Konyaspor

Fahri Kubilay

Kendimi çokta fanatik olmamak şartı ile iyi bir futbol izleyicisi olarak düşünüyorum.  Bu nedenle yaşadığım şehrin takımına da kayıtsız kalamam. Konya spor ile ilgili gelinen son noktada âcizane olarak söylemek istediğim birkaç cümle var.

İsteseniz hep birlikte şöyle bir hafızamızı yoklayalım.

Geçen yıl Türkcell süperliğ yeni başlamış Raşit Çetinler diye değerli bir hoca var, daha ligin hemen başında Takım iyi futbol oynamıyor diye adamın işine son veriliyor. Ve yerine iyi futbol, çağdaş futbol, başarılı teknik adam olarak gelen beyefendi ne yapıyor takımı Bankaysa ligine düşünüyor ne başarı değil mi! Fazla uzatmanın bir anlamı yok takım düşmüş kıl payı düştük deniyor, bu kadro ile tekrar süperliğe çıkarız deniyor.

  Yeni yönetim oluşturuluyor ve kollar sıvanıyor, hazırlıklar başlıyor Konya’yı bir önceki dönemde süperliğe çıkaran Konya’nın evladı bir teknik adama takım teslim ediliyor gayet güzel ve gelen hemşerimiz oldukçada başarılı. İlk yarıyı istenilen seviye yakalanmış, zirvedesiniz.

Hemen ikinci yarı hazırlıkları başlayıp takımın daha iyi olacağı beklentisi tüm şehri kucaklarken tekrar takım iyi futbol oynamıyor diye aynen geçen yılda olduğu gibi birinci yarı zirveye taşıyan adamanın işine son veriliyor ve yerine başka bir teknik adam. Sonuç hüsran zirvedeki bir takımın haline bakın.   

Velhasıl kelam siz bu teknik direktör değiştirme hastalığına devam ederseniz biz daha çok süperliğ hayali görürüz.

ELMAYI SEVERİM AMA KURDUNU ASLA.

Her çizginin,  her partinin ve değerin iki tür mensubu olur bir tüketicisi birde üreticisi.
Aynen şu insanoğlunu besleyen bitkiler gibi: O bitkilere arılar da konar, sinekler de. Arılar o bitkilerin çiçek özünü toplayarak bal üretirler. Sineklerse o bitkileri sadece tüketirler.

Kendinizi bir değere nispet etmiş olmanız tek başına çok şey ifade etmez; asıl olan sizin o değeri ne yaptığınızdır: Yaptıklarınızla paramparça edip Tüketiyor musunuz, yoksa değerine değer mi katıyorsunuz?

 Gözlerinizi açıp bakın etrafınıza,  mensubu olduğu değeri pazarlayarak geçinenler hasbelkader geldikleri konumda şimdiye kadar ne değer katmış sorarım sizlere. Amma bir şeyin farkında değiller mensubu olduğu değeri kurt gibi kemirip bitirdiğinin farkında değiller.

Tarif etmeye çalıştığım şey elma kurdu gibi bir şey,  elmaya olan ilgiyi hep kendilerine zannederler. Bu tiplerin işi, nerede olurlarsa olsunlar, üzerlerine kondukları değerin sırtından geçinmek, onu içten içe bitirmek. Bu tipler kendilerini nispet ettikleri değerin “yüz akı” değil, “yüzkarasıdırlar. Onların işi tıpkı bir elma kurdu gibi O değeri içten içe yiyip bitirmek,  .

Hiç kimsede bize elmayı seviyoruz diye kurdunu da sevmek zorundasınız diyemez.

 

NE KADAR ÇOK ERMENİ HAYRANIMIZ VARMIŞ.

Bazı şeyler anlamakta güçlük çekiyorum. Kendini güya mazlumun, garibanın, hakları elinden alınmış, zulüm görmüş mazlum insanların yanında olduğunu zanneden yazarlarımızın bu duyguları nedense hep Ermenilere karşı depreşiyor.

Dünyanın dört bir yanında milyonlarca mazlum halk, yurdundan yuvasın sürülürken gıkı çıkmayan; amma bir Ermeni’nin başına bir şey geldiği zaman hepimiz ermeniyiz diye ayağa kalkanları anlamadım.

Bunlar ne kadarda kendilerini mazlumun yanında olarak tarif etseler de, ben şahsen öyle bir şey göremiyorum.

Bunlar olsa olsa sadece Ermeni’nin yanında olurlar.

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.