vermek ayıptır.

Geçtiğimiz sezon Avrupa müsabakaları öncesi ve sonrasında ne mağlubiyetler aldık. Aykut Kocaman'lı takımın o dönemde ne hale geldiğini unutmayalım.

Hatta Aykut Kocaman o dönemde "Avrupa maceramızın bir an önce bitmesini umut ediyorum" dediğini ne çabuk unuttuk.

3-4 mağlubiyet ve sorunda gidecek ya da gönderilecek bir hocanın "proje hocası" olduğunu kimse iddia edemez.

Hocaya zaman tanımalı, eleştiri yaparken kırıp dökmemeli, zaten taraftar cezamız nedeniyle yalnız kalan takıma sosyal medya gibi mecralardan moral vermeliyiz.

Yönetim Kurulu Toplantıları Şerefinizdir!

"Bir adam bu kadar başarılıyken kendini böyle rezil eder mi?" diye sorsak heralde vereceği cevap yoktur.

Bir şehrin, bir kulübün imajını yerle bir edip gitti.

Hem de vatan hainlerinin kullanmış olduğu programı kullandığı iddiasıyla gitti.

"Helal olsun" dedim istifa ettiğinde...

"Koltuğun arkasına sığınmadı" dedim.

"Daha fazla zarar vermedi" dedim...

Ne zaman takdir edilecek bir iş yapsa arkasından kesin kötü bir iş yaptı.

Yine dayanamadı. Yine insanların bu huyu yüzünden kendisine nefretle baktığı -hırsına- yenildi.

Konyaspor kulübünün bir üyesi dahi değilken yönetim kurulu toplantısına girdi.

Oğlunu Marsilya'ya göndermeye çalıştı.

Oğlunun Galatasaraylı avukat arkadaşıyla muhalif yöneticilere ayar verdirmeye çalıştı.

Hala kulübe gidip geliyor.

İstifası sonucu kulübün menfaatleri doğrultusunda mevcut yönetime destek Beren insanları kararlarından vazgeçirmeye sevk ediyor. Kendi kurduğu yönetimin bölünmesine neden oluyor. 

İşte bu ahval içinde Konyaspor zor virajlar dönmek zorunda ve bu yönetim takımı düzlüğe çıkarır çıkarmaz derhal kongre kararı almalıdır.

Bu berbat tartışmaların bir an önce sonlanacağını umut ediyorum.

Kulübü dışardan yönetmeye çalışabilirsiniz buna şaşırmam lakin yönetim kurulu üyelerinin buna müsaade etmesi o yönetimin şerefi ve namusuyla da ilgilidir. Hani diyorlar ya orası "yatak odasıdır" diye. 

Yatak odası "yabancılara" açılır mı?

Selametle.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.